lise çağındaki bir çocuk liseye kayıt olmak için okula gider...
Müdür sorar : oğlum adın ne ?
Çocuk : mememehmet yayayayakut .....
Müdür : oğlum kekememisin sen
çocuk : hayır hocam, babam kekemeydi, nüfus memuru da orspu cocuğuymuş......
SEVGİLİ CÜCÜ.DEN....
DİGER BLOGLARIM
31 Ocak 2008 Perşembe
KAYIT:=)
Gönderen
Maranda
zaman:
Perşembe, Ocak 31, 2008
0
yorum
Etiketler: fıkra, komik blog
SARI ÖKÜZ
Ormanın birinde...
Aslanlar toplanmış.
"Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N’aapsak?"
Bir tanesi "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"
Olur mu? Olur.
Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç bilaç.
N’aapsak, n’aapsak?
"Tilkiye danışalım" demişler.
Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."
Kabul etmişler.
Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!"
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivemişler sarı öküzü...
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün...
Tilki gene gelmiş.
"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş ve eklemiş: "Ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!"
Öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü.
Üç gün, dört gün...
Tilki gene gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı...
Burnu beyaz olanı...
Tombul olanı...
Tek tek alıp, gitmiş.
Otlak seyrelmiş.
Aslanlar semirmiş.
Bir gün... Tilki gelmemiş!
Gerek kalmamış çünkü.
Direkt aslan gelmiş.
"Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, "keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama, iş işten geçmiş.
İŞTE ÖKÜZLÜK BÖYLE BİŞİ:=)
Gönderen
Maranda
zaman:
Perşembe, Ocak 31, 2008
0
yorum
Etiketler: aslan, hikaye, komik blog
30 Ocak 2008 Çarşamba
Çinli bayan sosis almak isterse:=)))
Bir ingiliz bir Çinli bayan ile evlenir ve Londra'ya yerlesir. Çinli kadin ingilizce
konusunda oldukça zayiftir. Tarzanca da olsa esi ile anlasabilmektedir. Sorun kadin
alisverise yalniz çiktiginda ayyuka çikmaktadir.
Yine bir gün bayan kasaba domuz butu almaya gider. Ama bir türlü derdini anlatamaz en
sonunda etegini siyirarak kendi bacağını gösterir ve kasap bayanin ne anlatmak istedigini
kavrayarak bayana istedigini verir.
Ertesi gün bu kez kasaba tavuk gögsü almaya gider ve bu kez de gömleginin dügmelerini
açarak gögüslerini gösterir ve istedigini alir.
Üçüncü gün bu Çin li bayan sosis almak ister ve yanina kocasini alarak kasaba gider...
Ne mi olur ?... asagiya bakin:
ohoooooooo aklinizda hep fesat seyler var.
Unuttunuz galiba Çinli olan bayandi, kocasi ingilizce konusabiliyordu:=)))
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Ocak 30, 2008
0
yorum
29 Ocak 2008 Salı
SON
Boşuna beklemişsindir.
Umut bitmiş, hayal tükenmiştir.
Gözlerin uzayıp giden rayların
Bitişme noktasındadır.
Ya bir vapur dumanına dalmış bulursun kendini,
Ya da açılmayacak Kapının paslanmış menteşelerinde,
İnce bir örümcek ağındadır kulağın.
Dünya sağırdır, ulaşmıyorsa sevdiğine feryadın.
Mucize, çok eskilerde kalan hikâye.
Kalın kafanın almadığı ise, olmamıştır olmayacağıdır.
O yapmıştır tercihini, hapsetmiştir kendisini sensizliğe.
O kadar büyüktür ki hapishanesi,
Kalmaz seni alacak zerre kadar alan, yeryüzünde
Yalnızsındır, nerede olduğunda önemli değildir.
Ya da kimin tuttuğu ellerini,
Hava da kalırsın.
Kalbine yenilmişsindir,
Kâinat zerre olmuştur bedenini yüklenen.
