Son Geyikler:

DİGER BLOGLARIM

http://marandafer.wordpress.com/ http://marandafer2.wordpress.com/

22 Mayıs 2008 Perşembe

SINAV:=)

Mutluydum. Kiz arkadasimla bir yildan beri nisanliydik ve
> evlenmeye karar
> verdik. Ailem bize
> her türlü yardimi yapti, arkadaslarim cesaretlendirdiler
> ve kiz arkadasim
> rüya gibiydi!!
> Fakat beni rahatsiz eden bir sey vardi; nisanlimin küçük
> kiz kardesi.
> Müstakbel baldizim açik-saçik
> giyinen yirmi yasinda bir afetti. Ne zaman yakinima gelse
> öne egilip iç
> çamasir sovu yapardi. Bunu
> baskalarinin yaninda yapmadigi için temkinli olmaliydim.
> Bir gün
> baldiz,dügün davetiyelerini kontrol etmek için beni
> yanina çagirdi.Yanina
> vardigimda yalnizdi; yakinda evlenecegimi, bana karsi
> engelleyemedigi ve
> engellemek istemedigi duygu ve arzularinin oldugunu
> kulagima fisildadi.
> Kendimi ablasina adamami ve evlenmeden önce benimle yatmak
> istedigini
> söyledi. Söyleyecek bir kelime bulamadim. Tamamen soke
> olmustum.'Yukari
> yatak odama çikiyorum ve eger beni istiyorsan yukari
> gel' dedi.Afallayip
> kalmistim, merdivenleri çikarken arkasindan sok içinde
> bakiyordum.
> Merdivenlerin sonuna vardiginda pantalonunu çikartip
> asagiya bana dogru firlatti altindaki ufacicik tangasi ile
> bana bakiyordu.
> Bir kaç dakika öylece kalakaldim. Sonra arkami dönüp
> ön kapiya dogru
> yürüdüm. Kapiyi açtim ve evden çikarak arabama dogru
> yürümeye basladim ki,
> Müstakbel kayinpederim disarida bekliyordu.
> Gözyaslari içinde sevgiyle bana sarilarak, Küçük
> sinavimizi basariyla
> geçtigin için hepimiz çok mutluyuz, kizimiza senden iyi
> bir damat
> bulamazmisiz.*. '*Ailemize hosgeldin.*' Dedi*…
>
>
> Hikayenin ana fikri... Prezervatif daima arabada durmali
> :))))))

ÇÖP KAMYONU

Bir gun bir taksiye atladim ve havaalanindan hareket ettik. Sag seritte yol alirken
siyah bir araba park ettigi yerden aniden yola, onumuze cikti. Taksi soforu sert bir
sekilde frene basti, kaydi ve diger arabaya carpmaktan milim farkiyla kurtuldu.
Diger arabanin surucusu camdan basini cikartip bagirmaya ve kufretmeye basladi.
Taksi soforu ona gulumsedi ve icten bir sekilde el salladi. Ve gercekten cok
arkadascaydi. Sordum: 'Neden bunu yaptiniz? Adam neredeyse arabanizi mahvedip ikimizi de
hastaneye gonderecekti. ' Taksi soforu bana, simdi 'Cöp Kamyonu Kanunu' dedigim seyi
ogretti.
Sofor pek cok insanin cöp kamyonu gibi oldugunu acikladi. Her tarafta cöp dolu
olarak dolaniyorlar; kizginlik, ofke ve hayal kirikligi dolular. Cöpleri biriktikce
onu birakacak bir yere ihtiyac duyuyorlar ve bazan sizin uzerinize birakabilirler.
Kisisel almayin. Sadece gulumseyin, onlar icin iyi seyler temenni edin ve yolunuza
devam edin. Onlarin cöpunu alip isyerinize, evinize veya sokaktaki diger insanlara
dagitmayin.
Isin ana fikri su ki, basarili insanlar cöp kamyonlarinin gunlerini mahvetmesine ve
ellerine gecirmesine izin vermezler. Hayat sabahlari pismanliklarla uyanmak icin
cok kisa, dolayisiyla 'size iyi davranan insanlari sevin, iyi davranmayanlar icin
dua edin.'
Hayat %10 onunla ne yaptiginiz, %90 onu nasil alip karsiladiginizdir.

19 Mayıs 2008 Pazartesi

HANGİ LASTİK?:=)

Dört universite ogrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini
kacirirlar, sinav ertesinde hocalarini yakalayip, zarzor bindikleri
arabanin
lastigi patladigi icin sinavi kacirdiklarina ikna ederler.
Kadin, yalvarmalarina dayanamayarak, bu dört arkadasa sinavi 3 gun
sonra yapacagini soyler.
Sinav gunu geldiginde, matematik hocasi bizim dortluyu sinifin dört
kosesine
oturtur. Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdir, sinavda da 5
soru
vardir. Sayfanin onundeki 4 matematik sorusu basit sorulardir ve her
biri 10
puanliktir.
Kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir
Hangi lastik patladi ??

16 Mayıs 2008 Cuma

Kendi İşimi Kurmak İstiyorum Fakat...Korkuyorum!

Kendi işimi kurmak istiyorum fakat biraz daha “pişmem” gerekli mi sektörde?
Kendi işimi kuracağım fakat biraz sermayeye ihtiyacım var sanki…
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat piyasa benim gerçek değerimin farkında değil.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat kişisel çevrem benim deli olduğumu düşünüyor.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat teknik bilgim yetersiz.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat pazarlama hakkında hiç bir bilgim yok.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat yeterli network’üm, kişisel ağım yok.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat iş yönetiminden anlamıyorum.
Kendi işimi kurmak istiyorum fakat para ile uğraşmayı oldum olası becerememişimdir…
Bu “fakat”ların hepsi aslında ne demek biliyor musunuz?

Kendi işimi kurmak istiyorum fakat korkuyorum.

Bu noktada yalan söylemeyeceğim. Korkmakta sonuna kadar haklısınız.
Ne yalan söyleyeyim ben de kendi girişimime korkudan tir tir titreyerek başladım.

Rüyalarınızdaki işi kuramayacağınızdan korkuyorsunuz.
Başarısız olacağınızdan korkuyorsunuz.
Saçmasapan bir şey yapıp çevreniz tarafından alay konusu olacağınızdan korkuyorsunuz.
Değişimden korkuyorsunuz.
Yapacağınız işin fırsat maliyeti sizi korkutuyor (yani bu işi yaparken yapamayacağınız diğer şeylerin maliyeti
diğer şeyleri açarsak:
başka iş fırsatları
kişisel zamanınızdaki kısıtlamalar
sevdiklerinize daha az zaman ayırmak
sürekli dağınık bir zihinle ortalıkta hayalet gibi dolaşmak… korkutuyor sizi)
Ancak, korku eğer kullanmayı bilirseniz oldukça tetikleyici bir motivasyon aracıdır.
Ve unutmayın sorun “bir şeylerin eksikliği” ya da “henüz hazır olmamanız” değil.
Kendinize bir hedef koyun ve bu hedef doğrultusunda gerekli şartları uzun vadede sağlamaya bakın. Gerisi gelir.

Bu hedef, bir dönem cd satarak,veya başka bir şey yaparak sermaye biriktirmenizi gerektiriyorsa öyle yapın.
Ya da gündüzleri para kazanıp, geceleri Batman misali kendi işlerine odaklanman gerekiyorsa, öyle yapın.
Günlük ortalama uykunu 4 saate indirmeniz gerekiyorsa “polifazik uyku teknikleri” üzerine çalışın biraz
Sadece bahane üretmeyin, ertelemeyin, şu andan itibaren yolunuzu çizin ve harekete geçin.

Siz Zaten Hazırsınız
Yeni bir girişim başlatmak için tüm koşulların mükemmel olmasını bekleyemezsiniz. Yıldızların sizin için mükemmel bir şekilde hizalanmasını beklemeniz yapacağınız en büyük hata olur.

Size bir kötü haber vereyim. Yıldızlar hiçbir zaman hizalanmayacak. Siz beklediğiniz sürece o parlak ilham ampulü kafanızda hiçbir zaman yanmayacak. Siz başka birileri için çalışırken öğrendiğiniz ve yaptığınız hiçbir şey sizi kendi girişiminizi kuracak düzeye getirmeyecek.

Şimdi de iyi haberler: Bunların hiçbir önemi yok. Gerçek olan şu ki siz zaten hazırsınız. Kendi girişiminizi başlatmanızı için önünüzde korkularınız ve endişeleriniz dışında hiçbir engel yok. Amiyane tabirle k*çınızı kaldırıp karar vermenize bakıyor her şey.

Eğer halen ikna olmadıysanız. Eğer yanınızda hâlâ birkaç mazeret bulunuyorsa onlardan da kurtulalım:

Daha Fazla Paraya İhtiyacınız Yok

Girişiminize başlamak için bir melek yatırımcının size bir çuval dolusu para vereceğini hayal ediyorsanız tembellik ediyorsunuz demektir.

Elinizde olan kaynakları sonuna kadar kullanın. Limitlerinizi zorlayın. Elinizden gelenin en iyisini yapın. Elinizde “elle tutulur” bir şeyler olsun. Ve ondan sonra finansman arayın

Daha Fazla Zamana İhtiyacınız Yok

Kendi girişiminizi başlatmanız için tek bir doğru zaman var ve o zaman da bugün, hemen ve şimdi.Yıldızlara güvenmeyin ve hemen şimdi başlayın.

Kendi işinize başladığınızda dünyanız heyecan ve karmaşa dolu olacak, uyku düzeniniz bozulacak. Binbir türlü sorunla karşılaşacaksınız. Başlangıç girişimi böyle çalışır. Ve bir başlangıç girişimini yönetmek dünyanın en zor işidir.

Ne yaparsanız yapın, zorluk çekeceksiniz. Ertelemek hiçbir şeyi değiştirmez.

Daha Fazla Deneyime İhtiyacınız Yok

Deneyim kazanmanın en iyi yolu, deneyimi yaşarayak kazanmaktır. Siz bir adım atın, isteseniz de istemeseniz de deneyim sahibi olacaksınız.

Daha Fazla Bahane Üretmeye Gerek Yok

Eğer önümüzdeki birkaç yılınızı bahane üretmekle harcamak ve kendinizi hazır olmadığınıza ikna etmekle geçirmek istiyorsanız buyrun devam edin.

Fakat eğer beklemenin sizi girişimci olmaya hazırlamadığını fark ettiyseniz, bu yazıyı bir köşeye bırakmanın ve eyleme geçmenin zamanı gelmiş de geçiyor demektir.

Evet, hemen, şu anda, şimdi.

Siz hâlihazırda hazırsınız.


kaynak:http://www.fikribol.com/donkisot/?p=36#comments

Dost Kazanma ve insanları Etkileme Sanatı 2008 (3)

3-Oltaya Uygun Yem Takmayanlar, Balık Tutamazlar

Ben kremalı çilekten hoşlanırım. Balıklar ise kurt yemeyi seviyorlar. Onun için Maine üzerinde balığa çıktığımda oltaya kremalı çilek takmayı aklımdan bile geçirmem. Oltamdaki kurtlara koşan balıkları kolaylıkla avlayabilirim. İnsanları elde etmek için de aynı yolu takip etmek mecburiyetindeyiz. İşte, vazgeçilmez kural: Oltaya doğru yemi takmak...

Bir insanı etkilemenin biricik çaresi, onun istekleriyle ilgilenmek, onun isteklerine değer vermek, onun isteklerinin önemini kabul etmektir.

Oğlunuza saatlerce sigara içmemesini istediğinizi anlatsanız ne elde edebilirsiniz? Sizin bu isteğiniz onu niçin etkilesin? Siz onun isteğini ön plana çıkarın. Oğlunuz futbolu çok mu seviyor? Ona sigara içtiği takdirde iyi bir futbolcu olamayacağını anlatın. Kendi isteğinin gerçekleşemeyeceğ i ihtimali onu daha çok etkileyecektir.