Yakutlarla bezeli taht ta otursan,
Dünyanın en fakirisindir.
Yalnızlığın sınırlarını kim çizebilmiştir.
Bu yalnızlık, tek olduğundan kaynaklanmaz bilirmisin,
Derin bir nefes al,
Ya da onun yaptığı gibi
Yanağından bir makas 'kendimim benim'
Sen de sev kendini, yüce bir dağsındır.
Boşveerrr, Kimi ararsın yanında,
Rakı arkadaşın, balık sırdaşındır.
Hele birde boğaza doğru ver yüzünü
İşte o an dünyanın, en ıssızı
En suskunu kalbini seversin.
Susmasını seversin kalbinin,
Ruhuna nefes aldırmasını.
Birde uzaklardan Buselik duyarsın. Bir nihavent
Dersin kendine İyi ki varsın.
Bir dostunun sesine muhtaç hissedersin.
Konuşsa da duymasam dersin.
Bilirsin söyledikleri senin tesellin değil
Ama konuşsun istersin, biri beni sevsin.
Değer versin.
Nasıl olsa zamanı gelir
Ona da borcunu ödersin.
'Olacak galiba yapacağımla'
başlar günün
'Sus yüreğim sus yetmedi mi çektiğin'le
Akşamları akşam edersin.
ERSOY OKTAY
şiirin devamı için http://www.antoloji.com/ersoy_oktay
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 29, 2008
0
yorum
Bu Resimde Gariplik Nerde?
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 29, 2008
0
yorum
Etiketler: zeka bulmacası
25 Ocak 2008 Cuma
40 YIL:=)
..... Kırkıncı evlilik yıldönümleriydi. .. Güzel bir akşam yemegi ve ardından güzel ve romantik bir film ve gece olmuştu.
> Beraber yine aynı yastığa başlarını koyarak uyudular...
>
> Gece sabaha karşı uyanan kadın eşini yanında göremedi. Mutfaktan hafif bir ışık geldiğini farketti. eşi mutfakta masada oturuyor ; yanıbaşında içinde çok az kalmış bir şişe viski, bir elinde bardak diğerinde sönmek üzere bir sigara,
> gözleri küllüğün içindeki küllere ve izmaritlere dalmış derin derin düşünüyor.
>
> - ' Hayırdır tatlım uykun mu kaçtı? Bu saatte ne yapıyosun burda?'
>
> Adam irkilerek kendine geldi ve eşine baktı, sonra yine dalgın dalgın konuşmaya başladı;
>
> - 'Hatırlıyor musun kırk yıl önceydi. Annenlerin evde olmadığı bir gece beni eve almıştın. Üzerinde çiçek motifli kırmızı bir elbise vardı, çok hoş bir parfüm sürmüştün. O gece çok eğlenmiştik... '
>
> Aradan onca uzun zaman geçmesine rağmen eşinin o geceyi en ince detaylarına kadar hatırlaması karşısında kadın çok mutlu olmuş yüzünde tatlı bir tebessüm ve sevgi ifadesiyle kocasının omzuna başını koymuş her tavrıyla ' hadi devam et ' havasına girmişti.
>
> Adam yüzünde hafif acı ve kahreder bir ifade ile devam etti :
> -' Sonra annen bizi yarı çıplak yakalamıştı ve bana bu rezilliği, seninle evlenerek temizlemezsem beni hapislerde kırk yıl süründüreceğini söylemişti...'
>
> Biten sigarasını küllüge bırakıp yeni bir tane yaktı ve deriiiin bir nefes çekerken kadın dayanamadı;
>
> -' Evet , Devam et'
>
> -' Bu gün çıkmış olacaktım'
>
>
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Ocak 25, 2008
0
yorum
OLGUNLUK..
Artık eskisi gibi her haftasonu birileri ile dısarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran iliskiler, yeni tanısmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya basladım.
Iliskilerde tasarrufa gidiyorsun her seyde oldugu gibi ve gereksiz insanlari hayatindan atmak istiyorsun.
Yapmacik, inanmadan konusmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konusmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi.
Istedigime istedigimi deme özgürlügüne sahibim, elestirme hakkını olusturan yasamislık ve yeterli yas faktörü artik bende de var.
"Ben demistim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıstım", sendromunda olanlarla arkadasliklari bir kez daha sorguluyorsun.
İliskilerini sadelestirmeye baslayinca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. Iyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç oldugunda göçmen kuslar gibi sicaga uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayri düsenler kalıyor.
Zamanın ne kadar kıymetli oldugunu ögreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan oldugu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulasabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de ögrendim gide gele.
Bos geçen her saniye degerli artık. Daha yapılacak çok sey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana degilim.
Gerektiginde "HAYIR" demeyi ögrendim ve bu kelime basta karsındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektigini, zamanı geldiginde elinde sadece sevginin kalacagını biliyorum.
Sevgi paylasildıkça olusuyor, olgunlasıyor. Aileme ve seçtigim tüm dostlarıma daha önce göstermedigim sevgi,anlayis ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu oldugu hatırlanıp anılıyor.
Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya basladılar. Verecegim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir sey ögrenilmiyor. Yasamıslıgın olusturdugu bir alçakgönüllülükle gülüyorum içimden sadece.
Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmis dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylasmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına popomun sıgmadıgı düsük bel pantolonlara sıgmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı .
Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hosuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken simdi zevk aldıgım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabilecegim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm olustu.
Sonra Sezen'in sarkısındaki gibi anneni daha sık düsünüyorsun ve hatta anlıyorsun. Iste bu yeni alısmaya baslanan ve giderek hosa giden yeni duruma olgunluk deniyor.
Yasamıslıgın, görmüslügün, geride kalmıs üflenmis dogum günü mumlarının bir sonucu kendiliginden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk.
Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yasadıgına göre degisiyor bu olgunluk çagına ermek. Inanın bana hayattaki düsüsler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor.
Kendi dünyanın küçüklügünü kesfetmek ve buna ragmen kendinin kıymetini bilmek çok ise yarıyor. Bir gün hepimizin bu huzurlu olgunlugu bulmasını diliyorum.
(ALINTI)
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Ocak 25, 2008
0
yorum
Etiketler: blog, olgunluk, yaşam felsefesi
CİN
Hafta sonunu hem dinlenmek, hem spor yapmak için planlayan genç karı-koca, kentten hayli uzaktaki golf kulübüne gitmişler...
Genç kadın topa bir çakmış... Şangır...
Ağaçların arasındaki bir köy kulübesinin camı paramparça...
Özür dilemek için koşarak gitmişler.. Kırık camın arkasında, odanın ortasında golf topu, topun yanında kırık bir şişe.. yanında da bir adam... 'Özür dileriz, tazmin ederiz' derken karı koca, delikanlı, bir işaretle onları susturmuş. 'Ne özürü, asıl ben size teşekkür borçluyum' demiş...
Karı koca şaşkın şaşkın bakarken anlatmış... 'Ben cinim.. Tam 3 bin yıldır bu şişenin içinde hapistim.
Sizin topunuz şişeyi kırdı, beni kurtardı. Şimdi ikiniz de benden bir şey dileyin.. Aynen yapacağım.
Yalnız dileklerinizin yerine gelmesi,benim dileğimi de sizin kabul etmenize bağlı...
Yani iki sizden bir benden...'
'Peki' diye atlamış, koca sevinçle.. 'Bankada 10 milyon dolarım olsun...' 'Oldu' demiş, cin..
Kadına dönmüş.. 'Ya siz..'
'Şehrin en güzel villası benim evim olsun.
Saraylar gibi.. Hizmetçileri, uşakları, bahçıvanları ile..' 'Oldu' demiş cin..
'Şimdi sıra bende...