Prof. Harry A. Averstreet şöyle yazar: 'Davranışlarımızı n kaynağı arzu ve isteklerimizdir. Hangi alanda çalışıyor olursanız olun, başkalarında kuvvetli bir istek meydana getirebilirseniz insanlar yanınızda olur. Bunu başaramayan yalnızlığa mahkumdur.

Carnegie, ilk oğlundan uzun zaman mektup alamadığı için üzgün olan baldızına 'Endişelenme' demişti: 'Şimdi onlara bir mektup yazacağım ve derhal cevap gelecek' Carnegie annelerini ihmal eden çocuklara bir mektup yazdı ve zarfın içinde para yolladığını söyledi. Derhal cevap geldi: 'Mektubunuzu aldık. Ama zarfın içinden para çıkmadı'.

Yarın siz de belki başkasına bir şey yaptırmak isteyeceksiniz. Kendinize sorun: 'Bu adamın (veya bu kadının) bu işi yapmak istemesini nasıl sağlayabilirim? '

Başarının bir sırrı varsa, karşınızdakinin bakış açısını kavramak ve onun gözüyle görebilmektir.

Kendisini başkalarının yerine koyup, onları anlayabilen kimsenin geleceği için kaygı duymasına gerek yoktur.

İnsan tabiatının en zaruri ihtiyacı kendini tanımak ve ifade etmektir.

SEVİLMEK İÇİN ALTI YOL

1-Başkaları ile ilgileniniz.

Tippy herkesi severdi. O, herkesi sevdiği için de herkes onu severdi.

Psikoloji ilminin zirvelerinden Alfred Adler diyor ki: 'Başkaları ile ilgilenmeyen insanlar hayatta daima büyük güçlüklerle karşılaşmaya mahkumdurlar' .

Roosevelt, yerini Taft'a bıraktıktan sonra bir gün Beyaz Saray'ı ziyaret etmişti. Bütün görevlileri, hizmetçileri hatta mutfakta çalışan kadınları bile isimleri ile selamlamıştı. Archie Butt diyor ki: 'Roosevelt mutfakta çalışan Alice'i gördüğünde ona hala çavdar ekmeği yapıp-yapmadığını sordu. Alice de ona, yaptığını, ama yalnızca hizmetçilerin yediğini söyledi. Roosevelt, Alice'in tepsi içinde ikram ettiği bir dilim çavdar ekmeğini yiye yiye bahçeye çıkmış, bahçıvan ve işçileri selamlamıştı. Bu adamlar o günü gözyaşları içinde hatırlarlar. Bunlardan Ike Hoover der ki: 'O gün, son iki yıl içinde mutlu olduğum tek gündü'.

Telefonla konuşurken bile muhatabınız ses tonunuzdan bu konuşmadan ne kadar mutlu olduğunuzu anlamalıdır. Sizin ona değer vermeniz, onu size samimi olarak yaklaştıracaktı r.

Başkalarına karşı samimi ve derin bir ilgi gösteriniz.

2-Gülümseyiniz

İnsanın yüzünde taşıdığı, sırtında taşıdığından daha önemlidir.

İnsanları hareketleri kelimelerden daha yüksek bir sesle konuşur. Kelimelerinin dilini pek sevmediğimiz nice insanlara hallerinin güzel dili yüzünden bağlanıveririz.

Büyük bir şirketin yöneticisi 'İşe alacağım insanları seçerken, gülümsemeyi bilen bir lise mezununu, asık suratlı bir üniversite mezununa tercih ederim' demişti.

Gülümseyin. Öyle samimi ve sıcak olunuz ki, her sıktığınız ele, ruhunuzu da katınız.

Düşmanlarınızı düşünerek zaman kaybetmeyin.

Korkuya kapılıp hedef değiştirmeyiniz.

Aklınızı hedefinizde yoğunlaştırınız.

Güçlü ve faydalı olma düşüncenizi zihninizde yaşattıkça gerçekten de öyle olmaya başladığınızı göreceksiniz. Siz ısrar ettikçe fırsatlar çıkacaktır.

Fikir, imanla bağlanırsa, kudret haline gelir. İmanla bağlanın. Cesur, açıkgöz ve neşeli olun.

Kalbiniz neye bağlanırsa, varlığınız onun mahiyetine bürünür. Bürüneceğiniz mahiyeti doğru tespit edin.

3-İsimleri Hatırınızda Tutunuz

Sıradan bir adam bile kendi ismine dünyadaki bütün isimlerden fazla önem verir.

Bir insanı uzun zaman sonra hatırlayıp, ismi ile hitap etmek, büyük bir iltifat kabul edilir. Fakat ismi yanlış hatırlasanız veya yanlış telaffuz ederseniz, bu, zararlı olabilir. Adam yeterince önemsenmediğini düşünüp, gücenebilir.

Eserlerini kendilerine ithaf ettirmek için yazarlara para teklif eden zenginleri de biliyoruz. Siyasal adamlarının aldıkları ilk ders şudur: 'Bir seçmenin ismini hatırlamak devlet idaresine hazır olmanın ilk şartıdır. Başkalarının isimlerini hatırınızda tutunuz. Çünkü bir insan için dünyanın en tatlı ve önemli sesi, kendi ismidir.

TELEKIZ VE KİRA:=)

Bir gün adamın biri telekız ile beş yüz dolara
anlaşır.Ve geceyi beraber geçirirler.

Ancak sabah olup sıra parayı ödemeye gelince,adam cebinde yeteri kadar

para olmadığını anlar.

Tele kıza parası olmadığını,işyerine vardıktan sonra parayı zarfla göndereceğini söyler.

Kız da kabul eder. Adam zarfın üzerine daire kirası yazacağını söyler.

Adam işyerine vardıktan sonra parayı hazırlarken aslında gecenin o kadarda iyi geçmediğini, beklediği kadarda eğlenmediğini düşünür.

Ve kadına beşyüz dolar yerine ikiyüzelli dolar göndermeye karar verir.

Zarfın üzerine daire kirası olduğunu belirttikten sonra içine de şöyle

bir not iliştirir.

'Hanımefendi size beşyüz yerine ikiyüzelli dolar yolluyorum.

Çünkü ben; dairenizin daha önce hiç kullanılmamış olduğunu düşünmüştüm,

ve dairenizin daha küçük olduğunu sanıyordum...

Ayrıca

dairenizin ısıtma sistemini de hiç beğenmedim.Daha sıcak olmasını bekliyordum'

Ve zarfı kurye ile yollar.

Kadın zarfı açtığında paranın eksik olduğunu ve yanına bir not

iliştirilmiş olduğunu görür ve hemen cevap yazar:

Beyefendi; böylesi güzel bir dairenin daha önce kullanılmamış

olabileceğini nasıl düşünürsünüz?

Aslında daire hiç de büyük değil. Sizin dairenin içini dolduracak kadar

eşyanız olmadığı için size büyük gözükmüş olabilir.

Ayrıca ısıtma sistemi de iyidir ancak siz ateşlemeyi beceremediyseniz ben
ne yapabilirim?

Not:Zaten siz uyurken daire depozitosu olan 1000 doları cebinizden ödünç almıştım.

Kira tam ödenmediğinde depozito ev sahibinde kalır.

İyi günler
:))))))))))))

Dost Kazanma ve insanları Etkileme Sanatı 2008 (2)

2-İnsanları İdare Etmenin Büyük Sırrı

İnsanlara iş yaptırmanın en kestirme yolu insanlarda o işi yapma arzusu uyandırmaktır. İnsanlara tehditle, zulümle, kaba davranışlarla da iş yaptırmak mümkündür ama bu tarz davranışların, katlanmanız gereken ağır neticeleri vardır.

Samimi bir takdiri, iltifatı hangimiz özlemeyiz? Hangimiz bulduğumuz zaman reddederiz?

Yoksul bir bakkal çırağını bir evin döküntüleri arasında bulduğu hukuk kitaplarını okumaya sevk ederek sonunda onu Lincoln yapan duygu önemli olma arzusuydu.

George Washington kendisine Haşmetli Birleşik Devletler Başkanı denilmesini isterdi. Kristof Kolomb Okyanus Amirali ve Hindistan Naibi ünvanını istemişti. İmparatoriçe Büyük Katerina üzerinde İmparatoriçe Hazretleri yazmayan zarfları açmazdı.

Bazı ilim adamlarına göre, yaşadığımız dünyada önemli olma fırsatı bulamayanlar kendilerine ayrı bir dünya kuruyorlar. O dünyada çok önemli biri olarak yaşıyorlar.

Ben insanlara heyecan verebiliyorum. İnsanın yeteneklerini geliştirmesi ve kullanması takdir ve teşvik edilmesine bağlıdır. İdarecilerin tenkitleri kadar insanın çalışma ve başarma ihtirasını öldüren bir şey yoktur. Ben insana hız vermek için O'nu överim. İnsanlarda kusur bulmaktan nefret ederim. Beğendiğim bir şeyi takdir etmekte gecikmem. Bundan da zevk alırım. Ünü makamı ne olursa olsun tenkit yerine iltifat duyup da daha çok gayrete gelmeyen hiç kimseyi tanımadım.

Burada kendisinden daha akıllı ve yetenekli insanları etrafında toplamayı bilen bir adam yatıyor.

İnsanların iyi taraflarını düşünelim. Bunları takdir edelim. Takdirimizi söyleyelim. O zaman bu sözleriniz siz öldükten ya da söylediğinizi unuttuktan sonra bile söylediğiniz insanlarda yaşarlar.

15 Mayıs 2008 Perşembe

ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASIDIR:=)

*8 hafta süren bas ağrıları baş ağrısı olamaz, bir doktora gidin.
*Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacaktır.
*'Beni seviyor musun?' diye sormayın. Emin olun ki sevmesek yanınızda bir saniye bile durmayız...
*Bizden sizinle aynı üzüntüyü çekmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın işidir.
*Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok>yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.
*Biz erkekler basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan 'ekmek masada değil' diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın...
*Eğer 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü
ve sizi üzecekse, kesinlikle öbür anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın...
*Eğer bir şey istiyorsanız sormanız yeterli. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım.
*Biz erkekler öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin...
*Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.
*En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: 'En kolayını seç'.
Bizden komplike şeyler beklemeyin.
*Erkekler en fazla 16 renk görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir.
*Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır.
*Biz basitizdir. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruzdur. Sormayınız.
*Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır...
Bizi anlamaya çalışın lütfen, fazla abartmayın ama...
*Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden önce güzel en azından bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır...
*Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar... Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile
yapılmaz... Yapılmamalı da.
*Size 'neyiniz var' diye sorduğumuzda, 'hiç bir şeyim yok' derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin...
*Yeteri kadar ayakkabınız ve elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.
*Bunu tanıdığınız tüm kadınlara yollayın; bir kere de olsa erkekleri anlasınlar. Mümkün olduğu kadar çok erkeğe de yollayın ki, onlar da yalnız olmadıklarını bilsinler.

KARŞI CİNSTEN BİR ARKADAŞ,ERKEKLER ADINA KONUŞMUŞ.ASLINDA HAKSIZDA SAYILMAZ,BİZ KADINLAR BUNALTMIYORMUYUZ ARADA BU GARİPLERİ:=))..ADI SANI YOK ALINTI DİYORUM:=)

İKİ HEYKEL:=)

Yillarca,iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine
> bakar durumda parkta dururlarmis, taki bir gün bir melek
> cennettengelene kadar...
> Melek: 'Sizler iyi ve örnek birer heykel oldunuz, bu yüzden ben
> de size özel bir hediye verecegim.
> Yarim saat için sizi canlandiracagim, siz de bu süre içinde ne
> isterseniz yapabileceksiniz!' demis. Ve melek ellerini çirpar
> çirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz utanarak
> yaklasmislar,ama sonra hizla parktaki çaliliklarin arkasina
> kosmuslar. Kisa bir süre sonra çaliliklarin arkasindan
> kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, çalilar sallanmis. Onbes dakika
> sonra, çaliliklardan çikmislar,ikisinin de yüzünde genis
> bir tebessüm varmis. 'Onbes dakikaniz daha var!' demis melek,
> gozlerini anlamli anlamlikirparak... Disi heykelin yüzündeki
> tebessüm biraz daha yayilmis ve erkek heykele dönmüs:
> 'Harika! Ama bu sefer güvercini sen tut, ben siçcam kafasina !...