Ne olur garip bulmayın... Üç bin yıl bu şişenin içinde... Öyle özledim ki.. Bu genç ve güzel kadınla bir kez sevişmek istiyorum, bu dünyadan kaybolup - cinler dünyasına gitmeden önce.. 'Genç kadın yakışıklıya içten içten bakarken, koca önce kızar gibi olmuş, sonra düşünmüş.. 'Bu cin.. Yokolup gidecek. Kimse de bilmeyecek. Bankada 10 milyon dolar, 10 milyon dolarlık da bir saray..
Bu fırsat kaçırılır mı?..' Cinle kadın, yan odaya geçmişler.. Kendilerini yatağa atmışlar.. Tam 2 saat süren bir unutulmaz seans... Sonunda kadın giyinirken, cin sormuş... 'Kocanız kaç yaşında?..' 'Otuz beş' demiş kadın..
'Niye sordunuz?..' 'Bu devirde, bu yaşa gelmiş, hala cinlere inanıyor da..
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Ocak 25, 2008
0
yorum
Etiketler: fıkra, komik blog
TAVŞAN:=))
Bir sabah iki yavru tilki ormanda yururlerken aniden
> Onlerine beyaz bir
> tavsan atlayip parmagini neredeyse Bunlarin gozune
> sokarak 'Tidin ananizi
> tideceem!!!' demis.
> Odleri kopan minik tilkiler kosarak yuvalarina
> Gitmisler.*
>
> Anneleri bunlari soluk soluga gorunce NE oldugunu
> Sormus.
>
> Yavrular: 'Biz yolda yururken bu sabah onumuze beyaz
> Bir tavsan atlayip
> 'Tidin ananizi tideceemm!!' dedi, cok korktuk, hemen
> Eve geldik' demisler.
>
> Anne tilki cok sinirlenmis: 'Kimmis o tavsan, bir
> Gorursem gununu
> gosteririm ben ona!' Demis.
>
> Ertesi gun yine yavrular ormanda oynarken ayni beyaz
> Tavsan yine bir sekilde
> ortaya cikip repligini Soyleyip ortadan kaybolmus.
>
> Yavrular aksam yine annelerine soylemisler ve
> anneleri Daha DA sinirlenmis.
> Bir sonraki gun Anne tilki ormanda cocuklarini
> uzaktan Izlemeye karar
> vermis.
> Saklandigi yerden beyaz tavsanin yavrularinin Onune
> atlayip 'Haaa, tidin
> ananizi diteceem!!' diye Tehdit ettigini Gorunce
> firlayip tavsani kovalamaya
> baslamis.
>
> Tavsan onde Anne tilki arkada kosarlarken tavsan bir
> Agac kovuguna> dalip
> obur tarafindan cikmis.
> ANCAK O HIZLA KOVUGA DALAN ANNE TILKI KOVUGA
> SIKISMIS.
>
> Kafasi kovugun icinde, poposu disarida kurtulmak
> icin Debelenirken tavsan
> kovugun etrafindan kosarak Dolasmis ve Anne tilkinin
> arkasina gecip
> seslenmis:
>
> 'HIC DE CANIM CEKMIYO AMA COCUKLARA SOZ VERDİM.
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Ocak 25, 2008
0
yorum
Etiketler: fıkra, geyik, komik, komik blog
22 Ocak 2008 Salı
SİNİR OLMADAN DENEYİN BAKALIM:=)
http://members.iinet.net.au/~pontipak/redsquare.html
Kirmizi kareyi yandaki siyah bosluga ve diger mavi objelere
>>degdirmeden 18 saniye basariyla kaydirirsaniz basarilisiniz, 22
>>saniye ise mucizevi bir sonuç...
>>
>> Amerikan Hava Kuvvetleri bu deneyi pilotlarina uyguluyormus ve
>>pilotlar en az 2 dk. basariyolarmis bu olayi...
>>
>> Bol sans...
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 22, 2008
0
yorum
Etiketler: oyun
20 Ocak 2008 Pazar
NE KADAR STRESLİSİNİZ:=)

BU RESİMLER AMERİKADA İNSANLARIN NE KADAR STRESLİ OLDUKLARINI ÖLÇMEK AMACIYLA YAPILMIŞ.
POLİS HAPİSHANELERDE BU RESİMLERİ SIKÇA KULLANMAKTADIR
RESİMLERİ NE KADAR HAREKETLİ GÖRÜRSENİZ O KADAR STRESLİSİNZ DEMEKTİR..
RESİMLERİN HAREKETSİZ OLDUKLARINI DA UNUTMAYIN:=)
NOT=AZILI SUÇLULAR RESİMLERİN FIRILDAK GİBİ DÖNDÜKLERİNİ SÖYLÜYORLARMIŞ:=)
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ocak 20, 2008
0
yorum
Etiketler: komik blog, stres yönetimi
112 MACERASI:=)))
Gece yarısı tuvalete kalkan bir adam lavaboya giderken evin içinde birini görmüş ve bu kişiye yumruk atmış.
Meğerse gördüğü aynadaki yansımasıymış.
Yumruğu aynaya gelince kesilen eli kanamaya başlamış.
Gürültüye eşi uyanmış ve Eşinin elini görünce koşmuş alkollü Pamuk yapıp eşinin yarasına basmış.
Adamın açık,kanayan yarası alkolle daha da acımış ve adam sinirlenerek tuvalete atmış pamuğu.
Sonra sıkıştığı için tuvalete oturmuş bu arada da bir sigara yakmış.
kibritini de tuvalete atınca poposu alkollü pamukla tutuşmuş.
Can havliyle fırlayınca kafasını banyodaki dolaba çarpmış kafası da kanamaya başlamış.
adamı yüzü koyun yatıran eşi 112 sağlık servisini aramış.
Gelen 112 ekibi karşılarında eli kesik, poposu yanık, kafası kanayan bir adamı görünce şaşkın bir şekilde adamı apartman dairesinden indirirken merdivenlerde olayın oluşunu sormuşlar.
Olayları anlatan hastayı dinleyince gülme krizine girip sedyeyi ve adamı düşürmüşler.
yeni bir 112 getirmişler ki böylece adamı hastahanede götürmüşler .
Adamı ziyaret eden yakınlarına eşi hastahanede sakın nasıl olduğunu sormayın diye sıkı sıkı tembih ediyormuş...
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ocak 20, 2008
0
yorum
Etiketler: komik olaylar
SAZAN:=))))
Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu.
Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı...
Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi.
Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi.
Ses devam etti: "Nasılsın?"
İlk defa başına böyle bir şey geliyordu...
Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?"
Ses sordu: "Ne yapıyorsun?"
Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı: "Ben" dedi "İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?"
Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"Hayatım, telefonu kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım..."
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ocak 20, 2008
0
yorum
16 Ocak 2008 Çarşamba
Ücretsiz servisi aktif hale getirdiniz mi?
Cep telefonlarında gizli numaradan aranmayı engelleyen servisin devreye girmesi için kullanıcı tarafından aktif hale getirilmesi gerektiği bildirildi.
Servisi aktif hale getirmek için Turkcell ve Avea’da, aranacak numara olarak *253# yazıp, arama tuşuna basmak yeterli oluyor. Servisi iptal etmek için ise #253# yazarak işlemi tekrarlamak gerekiyor.
Vodafone’da ise önceden alınmış olan 6 haneli şifre, ardından bir boşluk ve ”GIZLINUMARAYAKAPALI AC” yazıp, 7048′e kısa mesaj göndermek gerekiyor. Servis iptali ise aynı işlem ”GIZLINUMARAYAKAPALI KAPAT” yazarak yapılıyor
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Ocak 16, 2008
0
yorum
Etiketler: avea, gizli numaralar, turkcell
14 Ocak 2008 Pazartesi
KÜL KEDİSİ:=)
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Ocak 14, 2008
0
yorum
Etiketler: karikatür, kül kedisi
13 Ocak 2008 Pazar
BİZ BAYANLAR İÇİN ÖZEL USB LER..