12 Mayıs 2008 Pazartesi

HIRSIZ VE POLİS VE DE BEYAZ YALAN.......

İki katlı bir evde oturan bir karıkoca tam yatmaya hazırlanırken karısı:
-Her halde garajda hırsız var, aşağıdan sesler geliyor der.

Adam camdan sessizce dışarı bakar ve:
-Evet, der. Dışarıda iki kişi var ve bizim eşyaları götürüyorlar...

Derhal polise telefon eder.
— Alo memur bey... Şu anda iki hırsız var ve garajdan eşyalarımızı çalıyorlar.
Acele araba gönderin, der.
Bunun üzerine polis:
- Evin içindeler mi? diye sorar.
— Hayır der adam. Garajdalar.. . .
— Tamam, o zaman içerden kapıları iyice kilitleyin ve ses çıkarmadan evde bekleyin.
Arabamız olduğunda göndeririz, çünkü şu anda bütün arabalar görevde...
Adam iki dakika sonra polise tekrar telefon eder.
— Biraz önce size garajda hırsız var diye telefon etmiştim ya...
— Evet!
— İkisini de vurdum!
İki dakika geçmeden bir sürü polis arabası ve bir de ambülâns gelir ve hırsızları suçüstü yakalarlar.
Polisin biri adama yanaşır:

— Hani adamları vurdum demiştiniz?
— Hani siz de şu anda arabamız yok demiştiniz!

Dost Kazanma ve insanları Etkileme Sanatı 2008 ·(1)

BU KİTAPLA 16 YAŞIMDA TANIŞTIM...İNSAN İLİŞKİLERİMİ,HAYATTA YOL ALIRKEN NASIL DAVRANMAM KONUSUNDA MUHTEŞEM BİR EGİTMEN OLDU...BU KİTAPTAN SİZE ALINTILAR KOYACAGIM,EGER FISATINIZ OLURSA KİTABI MUTLAKA ALIP OKUYUN,SONRA YİNE OKUYUN.
MÜKEMMELLİGİN AYRINTIDA SAKLI OLDUĞUNU HATIRLATAN REHBER BİR KİTAP..
Dale Carnegie HOCAMI ÇOK SEVİYORUM,YAŞAM REHBERİMİ:=)

FERAY
********************************************************************************

Carnegie, Missouri'de tren yoluna on mil uzaktaki bir çiftlikte doğmuş ve 12 yaşına kadar araba-tramvay görmemiştir. Fakat bu çocuk Hong Kong'dan Kuzey Kutbu'na kadar dünyanın dört bucağını dolaşmayı, bütün kurumların yöneticilerine ders vermeyi başarmıştır. Güney Dakota'da sığır çobanlığı yapan bir çocukken, İngiltere'de veliahtın himayesinde konferans veren birisi olabilmiştir.

Carnegie yaptığını şöyle açıklıyordu:

'İnsanların korkularını yenmelerine çalışıyorum. Başarısızlık, korkunun neticesidir. Korkularının yenenler, kendilerine güveniyorlar, atak oluyorlar.

Gün geçtikçe kurslarıma katılanların yalnız etkili konuşmak değil, sosyal münasebetlerden başarı sağlamanın diğer yollarını da öğrenmek ihtiyacında olduklarını gördüm.

Teknik bir meslekte bile başarının % 15 bilgiye, % 85 insanları idare etme sanatındaki maharete bağlı olduğu ortaya çıkmıştır.

Yaşayan meşhurlarla yüz yüze görüşmeler yaptım. Marconi, Roosevelt, Young, C. Gable, Pickford, Johnson bunların arasındaydı.

Yanımda çalışan 314 kişi bana selam bile vermezdi. Beni gördüklerinde yollarını değiştirirlerdi. Şimdi 314 düşmanım yerine, 314 dostum var. Çünkü artık onları başaramadıkları ile değil, başarabildikleri ile değerlendiriyorum. Azarlayarak değil, takdir ederek yaklaşıyorum'.

İNSANLARI İDARE ETMENİN TEKNİK ESASLARI

1-Tenkit Çok Tehlikeli Bir Kıvılcımdır

Yıllarca birçok cinayet işlemiş, insanları sindirerek haraca bağlamış, bir sürü soygun yapmış insanlar bile suçlu olduklarına inanmadıklarına göre, sizinle her gün görüşen insanlar, tenkitlerinizin doğru olduğunu hemen kabul edecekler midir? Sert tenkitleriniz bir işe yarayacak mıdır?

Bütün tenkitler yuvalarından uçan güvercinler gibi yuvalarına dönmeye mahkumdurlar.

Tenkit, insanın en çok değer verdiği 'benliğini' yaralıyor. O'nun hiddetlenmesine sebep oluyor.

Alman Ordusu'nda hiçbir asker olayın hemen sonrasında şikayette bulunamaz. Önce hiddeti yatışacak, olayı daha soğukkanlı değerlendirebileceğ i bir zaman geçecek, sonra şikayette bulunabilecektir.

Karısı veya başkaları iç harp sırasında Güney halkı için ağır sözler sarf ettiklerinde Lincoln şöyle diyordu: 'Onları tenkit etmeyiniz. aynı şartlar içinde bulunsaydık, aynı şekilde hareket edebilirdik' .

Dünyadaki karışıklıkların ve anarşinin birçok sebeplerinden biri de kendisi düzeltilmeye muhtaç olan insanların dünyayı düzeltmeye kalkmalarıdır.

Konfiçyus der ki: 'Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.

Çok tehlikeli bir kıvılcımdır tenkit. Bu kıvılcım, bir barut fıçısından farksız olan insan gururunu anında infilak ettirebilir.

Büyük adam, küçük adamlara karşı takındığı tavırlardan anlaşılır.

Dost Kazanma ve insanları Etkileme Sanatı 2008 ·

Carnegie, Missouri'de tren yoluna on mil uzaktaki bir çiftlikte doğmuş ve 12 yaşına kadar araba-tramvay görmemiştir. Fakat bu çocuk Hong Kong'dan Kuzey Kutbu'na kadar dünyanın dört bucağını dolaşmayı, bütün kurumların yöneticilerine ders vermeyi başarmıştır. Güney Dakota'da sığır çobanlığı yapan bir çocukken, İngiltere'de veliahtın himayesinde konferans veren birisi olabilmiştir.

Carnegie yaptığını şöyle açıklıyordu:

'İnsanların korkularını yenmelerine çalışıyorum. Başarısızlık, korkunun neticesidir. Korkularının yenenler, kendilerine güveniyorlar, atak oluyorlar.

Gün geçtikçe kurslarıma katılanların yalnız etkili konuşmak değil, sosyal münasebetlerden başarı sağlamanın diğer yollarını da öğrenmek ihtiyacında olduklarını gördüm.

Teknik bir meslekte bile başarının % 15 bilgiye, % 85 insanları idare etme sanatındaki maharete bağlı olduğu ortaya çıkmıştır.

Yaşayan meşhurlarla yüz yüze görüşmeler yaptım. Marconi, Roosevelt, Young, C. Gable, Pickford, Johnson bunların arasındaydı.

Yanımda çalışan 314 kişi bana selam bile vermezdi. Beni gördüklerinde yollarını değiştirirlerdi. Şimdi 314 düşmanım yerine, 314 dostum var. Çünkü artık onları başaramadıkları ile değil, başarabildikleri ile değerlendiriyorum. Azarlayarak değil, takdir ederek yaklaşıyorum'.

İNSANLARI İDARE ETMENİN TEKNİK ESASLARI

1-Tenkit Çok Tehlikeli Bir Kıvılcımdır

Yıllarca birçok cinayet işlemiş, insanları sindirerek haraca bağlamış, bir sürü soygun yapmış insanlar bile suçlu olduklarına inanmadıklarına göre, sizinle her gün görüşen insanlar, tenkitlerinizin doğru olduğunu hemen kabul edecekler midir? Sert tenkitleriniz bir işe yarayacak mıdır?

Bütün tenkitler yuvalarından uçan güvercinler gibi yuvalarına dönmeye mahkumdurlar.

Tenkit, insanın en çok değer verdiği 'benliğini' yaralıyor. O'nun hiddetlenmesine sebep oluyor.

Alman Ordusu'nda hiçbir asker olayın hemen sonrasında şikayette bulunamaz. Önce hiddeti yatışacak, olayı daha soğukkanlı değerlendirebileceğ i bir zaman geçecek, sonra şikayette bulunabilecektir.

Karısı veya başkaları iç harp sırasında Güney halkı için ağır sözler sarf ettiklerinde Lincoln şöyle diyordu: 'Onları tenkit etmeyiniz. aynı şartlar içinde bulunsaydık, aynı şekilde hareket edebilirdik' .

Dünyadaki karışıklıkların ve anarşinin birçok sebeplerinden biri de kendisi düzeltilmeye muhtaç olan insanların dünyayı düzeltmeye kalkmalarıdır.

Konfiçyus der ki: 'Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.

Çok tehlikeli bir kıvılcımdır tenkit. Bu kıvılcım, bir barut fıçısından farksız olan insan gururunu anında infilak ettirebilir.

Büyük adam, küçük adamlara karşı takındığı tavırlardan anlaşılır.

2-İnsanları İdare Etmenin Büyük Sırrı

İnsanlara iş yaptırmanın en kestirme yolu insanlarda o işi yapma arzusu uyandırmaktır. İnsanlara tehditle, zulümle, kaba davranışlarla da iş yaptırmak mümkündür ama bu tarz davranışların, katlanmanız gereken ağır neticeleri vardır.

Samimi bir takdiri, iltifatı hangimiz özlemeyiz? Hangimiz bulduğumuz zaman reddederiz?

Yoksul bir bakkal çırağını bir evin döküntüleri arasında bulduğu hukuk kitaplarını okumaya sevk ederek sonunda onu Lincoln yapan duygu önemli olma arzusuydu.

George Washington kendisine Haşmetli Birleşik Devletler Başkanı denilmesini isterdi. Kristof Kolomb Okyanus Amirali ve Hindistan Naibi ünvanını istemişti. İmparatoriçe Büyük Katerina üzerinde İmparatoriçe Hazretleri yazmayan zarfları açmazdı.

Bazı ilim adamlarına göre, yaşadığımız dünyada önemli olma fırsatı bulamayanlar kendilerine ayrı bir dünya kuruyorlar. O dünyada çok önemli biri olarak yaşıyorlar.

Ben insanlara heyecan verebiliyorum. İnsanın yeteneklerini geliştirmesi ve kullanması takdir ve teşvik edilmesine bağlıdır. İdarecilerin tenkitleri kadar insanın çalışma ve başarma ihtirasını öldüren bir şey yoktur. Ben insana hız vermek için O'nu överim. İnsanlarda kusur bulmaktan nefret ederim. Beğendiğim bir şeyi takdir etmekte gecikmem. Bundan da zevk alırım. Ünü makamı ne olursa olsun tenkit yerine iltifat duyup da daha çok gayrete gelmeyen hiç kimseyi tanımadım.

Burada kendisinden daha akıllı ve yetenekli insanları etrafında toplamayı bilen bir adam yatıyor.

İnsanların iyi taraflarını düşünelim. Bunları takdir edelim. Takdirimizi söyleyelim. O zaman bu sözleriniz siz öldükten ya da söylediğinizi unuttuktan sonra bile söylediğiniz insanlarda yaşarlar.

3-Oltaya Uygun Yem Takmayanlar, Balık Tutamazlar

Ben kremalı çilekten hoşlanırım. Balıklar ise kurt yemeyi seviyorlar. Onun için Maine üzerinde balığa çıktığımda oltaya kremalı çilek takmayı aklımdan bile geçirmem. Oltamdaki kurtlara koşan balıkları kolaylıkla avlayabilirim. İnsanları elde etmek için de aynı yolu takip etmek mecburiyetindeyiz. İşte, vazgeçilmez kural: Oltaya doğru yemi takmak...