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ocak 13, 2008
0
yorum
Etiketler: özel tasarımlar, usb, yeni tasarımlar
12 Ocak 2008 Cumartesi
İnsanı yorgun düşüren 11 enerji düşmanı
İnsanı yorgun düşüren 11 enerji dusmani Cep telefonu, floresan ışık, küf gibi etkenler enerjimizden çalıyorlar. Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler.
1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler:
Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.
2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar:
Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.
3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar:
Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.
4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır:
Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.
5- Cep telefonu hipnozdan beter:
20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.
6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi
Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!
7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz:
Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, "çölyak" hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir.
8- Kola bünyeyi aside boğar:
Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.
9- Gürültü de yorar:
Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.
10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur:
Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.
11- Küften uzak durmalı:
Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Ocak 12, 2008
0
yorum
Etiketler: stres yönetimi
8 Ocak 2008 Salı
CENAZE TÖRENİ:=))))
Bir kalp doktoru ölmüş. Cenaze töreninde güllerden dev
bir kalp, kalbin ortasına tabutunu yerleştirmişler. .
Herkes doktorla ilgili anılarını anlatmış, ona son
vazifelerini yapmışlar, tabut kapanmış, dev güllerden
dev bir kalp şeklinde çelengi üzerine koymuşlar ve
defnetmişler. .
Bu hüzünlü tablo YaşaNırkn kenarda
kıkır kıkır gülen adama sormuşlar, gülme nedenini..
'Sormayın!' demiş 'Ben jinekologum. . Kendi cenaze
törenimi düşünüyorum da..!'
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 08, 2008
0
yorum
Etiketler: cenaze töreni, güllerden kalp
HÜNKAR BEGENDİ:=)
Padişahın canı patlıcan çekmiş...
Yapmışlar, afiyetle yemiş ve demiş ki:
"Şu patlıcan ne güzel sebzedir."
Dalkavuk onaylamış:
"Ağzınızın tadını biliyorsunuz. hünkârım. Öyle lezizdir ki, 40 çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur... İnsan yemeğe doyamaz, parmaklarını yer."
Ertesi gün. Padişah tersinden kalkmış...
Bir gün önce çok beğendi diye, gene patlıcan yapmışlar, sofrasına getirmişler. Kükremiş bu sefer...
"Ne bu yahu, her gün patlıcan patlıcan, bari bi şeye benzese!"
Dalkavuk atılmış hemen... "Haklısınız vallahi hünkârım! Ne yemeği yemek, ne tadı tat, zaten kara kuru da bi şey."
Padişah kızmış: "Sen değil miydin, daha dün, patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Alay mı ediyorsun benle?"
Dalkavuk eğmiş boynunu..."Aman padişahım, yanlış anlaşılmasın" demiş, "ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil."
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 08, 2008
0
yorum
Etiketler: fıkra
TERCİH DURUMU:=)))
Horoz, önünde naz yapmak için kaçan, sıra nihayet kendisine geldi diye, dünden razı tavuğu kovalarken çiftçinin karısı elinde yem torbasıyla çıkagelmiş.
Horozun tavuğu kovaladığı istikametin tam aksine bir avuç mısır tanesi atmış..
Horoz, anında tavuğun peşini bırakıp mısır tanelerine doğru uçmuş..
Kenardan olanları seyreden bir köy delikanlısı
"Tanrım.." diye dua etmiş.
"Ne olur beni böyle bir tercihe mecbur edecek kadar aç bırakma!."
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 08, 2008
0
yorum
Etiketler: fıkra
turkcell bizbize kamu hakkında..
Merhaba arkadaşlar ben 3 yıldır bizbize kamu tarifesindeyim henuz daha yeni öğrendimki o tarifede ayda 200 sms tum turkcell'lilere ücretsizmiş.Yalnı z bunca zamandır faturamda hep sms'lerimden ücret almaktaydılar sorunu ilettim yanlışlık olmuş dediler ve sadece son 3 aya ait faturamıza itiraz edebildiğimiz için onların parasını geri iade ettiler.Etrafı mdaki tüm arkadaşlarımın faturalarındada yanlışlıkla!!! ücretlendirme olmuş onlarda şikayette bulundu ve paralarını geri aldılar.