Bir insanı etkilemenin biricik çaresi, onun istekleriyle ilgilenmek, onun isteklerine değer vermek, onun isteklerinin önemini kabul etmektir.

Oğlunuza saatlerce sigara içmemesini istediğinizi anlatsanız ne elde edebilirsiniz? Sizin bu isteğiniz onu niçin etkilesin? Siz onun isteğini ön plana çıkarın. Oğlunuz futbolu çok mu seviyor? Ona sigara içtiği takdirde iyi bir futbolcu olamayacağını anlatın. Kendi isteğinin gerçekleşemeyeceğ i ihtimali onu daha çok etkileyecektir.

Prof. Harry A. Averstreet şöyle yazar: 'Davranışlarımızı n kaynağı arzu ve isteklerimizdir. Hangi alanda çalışıyor olursanız olun, başkalarında kuvvetli bir istek meydana getirebilirseniz insanlar yanınızda olur. Bunu başaramayan yalnızlığa mahkumdur.

Carnegie, ilk oğlundan uzun zaman mektup alamadığı için üzgün olan baldızına 'Endişelenme' demişti: 'Şimdi onlara bir mektup yazacağım ve derhal cevap gelecek' Carnegie annelerini ihmal eden çocuklara bir mektup yazdı ve zarfın içinde para yolladığını söyledi. Derhal cevap geldi: 'Mektubunuzu aldık. Ama zarfın içinden para çıkmadı'.

Yarın siz de belki başkasına bir şey yaptırmak isteyeceksiniz. Kendinize sorun: 'Bu adamın (veya bu kadının) bu işi yapmak istemesini nasıl sağlayabilirim? '

Başarının bir sırrı varsa, karşınızdakinin bakış açısını kavramak ve onun gözüyle görebilmektir.

Kendisini başkalarının yerine koyup, onları anlayabilen kimsenin geleceği için kaygı duymasına gerek yoktur.

İnsan tabiatının en zaruri ihtiyacı kendini tanımak ve ifade etmektir.

SEVİLMEK İÇİN ALTI YOL

1-Başkaları ile ilgileniniz.

Tippy herkesi severdi. O, herkesi sevdiği için de herkes onu severdi.

Psikoloji ilminin zirvelerinden Alfred Adler diyor ki: 'Başkaları ile ilgilenmeyen insanlar hayatta daima büyük güçlüklerle karşılaşmaya mahkumdurlar' .

Roosevelt, yerini Taft'a bıraktıktan sonra bir gün Beyaz Saray'ı ziyaret etmişti. Bütün görevlileri, hizmetçileri hatta mutfakta çalışan kadınları bile isimleri ile selamlamıştı. Archie Butt diyor ki: 'Roosevelt mutfakta çalışan Alice'i gördüğünde ona hala çavdar ekmeği yapıp-yapmadığını sordu. Alice de ona, yaptığını, ama yalnızca hizmetçilerin yediğini söyledi. Roosevelt, Alice'in tepsi içinde ikram ettiği bir dilim çavdar ekmeğini yiye yiye bahçeye çıkmış, bahçıvan ve işçileri selamlamıştı. Bu adamlar o günü gözyaşları içinde hatırlarlar. Bunlardan Ike Hoover der ki: 'O gün, son iki yıl içinde mutlu olduğum tek gündü'.

Telefonla konuşurken bile muhatabınız ses tonunuzdan bu konuşmadan ne kadar mutlu olduğunuzu anlamalıdır. Sizin ona değer vermeniz, onu size samimi olarak yaklaştıracaktı r.

Başkalarına karşı samimi ve derin bir ilgi gösteriniz.

2-Gülümseyiniz

İnsanın yüzünde taşıdığı, sırtında taşıdığından daha önemlidir.

İnsanları hareketleri kelimelerden daha yüksek bir sesle konuşur. Kelimelerinin dilini pek sevmediğimiz nice insanlara hallerinin güzel dili yüzünden bağlanıveririz.

Büyük bir şirketin yöneticisi 'İşe alacağım insanları seçerken, gülümsemeyi bilen bir lise mezununu, asık suratlı bir üniversite mezununa tercih ederim' demişti.

Gülümseyin. Öyle samimi ve sıcak olunuz ki, her sıktığınız ele, ruhunuzu da katınız.

Düşmanlarınızı düşünerek zaman kaybetmeyin.

Korkuya kapılıp hedef değiştirmeyiniz.

Aklınızı hedefinizde yoğunlaştırınız.

Güçlü ve faydalı olma düşüncenizi zihninizde yaşattıkça gerçekten de öyle olmaya başladığınızı göreceksiniz. Siz ısrar ettikçe fırsatlar çıkacaktır.

Fikir, imanla bağlanırsa, kudret haline gelir. İmanla bağlanın. Cesur, açıkgöz ve neşeli olun.

Kalbiniz neye bağlanırsa, varlığınız onun mahiyetine bürünür. Bürüneceğiniz mahiyeti doğru tespit edin.

3-İsimleri Hatırınızda Tutunuz

Sıradan bir adam bile kendi ismine dünyadaki bütün isimlerden fazla önem verir.

Bir insanı uzun zaman sonra hatırlayıp, ismi ile hitap etmek, büyük bir iltifat kabul edilir. Fakat ismi yanlış hatırlasanız veya yanlış telaffuz ederseniz, bu, zararlı olabilir. Adam yeterince önemsenmediğini düşünüp, gücenebilir.

Eserlerini kendilerine ithaf ettirmek için yazarlara para teklif eden zenginleri de biliyoruz. Siyasal adamlarının aldıkları ilk ders şudur: 'Bir seçmenin ismini hatırlamak devlet idaresine hazır olmanın ilk şartıdır. Başkalarının isimlerini hatırınızda tutunuz. Çünkü bir insan için dünyanın en tatlı ve önemli sesi, kendi ismidir.

4-Dinlemeyi Biliniz

Dinleyen birisini bulduğunuzda dinletmeyi sevmeyenimiz yoktur.

Heyecanlı dikkat ve ilgiden zevk almayacak insan yoktur.

En sert, en saldırgan, tenkitçiler bile sabırlı ve sevimli bir dinleyici karşısında yumuşarlar. Böyle dinleyiciler zehirini akıtan tenkitçinin dilinin tutulacağını bilirler ve sabırla zehirini akıtmasını beklerler.

Detner Yünlüler Şirketi'nin 15$'lık borcu için mektup yağmuruna tuttuğu bir müşteri, şirketin kurucusu Julian F. Detner'in odasına öfke ile dalmıştı: 'Muhasebeniz hesabımı yanlış tutmuş. Size borcum falan yok 15$ ödemeyeceğim gibi, bir daha on paralık alışveriş de yapmayacağım' diye gürleyen müşteriyi Detner dikkatle dinlemişti:

-Hiç sözünü kesmedim. İçini boşalttı. Rahatladığını görünce şöyle konuştum: 'Şikago'ya kadar gelip bu gerçekleri bildirdiğiniz için teşekkür ederim. Siz dikkatli bir müşterisiniz. Hatayı binlerce hesapla uğraşan memurlarımızın yaptığına eminim. Bir daha bizden alışveriş de yapmayacağımıza göre, ben size diğer iyi firmaları tanıtayım'.

Çok etkilenmişti. Şikago'ya geldikçe beraber yemek yerdik. Bu defaki yemek davetimin sonunda yüklü bir sipariş vererek ayrıldı. Birkaç gün sonra da hesapları tekrar incelediğini, 15$'lık bir borcunun olduğunu bildiren mektubu geldi. Bu adam oğluna Detner adını vermiş ve ölünceye kadar dostumuz olarak kalmıştır.

Önemli insanlarla çok sevilen röportajlar yapan Isaac Marcosson der ki: 'Birçok insan dikkatle dinlemeyi bilmediğinden, iyi bir izlenim bırakmaz. Bunlar hep daha sonra söyleyeceklerini düşündükleri için, kulak açmazlar. Benim röportaj yaptığım büyük adamların hepsi de, konuşmaktan çok, iyi bir dinleyici olmayı tercih ettiklerini söylemişlerdir' .Karşınızdakini dinlemeyi biliniz. Başkalarına kendilerinden bahsetme imkanı veriniz.

5-İnsanların İlgilerini Paylaşınız

Bir insanın gönlünü kazanmak için onun ilgilendiği konuları konuşmanın çok etkili olduğu bilinmelidir.

Avrupa'da düzenlenen büyük bir izci toplantısına katılacaktık. Oymağımdaki izcilerden birisi yol masrafını karşılayamayacak durumdaydı. Dev şirketlerden birinin yöneticisinden bu çocuk için yardım istemeye karar verdim.

Görüşmeye gitmeden önce şirket yöneticisinin bir zamanlar bir milyon dolarlık bir çek yazdığını, karşılığı ödendikten sonra bu çeki çalışma odasına astığını öğrenmiştim. Odasına girer girmez bu çekten bahsetmeye başladım. Şimdiye kadar hiç bir milyon dolarlık bir çek görmediğimi, şimdi böyle bir çeki gördüğümü izcilerime anlatacağımı söyledim. Yöneticiden çekin hikayesini de anlatmasını istedim. Bana o günü, tekrar yaşayarak, zevkle anlattı.

Görüyorsunuz ya, Chalif söze yardım isteği ile değil, yöneticiyi çok heyecanlandıran bir konuyla başlamıştı. Bakalım bunun sonucunda ne elde etmiş?

-Çek bahsi bitince yönetici candan bir ilgiyle ziyaretimin amacını sordu. Ben de anlattım. O, bir değil, beş çocuğun masrafını karşılayabileceğ ini söyledi. Bin dolarlık bir çek yazdı. Şirketin Avrupa'daki şubelerine bize her konuda yardımcı olmalarını isteyen birer mektup hazırlattı. Üstelik Paris'te bizi bizzat karşılayıp şehri gezdirdi. Çek hikayesi aramızda öyle bir dostluk doğurdu ki, hala elinden gelen hiçbir yardımı izcilerimden esirgemez. O gün sözlerime onu çok ilgilen bir konu ile başlamamış olsaydım, herhalde bu başarıyı elde edemezdim.

Karşınızdakilerin ilgilerini paylaşınız.

6-Başkalarına Önemli Birisi Olduklarını Hissettiriniz

Başkalarına, size nasıl davranılmasını istiyorsanız, öyle davranın.

Hepimiz saygı görmek, samimiyetle takdir edilmek isteriz. Hakkımızda güzel sözler söylenilmesinden hoşlanırız. Önemli birisi olduğumuzun farkedilmesinden mutluluk duyarız. Evet, hepimiz önemli birisi değil miyiz?

Bu takdir etme uygulamasına başlamanız için Amerika'nın Ankara Büyükelçisi ya da FIFA Başkanı olmayı beklemeyiniz. Herkesin takdir edilmeye ihtiyacı vardır ve takdir etmesini bilmelidir. İşimiz dost kazanmak değil mi?

Size zahmet verdiğim için üzgünüm', 'Rica ederim', 'Lütfen', 'Teşekkür ederim' gibi söylenmesi hiç de zor olmayan cümleler karşınızdaki insana kendisine değer verildiğini düşündüreceği gibi sizin iyi yetişmiş olduğunuzu da gösterir. Başkalarına önemli biri olduklarını hissettiriniz. Bunu samimiyetle yapınız.

İNSANLARI KAZANABİLMENİN ON İKİ YOLU

1-Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur

Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir. Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: 'Cahil bir adamı münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur.

2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz

Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağı nıza göre, niçin yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz?

Bir şey ispatlayacaksanı z, bunu iddianızı ve niyetinizi belli etmeden yapınız. Öğreniyormuş gibi davranarak öğretiniz. Hatırlamaya çalışıyormuş gibi hatırlatınız.

Acaba yanlış mı düşünüyorum?

Çünkü bizim esas korumaya çalıştığımız şey fikirlerimiz değil, şahsiyetimizdir.

3-Yanlışınızı Kabul Ediniz

Hatayı kabullenmek hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir. Üstün bir karakterin belirtisidir.

Yanıldığınız takdirde bunu çabuk ve kesin bir şekilde kabul ediniz.

4-İşe Dostça Başlayınız

Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar sinek toplar.

Nezaket ve dostluk, sertlikten kuvvetlidir.

5-Hayır'ın Geri Dönüşü Zordur

Söze doğrudan doğruya anlaşmazlık bulunan konulardan başlamayınız. Başlangıç noktanız ortak düşünceleriniz olsun.

Muhatabınızın ilk sözlerinin 'Evet' olmasını sağlayınız. Muhatabınıza konuşmanın başında 'Hayır' dedirtmeniz büyük strateji hatası olacaktır.

6-Şikayete Karşı Sigorta

Çok kimse düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok konuşmaları gerektiğini zanneder.

Değişik bir fikri dinlerken sabırsızlanıp lafa karışmayın. Kendi fikrinizi ifade etmek için konuşmanın bitmesini bekleyin. Muhatabınızı düşündüğü bir şeyi anlatması için teşvik edin. Bunu samimimi olarak yapın. Konuşmasına müsaade etmediğiniz biri, sizin düşüncelerinizden etkilenmez. Onun aklı, söyleyemediklerinde kalır.

New York Herald Tribune gazetesinin ekonomi sayfasındaki ilanda yetenekli bir adam arandığı bildiriliyordu. Charles T. Cubellis de müracaat etti ve mülakata çağırıldı. Cubellis mülakata girmeden önce görüşeceği adam hakkında Wall Street'de epey bilgi topladı. Mülakat esnasında şu bilgileri araya sıkıştırdı: '28 yıl önce büyük bir odada tek memurla bu işe başladınız ve bu noktaya geldiniz değil mi? Sizinle çalışmak, benim için şereftir'.

Hayattaki mücadelesini anlatmaktan hoşlanmayan adam var mıdır? Bu adam da neler çektiğini, engelleri nasıl aştığını, işlerini nasıl büyüttüğünü saatlerce anlattıktan sonra Personel Müdürü'nü çağırmıştı: 'Aradığınız adam bu. Hemen işe başlatın'.

Cubelis önce bilgi toplamakla, sonra da bu bilgiler vasıtasıyla karşısındaki adama uzun uzun konuşma, kendinden bahsetme imkanı vermekle bir iş sahibi olmayı başarmıştı.

7-Düşüncelerinizi Başkalarına Söyletebilmenizin Önemi

Kendi fikirlerimize başkaları tarafından fikirlerden daha çok önem veririz. Başkalarının fikirlerini daima belirli bir direnmeyle karşılarız. Öyleyse fikrimizi kabul ettirmenin yolu nedir? Çok basit, Kendi fikrimizi karşımızdakine sanki kendi fikriymiş gibi söyletebilmek.

Theodore Roosevelt New-York valisi iken siyasi liderlerin sıcak bakmadığı işleri, onların onayını alarak yapıyordu. Nasıl mı?

'Önemli bir makama atama yapacağım zaman, siyasi liderlere haber verir, teklifte bulunmalarını isterdim. İlk verdikleri ismin yeterli birisi olmadığını söyler, ikinci bir isim isterdim. Bunun da sakıncalı olabilecek taraflarını anlatır başka bir teklifte bulunmalarını rica ederdim. Bu, biraz daha iyi bir isim olurdu. Onlar benim istediğim adamı teklif ettiklerinde 'tamam' derdim, 'kabul ediyorum'. Böylece onların istediği adamı atamış olurdum. Sonra da döner şöyle derdim: 'Ben size destek oluyorum. Şimdi sıra sizde.. Bu usulle hiç istemedikleri konularda bile yanımda olmalarını sağlıyordum'.

Bir fikrimi ona, üzerine giderek kabul ettirmeye çalışmazdım. Laf arasında şöyle bir dokunup geçerdim. fikrim, onda adeta demlenir, birkaç gün sonra Wilson tarafından kendi fikriymiş gibi açıklanırdı.

Beni alacağım sonuç ilgilendirdiğ inden, bu fikir benimdi demezdim. Böylece demleme olunu devam edebilirdi. Wilson da öne sürdüğü fikirlerin bana ait olduğunu anlamazdı bile.

Karşınızdaki insana fikrin kendisine ait olduğunu düşündürünüz. Başkalarının, fikirlerinizi kendilerine mal etmelerinden kaçınmayınız.

8-Büyük Neticelerin Küçük Formülü

Çocuklar işbirliği yapmak, bir işi birlikte başarmak fikrinden çok etkileniyorlar. Başarımı, olaya onların gözüyle bakmama borçluyum.

Unutmayın ki karşınızdaki insan hatalı olduğunu hemen kabul etmeyecektir. Bu yüzden onu suçlamadan önce, düşüncesine kuvvet veren sebepleri anlamaya çalışmalısınız. İnsanların düşüncelerinin sebeplerini keşfederseniz. onun şahsiyetinin anahtarını ele geçirmiş olursunuz. Kapıyı açmak kolaydır artık. Bunu sağlamak için kendinizi onun yerine koymalısınız. 'Onun yerinde olsaydım, onun şartları altında bulunsaydım, nasıl hareket ederdim acaba?'

Olayları tam bir samimiyetle başkalarının bakış açılarından da görmeye çalışınız.

9-Sempatinin Gücü

A-Bu şekilde insanların ihtiyacı olan şey sempati görmektir. Çocuk, yarasını herkese bunun için gösterir. Hatta daha fazla sempati görebilmek için bir yerini yaraladığı bile olur. Büyük insanlar da yanı sebepten maddi-manevi yaralarını-berelerini anlatıp dururlar. Geçirdikleri kazalardan, ameliyatlardan bahsederler. Neler çektiklerini, başlarına ne felaketler geldiğini anlatıp aniden sırlarını dökerler. Bütün dünyada herkes kendi gerçek ya da hayali ızdırablarına karşı acınıp durur.

Diğer insanların düşüncelerine, arzularına, tavırlarına sempati gösteriniz.

10-Asil Duyguların Harekete Geçirilmesi

Gerçek şu ki, karşılaştığınız herkes, aynada gördüğünüz adam dahil, kendisine büyük bir saygı duyar. Başkalarının da bu saygıyı kendisine göstermesini ister.

John D. Rockfeller Jr. a gazetelerde çocuklarının resimlerinin basılmasını asil duygulara hitap ederek önlemişti. Onun dediği şuydu: 'Sizler de çocuk sahibisiniz. Küçüklere vaktinden önce şöhret sağlamanın iyi yetişmelerini engelleyeceğini takdir edersiniz'.

Bir müşteri hakkında kesin bilgileriniz yoksa, ona dürüst, samimi, namuslu borcuna sadık adam olduğuna inandığınızı söyleyin. Siz böyle söylerseniz, o da kendisini böyle olmak zorunda hisseder. Kendisine bu vasıflar verilen bir insan başka türlü hareket etmek istemez. A-Bir adama namussuz olduğunu söylerseniz, o zaman da namuslu davranmak istemez. Bu kuralın istisnası çok azdır.

11-Fikirlerin Gösterisi

Rakamlar, konuşmaktan çok daha büyük bir fayda sağlar. Grafiğin gücü ise rakamı aşar. Rakamların şekillerle ifadesi daha etkili olur.

12-Son Çare

İyi ve çok iş yaptırabilmek için rekabeti körüklemek gerekir. Bu, herkesi birbirine ezdiren bir rekabet değildir. Daha mükemmeli yakalama arzusunun ateşlenmesidir.

İnsanlara vasıflarını ortaya çıkarabilecek cesareti veriniz. Bu cesareti vermenin en emin yolu da onlara meydan okumaktır.

İNSANLARI KOLAYLIKLA DEĞİŞTİRMENİN DOKUZ YOLU

1-Mutlaka Kusur Bulacaksanız. ..

Sekreter bu uyarıdan hiç alınmadı. Çünkü az evvel üstün bir yanı söylenmişti. İnsan övüldükten sonra, kusurunun söylenmesine tahammül edebilir. Tamamen gözden çıkarılmadığını düşünüp, rahatlar. Kusurunu düzeltecek gücü kendisinde bulabilir. Berber de traş etmeden önce, müşterisinin sakalını sabunlamaz mı?

Önce övgü, sonra tenkit sonra itimat. İşte insanı öldürmeden kazanmanın formülü: 'Çok iyisin. Şu hataların var. Sana itimat ediyorum'.

Söze samimi bir takdirle başlayınız.

2-Düşman Kazanmadan Tenkit Etmenin Yolu

İnsanlara hatalarını dolaylı olarak anlatınız. Böylece kaş yapayım derken, göz çıkartmazsınız; düşman kazanmazsınız.

3-Önce Kendi Hatalarınızı Söyleyiniz

Hatan, benim yaptığım hatadan daha küçük ama sen bunu yapmamalısın.

Kendi hatalarımızdan bahsetmemiz, başkalarının da kendi hatalarını kabullenmelerini kolaylaştırır.



4-Hiç kimse Emir Almaktan Hoşlanmaz

Doğrudan emirler yağdırmak yerine yapmaları gerektiğini insanlara hissettiriniz.

5-İnsanların Gururlarını Koruyunuz

Yıkılan gurur çoğu zaman beraberinde başkalarını da alır götürür.

6-Küçük Bir Takdir Büyük Başarıya Sevk eder

Her insanda gördüğünüz en küçük bir yeteneği ve başarıyı bile samimiyetle takdir ediniz. İnsanlar bu takdir cümlelerin verdiği hızla büyük başarı yollarına girerler. Unutmayınız, böyle davranılmaya sizin de ihtiyacınız var.

7-Değer Vermek

Herhangi bir insana bir meziyetinden veya faziletinden ötürü saygı duyduğunuzu hissettirirseniz, onu idare etmek son derece kolaylaşır.

Baştan çıkmış bir adamı yola getirmek için ona namuslu adam muamelesi yapmak gerekir. Bu muamele onu öyle sevindirir ki, layık görüldüğü şekilde karşılık vermek ister. Bir başkasının gösterdiği itimat ona gurur verir.

Bir insana öyle bir değer veriniz ki, o değere gerçekten sahip olmak istesin. İnsanlara değerli olarak yaşama imkanlarının ve fırsatlarının önünü açınız.

8-Zorlaştırmayı nız

Bir çocuğa, bir eşe, bir memura beceriksiz ve yeteneksiz olduğunu söylerseniz, onun bütün gelişme, başarılı olma ümit ve arzusunu kırarsınız. Tam tersini yapınız. Yapılacak işin zor değil kolay olduğunu söyleyiniz. Teşvik ediniz. Yapamadıklarını tenkit etmeden önce yapabildiklerini övünüz. Onun yeteneğine güvendiğinizi hissettiriniz. O zaman daha iyi olmak için elinden geleni yapacaktır. İnsanlara eksikliklerinin kolayca getirebileceğ ini, hatalarının kolayca düzeltilebileceğ ini söyleyiniz. Yapmaları gereken işlerin zor olmadığını hissettiriniz. Ne kendi işinizi, ne onların işini zorlaştırmayınız. Daima cesaret aşılayınız.

9-Sevdiriniz

Yapılmasını istediğiniz işi karşınızdakine sevdirerek yaptırınız.

AİLE HAYATIMIZI DAHA MUTLU YAPACAK YEDİ YOL

1-Aile Hayatınızın Mezarını Kazmak İstemiyorsanız. ..

Kıskançlığın zehirli dumanları bu evliliği de boğmuştu. Kadın dırdırı ile imparatoru bile evinden kaçırtmıştı.

Kocaların evlerini terk etmelerinin en önemli sebebinin karılarının dırdırı olduğunu gördüm.

2-Sev ve Yaşat

Karşısında kendisinde kusur arayan, kusurlarını büyüten bir kadın değil, sadece yorgun başını dinlendirmeye çalışan bir kadın bulmuştur.