Tavsiyem siz veya çevrenizdeki tüm bizbize kamu tarifesindekilere söyleyin faturalarını inceleyip fazladan alınan sms ücretlerini geri alsınlar.
Kolay Gelsin
Tolga.....
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 08, 2008
0
yorum
Etiketler: kamu tarifesi, turkcell
ARADAKİ FARK:=))
Sokakta dolasirken yanima pasakli, pejmurde gorunuslu, muhtemelen
evsiz bir bayan yaklasti ve aksam yemegi için bir kaç milyon vermemi
istedi.
Cuzdanimdan 10 ytl çikardim ve sordum:
Eger bu parayi sana verirsem, bununla aksam yemegi yerine sarap
almaz misin?
'Hayir, yillar once içkiyi biraktim" diye cevap verdi evsiz bayan.
"Bu parayla yiyecek almak yerine alis verise gitmez misin?" diye
sordum.
"Hayir, alis veris için bos zamanim yok" diye cevap verdi pejmurde bayan.
"Butun zamanimi hayatta kalmak için harcamaliyim. "
"Bu parayi yiyecek almak yerine guzellik salonunda da mi
harcamazsin" diye sordum.
"Deli misin" dedi bayan; "20 yildir saçlarimi yaptirmiyorum. "
'Pekala" dedim.
"Sana bu parayi vermeyecegim. Onun yerine seni,
kocam ve benimle beraber aksam yemegine restorana goturecegim. "
Evsiz bayan çok sasirdi.
"Bunu yaptigin için kocan sana kizmayacak
mi? Çok kirliyim ve muhtemelen igrenç kokuyorum."
Dedim ki: "Sorun degil. Onemli olan kocamin alisveristen,
kuaforden ve saraptan vaz geçen kadinlarin neye benzeyecegini gormesi."
(ALINTI)
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Ocak 08, 2008
0
yorum
Etiketler: kadın, kadın dedigin
4 Ocak 2008 Cuma
Turkcell faturali hatti olanlara..
ARKADASLAR,
>
> TURKCELL KULLANANLAR ICIN SENE SONU GELMEKTE,
> HATIRLATMA
> OLARAK GONDERIYORUM.
>
> Turkcell faturali hatlar icin cep telefonunuzun
> ekranina *188*1# yazin ve arayin daha sonra biriken
> sureler size gelecek,
> ondan sonra *177*2# yazin ve
> tekrar arayin birikmis dakikalar yukleniyor .
>
> Ben denedim iki hattimada epey dakika yuklendi .
>
> Bu islemi siz talep etmedikce yukleme olmuyor ve bu
> sureler kullanmadiginizda iptal (yil sonunda) oluyor
> .
>
> Sevgilerimle.
>
>
> Nejat SENER
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Ocak 04, 2008
0
yorum
Etiketler: faturalı hat, turkcell
KISSADAN HİKAYELER
DELİKANLİNİN ADİ
Bir delikanli siirlerini,
o devrin en buyuk yayincilarindan birine
gostererek, "Bunlari satmak istiyorum" dedi.
Yayinci siirlere bakip
"Bunlari basmam,
cunku hicbiri bes para etmez"
diye genci tersledi.
Delikanli kendinden emin:
"Yazik. Buyuk bir serveti kacirdiniz.
Cunku ilerde yazacagim butun eserlerin
telif hakkini size satmak istiyordum."
Yillar gecti o genc cok buyuk bir yazar oldu.
Adi da Victor Hugo idi.
*************************************************
FAKİR BİR GENC
Amerikan ic savasindan hemen once ,
bir genc bir ciftlikte is buldu.
Adi Jim olan cocuk o kadar caliskandi ki
kisa zamanda herkese kendini sevdirdi.
Bu arada ciflik sahibinin kizina ásik oldu.