Karısının kendisine güvendiği bir erkek dik durur, güçlü olur. Bu konuda verilebilecek en çarpıcı örnek Hz. Muhammed ile Hz. Hatice'nin bir konuşmasıdır. Günlerce süren ruhi gerginlikten sonra Hz. Muhammed eşi Hz. Hatice'ye Peygamberlikle görevlendirildiğ ini açıkladığında tereddütsüz aldığı cevap şudur: 'Eğer hakikaten bir Peygamber gelecekse, bu ancak sen olabilirsin' .

Evlilikte başarı yalnızca aranan eşi bulmak değildir. Aynı zamanda aranılan eş olmalıdır.

Eşinizi 'Aradığım bu değildi' diye suçlamayın. Acaba onun da aradığı siz miydiniz?

Hayat arkadaşınıza önem veriniz. Onu olduğu gibi kabul ediniz.

3-Soluğu Mahkemede Almamak İçin

İmparatoriçe Katerina da evinde aynı diplomasiyi uyguluyordu. Güçlü bir imparatorluğun bütün tebaasını avucunun içinde tutan, düşmanlarına işkence yapmaktan çekinmeyen, hasımlarını kurşuna dizdiren gereksiz savaşlar ilan eden bu kadar evinde kimseyi incitmezdi. Aşçısının önüne koyduğu yanmış eti bile hiç bir şey söylemeden yerdi. Hatta aşçısına gülümserdi. Catherine dışarıda ne kadar zalimse, evinde de o kadar sabırlı, kibar ve hoşgörülüydü.

Evlilik gemisinin sert kayalara çarpıp parçalanmasına sebep olan dev dalgalar yıkıcı tenkitlerden başka bir şey değildir.

Kırıcı, aşırı, lüzumsuz, yıkıcı tenkitten kaçının. Aksi halde soluğu mahkemede alırsınız.

4-Herkesi Mutlu Etmenin Kestirme Yolu

Kadının mutlu ve evine bağlı olması için kocası tarafından takdir edilmesi gerekir. Katını mutlu eden erkek kendisinin de mutluluğunu sağlamış olur.

5-Kadın İçin Küçük Bir Dikkatin Büyük Değeri Vardır

Lütfen bir demet çiçek götürmek için karınızın hasta olmasını beklemeyin.

Kadınlar doğum, nişan, nikah günlerine büyük önem verirler. Bunların unutulmasını kendilerinin sevilmediği şeklinde yorumlarlar. İçlerinde hakaret kabul edenler de vardır. Erkeklerin eşlerinin doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini, benzeri önemli günleri mutlaka ezberlemelidirler. Bunların hatırlanmaması halinde üzülebilecek erkekler varsa, kadınlar bu günleri unutmadıklarını göstermelidirler. ..

Birçok insan küçük dikkatlerinin değerini takdir etmez. Küçük ihmaller birikir, ortaya koskocaman bir boşanma davası çıkar. Küçük bir dikkatsizliğin orman yangınına sebep olduğunu unutmamalıyız.

6-Bunu İhmal etmemelisiniz

Hollanda'da bir eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmak zorundasınızdır. Bu, günün sıkıntılarını kapının önünde bırakmak anlamına gelir. Hepimiz ayakkabılarımızı çıkarıp, eve öyle girmeliyiz. Bu çok önemli bir derstir.

Müşterisine kötü söz söylemeyi aklından bile geçirmeyen adam, karısına ağzına geleni söyler. Ne budalalıktır. Mutlu olması için karısı ona daha çok lazımdır. Bir kadın, yüz bin müşterinin veremeyeceği mutluluğu verebilir.

11 Mayıs 2008 Pazar

RESİM DERSİ:=)

Bir anaokulu ogretmeni siniftaki cocuklar resim yaparken, onlari

seyrediyordu. Her cocugun calismasina bakmak icin sinifta dolasiyordu.

Gayretli bir sekilde calisan kucuk bir kizin yaninda gittiginde, ona

ne cizdigini sordu.

Kiz yanitladi, "Tanriyi ciziyorum"

Ogretmen duraksadi ve sordu, "Ama hic kimse Tanrinin neye

benzedigini bilmiyor"

Kiz kafasini kaldirmadan yanitladi, "Birazdan ogrenecekler"

8 Mayıs 2008 Perşembe

ŞAŞIRTICI SU TERAPİSİ

Her gün 6 su bardak su (1,5 litre) iç ve böylece ilaç almaktan, iğne olmaktan, doktor parasından kurtul.
Uygulamadan inanamazsın.

Su Terapisi ile Tedavi Edilebilen Hastalıkların Listesi:
Kan Basıncı / Yüksek Tansiyon , Romatizma (Eklemlerde / Kaslarda ağrı) , Anemi (Kansızlık)
Genel Felç , Obezite (Aşırı şişmanlık), Kireçlenme (Artirit) , Sinüzit , Tasikardi , Bas dönmesi , Öksürük , Lösemi , Astım , Bronşit , Verem , Menenjit , Böbrek Taşı, Üreme Organı Hastalıkları , Ekşime , Dizanteri , Gastrit , Rahim Kanseri , Hemoroit , Kabızlık , Kemik Erimesi , Şeker Hastalığı , Baş Ağrısı , Gözde Kan Toplanması , Düzensiz Adet Görme , Meme Kanseri , Larenjit (Gırtlak iltihabı) gibi...

Uygulama
Terapi işlemi Sabah, yataktan kalktıktan hemen sonra (dişlerini bile fırçalamadan), 1,5 litre (5-6 bardak) su iç. Bilin ki bu "Usha Paana Chikitsa" diye anılan eski bir Hint terapisidir. Daha sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Burada en önemli nokta, 1,5 litre su içildikten sonra takip eden bir saat içinde hiçbir şekilde bir şey içilmeyecek ve yenmeyecektir. Bir gece önce alkol içeren içki alınmaması da çok titizlikle uyulması gereken bir husustur. istenirse, bu amaçla içilecek su kaynamış ve süzülmüş kullanılabilir.
1,5 litre suyun bir kerede içilmesi zor olduğundan derece derece uygulayabilirsiniz. ilk basta dört bardağı bir dikişte, kalanı iki dakika içinde aralıklarla içerek kendinizi alıştırabilirsiniz. Bir saat içinde 2 ya da 3 kere idrar çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz, ancak bir süre sonra bu normal olacaktır.

Araştırma ve Deneylerle Aşağıda belirtilen hastalıkların, yanlarında gösterilen sürelerde iyileştikleri gözlemlenmiştir.
Kabızlık - 1 gün
Ekşime - 2 gün
Şeker - 7 gün
Kanser - 4 hafta
Verem - 3 ay
Y. Tansiyon - 4 hafta

Not:
Artirit (Eklem Kireçlenmesi) ve Romatizma ağrıları çekenler bu terapiyi günde üç kere; yani ilk hafta sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat önce; ve sonra hastalık geçinceye kadar günde iki kere uygulamaları önerilir.

Sadece Su Nasıl Etki Eder?

Sıradan bir su tüketimi, doğru metotla insan vücudunu temizler. Tıpta "Haematopaises" de denilen yeni kan oluşması, kolonun daha tesirli olmasına yardımcı olur. Kolon ve bağırsaklarda bu şekilde yeni kan oluşması tartışmasız bir gerçektir. Bu terapi ile kolon ve bağırsakların mukoza kıvrımları çalışır.

Eğer kolon temizlenirse, günde birkaç kere alınan kandaki gıdalar emilecek ve mukoza kıvrımlarının çalışmasıyla yeni kan haline dönüşeceklerdir. Kan, rahatsızlıkların tedavisinde ve sağlığın korunmasında en önemli unsurdur ve bunun için de su düzenli olarak alınmalıdır.


Hayat Kısa, Hemen Uygula.

Şanssızlığın Bu Kadarı!

Üzgün ve pısırık görünüşlü bir adam barda tünemiş oturuyor. Önünde bir türlü içemediği bir içki bardaki, suratı asık. O sırada barın kapısı açılıyor. İri yari, külhanbeyi taviırlı bir adam, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürüyor, pısırık adamı iteleyerek tabureye oturuyor. Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp basına dikiyor. Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, "Ne o, neden böyle surat asıyorsun, gemilerin mi battı?" diyor.

Sorma, ben çok talihsiz bir adamım." Neden?" Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle ise geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni isten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı. Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karimi başka bir erkekle yatakta yakaladım. 'Bu kadarı da fazla artık' dedim, kendimi öldürmeye karar verdim.
Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı. İple asmaya kalktım, ip koptu. Doğal gazla öleyim dedim, parasını ödemediğim için gaz kesikti. Ben de evdeki bütün ilaçları topladım, buraya geldim, içki bardağıma koydum. Onu da geldin sen içtin.
Of görüyorsun ne kadar şanssız olduğumu değil mi?"

7 Mayıs 2008 Çarşamba

KREDİ KARTI KULLANANLAR DİKKAT!

Nasil kandiriliyoruz. .. ?? Cok kolay.. Moda kredi kartlarindan worlcard, maximum, axes ya da bir baskasi..
Bunlardan en az bir tanesini veya bir kac tanesini kullaniyorsaniz; eminim siz de kandiriliyorsunuz. . Ama bu defa tahmin ettiginiz gibi banka tarafindan degil(onlar zaten Yapmadiklarini birakmiyorlar) magazalar tarafindan..
Hizmeti size satan tarafindan kandiriliyorsunuz. . Beni artik kandiramiyorlar. .Nasil mi? Bir magazadan 100 milyon TL'lik alisveris yaptiniz ve Is bankasi maximum kartla odeyeceksiniz. . Normal sartlarda o isyeri maximum'a uye ve siz 100 milyonluk alisverisiniz icin % 5 maxi puan kazanacaksiniz. Yani para yerine daha sonra kullanabileceginiz 5 milyon TL kazanacaksiniz. Ancak kazanamiyorsunuz! !! Cunku magaza sahibi sizi kandiriyor ve maximum kredi kartinizi baska bir bankanin POS makinasindan geciriyor ve bu islemi buyuk bir hizla yapiyor..
Sahip oldugunuz ozel kredi kartlari sadece o bankanin makinasindan gecirildiginde size para kazandirir..
Bu durumda 5 milyonunuz magaza sahibine kaliyor. Worlcard anlasmali bir istasyondan benzin aliyorsunuz, world card'inizin mutlaka YKB'nin POS makinasindan gecmesi lazim,yoksa buradan da puan alamadiniz demektir. Genellikle isyerleri ayni anda bir kac banka ile anlasmali oluyor ve siz hangi karti verirseniz oteki bankanin POS makinasini kullaniyorlar. . Biz de yiyoruz. Nerden bilelim ki. Bize mal satmak icin saatlerce dil doken bozuk ahlakli kisi ve kurumlar cebimizdeki Uc kurusa da goz diktiler.
Alisveris yaptiginiz Uye isyerine,kartinizin o bankaya ait POS makinasindan gecirilmesini soyleyerek gasp edilen haklarimizi en azindan bu alanda almis olacagiz. Taksitli alisverislerde o bankanin cihazini kullanmak zorunda olduklari icin simdilik o konuda pek birsey yapamiyorlar. Ama tek SLIP odemelerde % 5-10 arasi paraniz baska banka makinalarinin kullanilmasi yolu ile ucuyor... Size o POS cihazi arizali ya da yavas calisiyor diyebilirler. . Bana da dediler; ama benim vaktim vardi, bekledim.'

6 Mayıs 2008 Salı

HARİKA ZAYIFLAMA YÖNTEMİ

Adam aşırı kiloluymuş. Sağlığı tehlikeye düşünce doktoru en kısa zamanda


otuz kilo zayıflamasını söylemiş. Nasıl yapayım diye kara kara düşünürken


gazetede 'Garantili zayıflatma' diye bir ilan görmüş ve hemen başvurmuş,


'3 günde 5 kilo' programına yazılmış.