Bir gun cesaretini toplayip
patronuna kiziyla evlenmek istedigini soyledi.
Adam "Senin gibi culsuz ve
serefli bir soyadi olmayan birine
kizimi vermem" diyerek Jim'i kovdu.
35 yil sonra ciftligin sahibi
samanligi yikarken duvarda
Jim'in kaziyarak yazdigi adini gordu:
James A. Garfield.
O tarihte James A. Garfield
ABD Baskani'ydi.
****************************************************
İSADAMİ Dikran Masis
"Beni Dusunduren Oykuler" adli
ilginc bir kitap yayinladi.
Satmak icin degil, dostlarina dagitmak icin.
Nedenini soyle acikliyor:
"Sakin ha kimse kitap falan yazdigimi sanmasin.
Benim boyle bir kabiliyetim yok.
Sadece okudugum kitaplardaki oykuleri
yillarca topladim.
Bu oykulerin her biri bana bir sey ogretti.
Uzeyir Garih derdi ki;
'Senin ne bildigin onemli degil.
Kac kisiye ogrettigin onemli.'"
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Ocak 04, 2008
0
yorum
ÇİÇEKCİNİZ
www.milliyet.com.tr
DOST SAYFALAR
YAŞAM DERSİ
Sadece De ki ; Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder Daima seninle kalmaz...
H. Lawrence
**************************************************
**IQ’ lar eşit olmadıkça
insanlar eşit değildir''**************************************************
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
*************************************************
GÜZEL LİNKLER
Şimdi Kayıt Ol:
SEVEREK İZLEDİĞİM FİLİMLER
- BAKIŞ AÇISI(bır suikastın farklı açılarla anlatımı,bayıldım!)
- SU DÜNYASI-Waterworld-Kevin Costner(böyle bir gelecek ihtimalı çok etkilemişti beni)
- İnsanlar Yaşadıkça (1953) -From Here to Eternity (çok eski ama harika bir filim)SAVAŞ
- Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption (izlemekten bıkmadığım tek filim)
- Kapıdaki Düşman-Enemy at the Gates (zevkle izlediğim filimlerden biri)SAVAŞ
- Ölüm Kadına Yakışır-Death Becomes Her(Bruce Willis,Goldie Hawn,Meryl Streep)KOMEDİ
- Eternity and day- Eleni Karaindrou(filmin müziği harikadır)
KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI
- Tibet'in Gençlik Pınarı 2. Kitap
- Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
- Ruhsal Şifa -Dora Kunz
- Geçmiş Yaşamlar Ölümsüz Ustalar- Dr. Briane L. Weiss
- Işığa Bir Adım Kala- Dr. Melvin Morse
- Yaratıcı İmgeleme -Shakti Gawain
- Enerjilerle Pratik Şifa -Donna Eden
- Olgunluk- Osho
- Farkındalık- Osho
- Yakınlık- Osho
- Yaratıcılık -Osho
- Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu - Karla Mc Laren
- Müthiş Sır- Mike Hernacki
- Çocuğunuzla Birlikte Büyüyün - D.Corkille Briggs
- Başarı Korkusu- Martha Friedman
- Sevgi Korkudan Özgürleşmektir - Gerald Jampolsky
- Çekim yasası -Nil Gün
- Geçmişin Gölgeleri - Nil Gün
- Örselenmiş Cinsellik - Aline P.Zoldbrod
- Ruhsal Büyüme - Sanaya Roman
- Gelişen Ruhlar İyileşen Yaralar - Lise Bourbeau
- Doğru Sorular - Debbie Ford
- Gölgenin Sırrı - Debbie Ford
- Pozitif Gücün Büyüsü - Louise Hay
- Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise Hay
- Yol Ve Erdemin Kitabı - Lao Tzu
- Tüm Yönleriyle Reiki- W.Lübeck, F. A.Petter
- Reiki Esasları- Diane Stein
- . Işığın Doğuşu- Barbara A. Brennan
- Işığın Elleri -Barbara A. Brennan

