Ertesi günü sabah kapısı çalmış, açınca bir de ne


görsün ! Karşısında 19 yaşlarında dünya güzeli, sportmen ve üzerinde


giysi olarak bir çift Nike ayakkabı bulunan bir kadın!!!


Kadın kendini tanıtmış, zayıflama şirketinden geldiğini söylemiş, sırtınıe


dönüp koşmaya başlamış,


sırtında bir etiket varmış, 'yakalarsan seninim'.


Adam kızın arkasından koşmaya başlamış, kilometrelerce koşmuş,kan ter


içinde kalmış ama kızı ormanda yakalamış ve beraber olmuş.


Programın dördüncü günü adam gerçekten de 5 kilo zayıfladığını görmüş.


Şirketin zayıflatma metodunu çok beğendiğinden ikinci bir


programa kaydolmuş, '5 günde 10 kilo'. Ertesi günü yine kapısı çalınmış,


karşısında daha da güzel genç bir kadın, üstelik üzerinde bir çift Reebok


ayakkabıdan başka bir şey yok ve sırtında yine bir etiket,


'yakalarsan seninim'.


Adam yine canını dişine takıp kadının arkasından koşmuş ve kilometreler


sonra yakalamış. Programı tamamlamış ve


altıncı gün hakikaten 10 kilo daha verdiğini sevinçle görmüş.


Bu defa, şirketin '10 günde 20 kilo' programına kaydolmak istemiş ama


şirket yetkilisi uyarmış, 'emin misiniz, bu program gerçekten çok zor bir


etaptır'. Adam ısrar etmiş, bütün zorluklara katlanacağını söylemiş.


Ertesi gün kapısı çalmış,


heyecanla koşup açınca karşısında iri


yarı sportmen genç bir adam görmüş. üstelik adamın


üzerinde sadece koşu ayakkabıları varmış, önünde de bir etiket;


'yakalarsam benimsin' :)))

PİKNİK KEYFİMİZ






Geçen hafta Şile yolu üstünde piknik yeri var,çok güzel ve geniş alan içinde tek göz odalar da şömineler var,eti ni oturdugun yerde kızartıp masaya servis yapabiliyorsun soguk havalarda,sıcak havadaysa bahçede yeşillikler içinde keyif yapıyorsunuz.bide atlar var,istiyen at koşturabiliyor.4 bayan güzel bir piknik keyfi yaşadık.bu arada bizim kızlar AMAZON lar gibiydi vala:=)
ZEYNO,FİLİZCİK,EMOŞ VE BEN

BİZİM AİLE..





Ablam,n evinin bahçesi baharda inanılmaz güzeldir.gerçi kışında mangal keyfinden geri bırakmaz sevgili yegenim Alişim ama adı üstünde kış,biz içerde masaya serilmiş sıcacık yerde ali bey n pişirdigi etleri yine ali beyle sonya hanımın yaptıgı harika çok çeşitli salata ve mezeler eşlignde yerken o bahçede kar kıyafetlerini giymiş bir halde bizi doyurmaya çalışır...
Masamız hep kalablıktır,ben arkadaşımı,oglum arkadaşlarını almış masaya icabet ederiz.gerçi guruplaşma olur böyle durumlarda,gurubun yarısı dışarda mangal başında otlanmayı yarısıda masa başını tercih eder.haa bide DERBY maçlarda evi tribün haline getirir yine Ali bey,Allah için mükemmel hazırlık yapar,salondaki üç koltuk takımınI yanyana,öne arkaya yerleştirir(salon 100m^),her koltugun önüne 1001 çeşit çerezle doldurur,ayrıca anasına(ablam olur anası)sosisler,patates kızartmalrı vs de hazırlatır,biraları dolaba yerleştirir ve biz yine kalabalık bir taraftar gurubuyla icabet ederiz.tribün resimlerini çekmek hiç aklıma gelmedi,bu sezon olmassa gelecek sezona çeker koyarım:=PP
bide kedileri vardır Alişin,en güzelleri BÜCÜR dür(resimdeki o)herkese verilecek bir cevabı vardır,ne söylerseniz söyleyin bıkmadan usanmadan size cevap verir:=)

KÖPRÜALTI..





Alışveriş sonrası hadi KARAKÖY KÖPRÜALTI na gidelim hem yemek hemde fasıl dinliyelim diye.. keyifli bir kaç saat geçirdik.herkese tavsiye edecegim yer,hem merkezi,hem manzarası,hemde deniz üstünde oluşu harika..birde bizim çalgıcı çocuklar,saat 21.30 da başlıyorlar masa masa dolaşmaya,her masada ayrı bir istek,derken bizim masaya teşrif ediyorlar,bizim assolist HİLTİ eşliginde harika fasıl faslımız başlıyor.BİZİN SOLİST pek nazlıdır keyfi varsa içinden gelirse söyler,içinden gelmiyorsa ölünü yer çigner yine söylemez,huysuz n tekidir,sesi güzel olmasa çekilecek kahrı yok,hatta başka masaya oturması daha iyi olur:=PP..aslında çok iyi eküriyiz,eger yanımızdakilerde pozotif insanlarsa espri tusunamisi yaratırız:=)
her üç şarkıda bir para sıkıştıryorum bu HİLTİ ye,bir yandan da tırsıyorum para sıkıştırma işine alışırda her masaya gitmeye kalkarsa diye:PP...sıkştırdıgım paralar hesaptan pahalıya geliyor o paralarla yedi gün daha eglenirim:PP

ATASÖZÜ

BİR ÇiN ATASÖZÜ DER Ki ;

ÇANG ÇIN ÇONG VANCING HONG,

JEAN HENG CLOUD CHING LADY KONG



MEALİ ;

Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur,

zararlı olan onu yakalamaktır.

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Çoban ile Banka Danismani:=)

Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda,
Yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar
giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve
çobana sormuş.
- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini
verir misin?
Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış,
- Tamam diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu
bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPRSini kullanarak yeri
taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu
açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,
- Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş.
Çoban
- Doğru diye cevap vermiş,
- Koyununu alabilirsin. Genç adam koyunu almış ve jeeṕinin arkasına
koymuş.
Bu sefer çoban genç adama dönmüş.
- Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin? Diye sormuş.
Adam,
- Evet neden olmasın diye yanıtlamış.
- Sen Dunya Bankasínda Danışmansın demiş çoban.
Adam sormuş,
- Nasıl oldu da bildin?.
Çoban
- Çok basit diye cevap vermiş.
- Buraya çağrılmadan geldin, bu bir..
- İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden
birkoyunumu istedin.
- Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!

HASAN DİYE BİRİ:=)

Hasan diye kimi kimsesi olmayan birisi askere gitmis. Arkadaslari aileleriyle konusuyor,ailelerinden para felanistiyormus fakat bizim Hasan telefon acacak kimsesi olmadigi için oturmus ALLAH'a mektup yazmis.

“ALLAH'ım durum sana ayan beyan, kimsem yok biliyosun,ne olur bana 200 milyon.” Hasan kapatmis zarfi yazmis ustune 'Hasan'dan Rabbine' Atmis postaya.

Hasan'ın mektubu tabi asker mektubu incelenir subaylar bi bakmislar birliklerinde gariban asker. Subayin birisi 'bizim birlikte böyle gariban askerlerde mi vardi. Subaylar çikin paralari' demis. 200 milyon cikmamis 150 milyon çikmis. Koymuslar zarfa yazmislar 'Rabbinden Hasana'...

Aslanim Hasan almis zarfi bakmis 150 milyon. Oturmus ALLAH'u tealaya 2. mektubu dösemis. 'ALLAH'ım mektubunu aldim çok tesekkur ederim. Simdi sana bi adres verecem parayi bundan sonra oraya gonder.

Zira bu ibne subaylar içinden çalıyo.......

İRAN,DAN:=))

Fikra, gazeteci dostumuz Rahmi Yildirim'dan.
O da, Iranli yazar Daryush Shayegan'in
" Yararlı Bilinç" adli kitabindan almis:

Yillarca ülkesinden uzak kalmis Iranli, ülkesine
döndügünde, havaalanindan evine gitmek icin taksiye
biner... Yolda soföre tütüncüde durmasini söyler.
Taksici sorar:
- Tütüncüde ne yapacaksiniz beyim?
- Sigara alacagim...
- Sigarayi artik camide satiyorlar beyim.
- Camide mi? Yahu cami Allah'in evidir, oraya ibadet
etmeye gidilmez mi?
- Hayir beyim, hayir. Ibadet etmek icin artik üniversiteye
gidiliyor.
- Peki, o zaman ögrenim nerede yapiliyor?
- Ögrenim hapiste yapiliyor beyim.
- Hapiste hirsizlar yok mu?
- Hirsizlar artik iktidarda beyim...



Rahmi Yildirim, "Sakin yanlis anlamayin" diye uyarmayi
ihmal etmiyor:
"Fikra Iran'da geciyor. Orasi Iran, burasi Türkiye."

4 Mayıs 2008 Pazar

KADINLAR DAYAK İSTİYORMUŞ:=)

Hepsi okumuş, tahsil görmüş ve üniversite kazanmış ve böyle düşünüyorlar. Tanınmış bir tıp fakültemizde yapılan kadına şiddet konulu anketin sonucu hayli çarpıcı.

Üniversitenin adı ve bulunduğu bölgeyi ilişkin detaylar, etik kurulu kararı gereğince açıklanamayan ankete göre, tıp fakültelerindeki gençlerin ciddi bir oranı, şiddeti onaylıyor...

* Ankete katılan kızlı erkekli 173 öğrencinin yüzde 38.7'si "Kadına yönelik şiddeti onayladığını" belirtti. Tıp öğrencilerinin yüzde 28.5'i kadının kendi hatasından dolayı dayak yediğini kabul ederken yüzde 5.3'lük kesim ise dayağın kadına "yararlı" olduğuna inandığını ifade etti.

* Gençlerin yüzde 90.6'sı dayak yiyen kadına yardım edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunların dörtte üçü "kadını döven kişi ceza almasın" diyor.

'SEBEP ATAERKİL AİLE YAPISI'

Yrd. Doç. Uysal, "Sonuçların böyle çıkması öğrencilerin ataerkil düşünceye sahip olmasından, çocukluk ve ergenlik döneminde aile içi şiddete maruz kalmalarından kaynaklanıyor" dedi.

BAZI KADINLAR DÖVÜLMEYİ ARZULAR

Araştırmada gençlere yöneltiler sorulara alınan çarpıcı yanıtlardan bazıları şöyle:

* Cinsel açıdan güven vermeyen kadınlar dayak yemeyi hak eder.

* Kadın arkadaşları önünde kocasını aşağılarsa koca dövebilir.

* Çoğu kadın kocası tarafından içten içe dayak yemeyi arzular.

Sabah
*******************************************************************************
KÜÇÜK YAŞTA KAFASINA VURULA VURULA EMBESİL HALE GETİRELEN GENÇ BAYANLAR DAYAGI ONAYLAR HALE GELMİŞ.AİLE FERTLERİ DÖVÜYOR KIZDA ALIŞKANLIK YAPINCA SEVGİLİSİNDN DE KOCASINDAN DA BEKLİYOR.DAYAGIN ZAMANI YOK,GÜNDE BİR ÖGÜN YADA BİR KAÇ ÖGÜN YİYEBİLİRSİN.HATTA MUTLU OLURSUN ''NE HARİKA GÜÇLÜ KASLI ERKEGİM VAR,KAŞIMI GÖZÜMÜ PATLATIYOR,SAÇLARIMI YOLUYOR,LİPİDOM YÜKSELİYOR TAHRİK OLUYORUM''DİYE ARKADAŞ SOHBETLERİNDE GEYİK YAPABİLİRSİN.
BU FİKİR HOŞUMA GİTTİ..''DAYAK FANTEZİLERİ''ADLI BİR KİTAP YAZIP HER GENÇ KIZA HEDİYE ETMELİYİM VALA PARA İSTEMEM SIRF ONLAR MUTLU OLSUN:=)

GÖRÜNTÜLÜ TELEFON

Görüntülü telefonları hep filmlerde gördük. Ancak Türk Telekom bu uygulamaya başlıyor. Hem de telefonlar ücretsiz...
Türk Telekom görüntülü telefon uygulamasına başlıyor. Bugünden itibaren reklamları başlayacak olan görüntülü telefonun cihazı da ücretsiz olacak. Sabit aylık 40 YTL'ye konuşulacak olan telefondan yararlanmak için ADSL hattı şart...

Cep telefonlarıyla rekabette geri kalmak istemeyen sabit hat şirketleri, örneğin Türkiye'de Türk Telekom, evdeki telefon cihazını dönüştürmeye yöneliyor....

AYDA 40 YTL'DEN UCUZA GÖRÜNTÜLÜ TELEFON

Gazeteport'un haberine göre; Türk Telekom Pazarlama Direktörü Erem Demircan, bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada bu hizmeti alan abonelere görüntülü telefon cihazlarını aboneye ücretsiz vereceklerini söyledi. Demircan, Telekomünikasyon Kurumu'ndan onay aldıklarını ancak imzalı yazıyı beklediklerini söyledi. Onayın ardından başlayacak kampanyayla, konuşma ücreti yerine ise sadece aylık 40 YTL'den düşük bir sabit tarife alacaklarını söyledi. Demircan şöyle devam etti: "Kampanya boyunca alınan cihazları biz temin edeceğiz, bunun için aboneler ek bir para ödemeyecek. Ancak şirketle en az 24 aylık sözleşme imzalanması gerekiyor. Cihazlar Nortel marka, tabii kullanıcılar isterlerse kendi satın aldıkları cihazları da kullanabilirler."

YAKINDA ÇOK MODA OLACAK

Demircan, yakın zamanda görüntülü telefonun 'çok moda' olacağını belirterek, "Bu telefonlar Türkiye'de başarılı olur diye düşünüyoruz. Çünkü biz jestlerle, mimiklerle konuşmayı seviyoruz. Teknoloji marketleri de artık raflarına yeni bir ürün tipi koyacaklar. Kullanıcılar kendi cihazlarını seçebilecek" dedi. Demircan'a göre, Türkiyeli kullanıcıların kültürel eğilimleri konuşma sürelerini artıracak.

ARGE'Sİ TÜRKİYE'DEN

Görüntülü telefon alan aboneler, aynı telefon numaralarını kullanacak, ancak bunun için ADSL hattına sahip olmaları gerekiyor. Zira, görüntülü telefonun verisi, ADSL hatları üzerinden aktarılıyor. Demircan, ADSL hatlarından zaten belli bir miktar veri yükü aktarımı için gerekli altyapı olduğunu, görüntülü telefonunda bu altyapıları kullanıcağını söyledi.

Türk Telekom Pazarlama Müdürü Erem Demircan ayrıca görüntülü telefon servisinin Türkiye'de geliştirildiğini de belirterek şunları söyledi: "Bu teknoloji 2007 yılında TT bünyesine katılan Argela tarafında geliştirildi. Bu IP bulutundaki veriyi sabit hatların anlayacağı şekle dönüştürüyor. Şirket satınalımından sonra Argela bütünüyla bu 'convergence' konusuna odaklanmıştı. Kısaca bu ArGe'si Türkiye'de yapılmış bir ürün oldu."

CEP TELEFONLARI 3G İHALESİNİ BEKLİYOR

Bu bağlamda iptal edilen 3G ihalesinin Türk Telekom'a zaman kazandırdığını vurgulamak gerek. Turkcell yetkilileri de 3G hatları üzerinden görüntülü konuşma imkanı sunacaklarını söylemişti. Ancak TT'nin görüntülü telefonunun bir avantajı var, ekran büyüklüğü. Zira, cep telefonunun ekranı belli. Ancak Demircan'ın verdiği bilgiye göre, görüntülü telefonlar, bilgisayara veya projeksiyona bağlanabilecek ve görüntü dev ekrana yansıtılacak

MSN DE ŞİFRE ÇALMA

MSN'de şifre kırma yöntemlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Mailinize gelen bu mesajı asla tıklamayın

Sitenin çalışma şekli şöyle; önce sizden e-posta adresinizi istiyor ve ardından da şifrenizi. Bu bilgiler verildiğinde, sisteme hemen giriş yapılıyor ve engelleyenlerin listesi verilecek dese de artık iş işten geçmiş oluyor...

E-posta adresini ve şifreyi alan bu site, hemen şifresini aldığı MSN listesindekilere de ulaşmaya çalışıyor. Bu şekilde zincir, uzamaya devam edip gidiyor.

Böyle bir olayın kendi başına da geldiğini belirten Osmaniyeli Harun Kabuklu olayı anlamadığını ve msn şifresinin çalındığını belirtiyor.

Bilgisayar uzmanları da MSN listesindeki bir kişiden gelen ve şüpheli gördükleri sitelere tıklamaları konusunda kullanıcıları uyarıyor.

Bilgisayar Uzmanı Yasin Avcı bazı sitelerin değişik metotlarla on binlerce msn kullanıcısının adreslerini çaldığını ifade ediyor.

En son teknikte "Sizi engelleyenleri görmek istiyor musunuz o zaman şu siteye tıklayın" dendiğini aktaran Avcı "MSN listesine girdiğiniz birisi, sizi daha sonradan engellediğinde, kendi listenizde o kişiyi hep çevrimdışı görürsünüz. Uzun süredir listenizde çevrimdışı olan birisi, içinize kuşku düşürebilir ve "Acaba beni engelledi mi?" sorusunu bile aklınıza getirtebilir. Bu meraktan istifade eden siteler kullanıcıların adreslerini ele geçirmiş olurlar" diyor.

"Microsoft'un dışında hangi site olursa olsun, kesinlikle şifrenizi bir web sitesine vermeyin" uyarısında bulunan Yasin Avcı şunları söyledi: "Arkadaş listenizden gelen otomatik reklâm mesajlarını ciddiye almayın. MSN üzerinden gelen dosyaları açmadan önce virüs testinden geçirin. Anti virüs yazılımınızı mutlaka güncel tutun."

3 Mayıs 2008 Cumartesi

KALP KRİZİ VE SICAK SU

Bu yazı Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir.
Çinliler ve Japonlar
yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler.
Belki biz de yemekten
sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.

Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size
hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve
yavaş bir şekilde sindirilir.

Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.
Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten
sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.

Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman
sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka
göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.
>Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve
olanların farkına varın.

(ALINTI)

BİSİKLET

Afacan çocuğun doğum günüdür ve annesinden bir kırmızı bisiklet ister. Annesi de ona bisikleti hak etmediğini ve hazreti İsa'ya günahlarını itiraf ettiği bir mektup yazmasını söyler.
Çocuk odasına gider ve başlar yazmaya...

'Mukaddes isa hazretleri, hep yalan söylediğim için affedin. Söz veriyorum bir daha olmayacak. Bugün benim doğum günüm ve sizden bir kırmızı bisiklet istiyorum'.
Çocuk yazmayı bırakır ve sonra mektubu yırtar atar. Çünkü günahları o kadarcık değildir, ikinci mektubu yazmaya karar verir.
'Mukaddes İsa hep yalan söylediğim ve annemi dinlemediğim için beni affedin. Bu bir daha olmayacak. Söz veriyorum. Bu gün benim doğum günüm. Sizden bir kırmızı bisiklet istiyorum.'

Ve bu mektubu da yırtar, çünkü bunlarda işlediği bütün günahlar değildir. Ve başlar üçüncü mektuba. Yine olmaz ve afacan çocuk başka bir yol denemek için annesinden izin alır ve kiliseye gider.

Bunu gören annesi çok sevinir ve yaramaz oğlunun akıllandığını sanar. Küçük çocuk kilisede küçük Meryem Ana heykelinin yanına gider ve sağa sola baktıktan sonra onu çantasına koyar ve eve götürür.

Evde yine odasına çıkar ve İsa'ya son mektubunu yazar, 'Bana kırmızı bisikleti al. Anan elimde rehin.'

TANRININ ERDEMLERİ

* Tanrı dünyayı yarattığı zaman gelecekteki ulusların
temsilcilerini yanına çağırmış her birine ikişer erdem
vermiş...



İsviçrelilere ;Düzenlilik ve Yasalara saygı ...

İngilizlere ; Soğukkanlılık ve asalet ...

Japonlara ; Çalışkanlık ve Sabır

İtalyanlara ; Neşe ve Romantizm

Fransızlara ;Şarap ve güzel yemekler

Türklere ; Zeka ve Dürüstlük ve Tayyip sevgisi


Meleklerden biri bu dağıtımdan sonra Tanrı'ya sormuş;

'Bütün uluslara ikişer erdem verdiniz ama Türklere üç
tane'

'Evet ama' demiş Tanrı 'sadece ikisini kullanabilecekler'


- Böylece;

Bir Türk zeki ve Tayyip ci olduğu zaman dürüst
olmayacaktır...

Bir Türk dürüst ve Tayyip ci olduğu zaman zeki
olmayacaktır...

Bir Türk hem zeki hem de dürüst olduğu zaman Tayyip'ci
olmayacaktır...*

(ALINTI)


Myspace Graphics
followferay.spaces.live.com

Fotoğraflar'la Dünya

www.milliyet.com.tr

YAŞAM DERSİ

Hiçbir şey için benimdir deme
Sadece De ki ; Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder Daima seninle kalmaz...
H. Lawrence
**************************************************
**IQ’ lar eşit olmadıkça insanlar eşit değildir''

**************************************************
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
*************************************************

Şimdi Kayıt Ol:

SEVEREK İZLEDİĞİM FİLİMLER

  • BAKIŞ AÇISI(bır suikastın farklı açılarla anlatımı,bayıldım!)
  • SU DÜNYASI-Waterworld-Kevin Costner(böyle bir gelecek ihtimalı çok etkilemişti beni)
  • İnsanlar Yaşadıkça (1953) -From Here to Eternity (çok eski ama harika bir filim)SAVAŞ
  • Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption (izlemekten bıkmadığım tek filim)
  • Kapıdaki Düşman-Enemy at the Gates (zevkle izlediğim filimlerden biri)SAVAŞ
  • Ölüm Kadına Yakışır-Death Becomes Her(Bruce Willis,Goldie Hawn,Meryl Streep)KOMEDİ
  • Eternity and day- Eleni Karaindrou(filmin müziği harikadır)

KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI

  • Tibet'in Gençlik Pınarı 2. Kitap
  • Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
  • Ruhsal Şifa -Dora Kunz
  • Geçmiş Yaşamlar Ölümsüz Ustalar- Dr. Briane L. Weiss
  • Işığa Bir Adım Kala- Dr. Melvin Morse
  • Yaratıcı İmgeleme -Shakti Gawain
  • Enerjilerle Pratik Şifa -Donna Eden
  • Olgunluk- Osho
  • Farkındalık- Osho
  • Yakınlık- Osho
  • Yaratıcılık -Osho
  • Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu - Karla Mc Laren
  • Müthiş Sır- Mike Hernacki
  • Çocuğunuzla Birlikte Büyüyün - D.Corkille Briggs
  • Başarı Korkusu- Martha Friedman
  • Sevgi Korkudan Özgürleşmektir - Gerald Jampolsky
  • Çekim yasası -Nil Gün
  • Geçmişin Gölgeleri - Nil Gün
  • Örselenmiş Cinsellik - Aline P.Zoldbrod
  • Ruhsal Büyüme - Sanaya Roman
  • Gelişen Ruhlar İyileşen Yaralar - Lise Bourbeau
  • Doğru Sorular - Debbie Ford
  • Gölgenin Sırrı - Debbie Ford
  • Pozitif Gücün Büyüsü - Louise Hay
  • Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise Hay
  • Yol Ve Erdemin Kitabı - Lao Tzu
  • Tüm Yönleriyle Reiki- W.Lübeck, F. A.Petter
  • Reiki Esasları- Diane Stein
  • . Işığın Doğuşu- Barbara A. Brennan
  • Işığın Elleri -Barbara A. Brennan