Faciadan 20 yıl önce "Yüzyılın sonuna doğru, ağustos sıcağında Kursk sular altında kalacak ve dünya felaketi izlerken gözyaşlarını tutamayacak" demişti. O günlerde yaşlı kadının bu sözlerini duyanlar için sözler çok anlamsız gelmişti.
20 yıl sonra, Rus nükleer denizaltısı Kursk, içindeki 118 denizciye mezar olup da, ne kadar haklı olduğu ortaya çıkınca yıllar önce söylediklerini hatırlayanlar şaştı kaldı. İşte o günden sonra yaşlı kadına herkes gerçek bir kahin olarak bakmaya başladı.
Bulgaristan'ın Kozhuh dağlık bölgesinde Rupite köyünde yaşayan Vangelia Gushterova ya da kısaca Vanga'nın kehanetleri, ülkesinin sınırlarını çoktan aşmış durumda. Öyle ki, 1970'te, ABD First Ladyleri'nden Jacqueline Kennedy bile Vanga'yı görmek istemişti. Ancak dönemin komünist iktidarı bu buluşmaya izin vermemişti.
1911'de dünyaya gelen, henüz 12 yaşındayken sele kapılan ve mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başaran ancak o gün her iki gözü de kör olan Vanga, 1996'da hayata veda etti.
11 Eylül saldırılarını yıllar önce açıklayan Vanga "Amerikalı ikiz kardeşlere demir kuşlar saldıracak" demişti.
Prenses Diana'nın beklenmedik ani ölümü ve Sovyetler'in "perestroika" ile başlayan çöküşünü de yıllar öncesinden haber veren Vanga'nın tüm bu kehanetlerine şimdi bir yenisi eklendi.
"Çağımızın kahini" olarak da anılan Vanga'ya göre 2010'da dünyayı çok büyük bir savaş bekliyor. Asya'da, dört devlet başkanına yapılacak bir saldırının ardından çıkacak olan savaşa "Üçüncü Dünya Savaşı olabilir" diyen yaşlı kadın, başka kehanette bulunmayacağını da açıklamış.
Rusya'da yayınlanan Pravda gazetesinde yer alan haberde, Vanga'nın ayrıca kendi ölüm tarihini bildiği, kendisinden sonra Fransa'da bir kız çocuğunun doğacağını ve 10 yaşına geldiğinde "kehanet" yeteneğinin yavaş yavaş ortaya çıkacağını ve 2009'da tüm dünyanın onun adını duyacağını da söylediği belirtiliyor.
Pomak şivesiyle Bulgarca konuşan, gözleri görmeyen, yaşlı kahin Vanga, kapısını aşındıran gazetecilerle pek fazla görüşmemişti. Ancak bir keresinde "Bir insanla karşı karşıya geldiğimde, hayatı, doğduğu andan itibaren ölüm anına kadar bir film gibi zihnimde canlanıyor. İnsanlar şifa için de bana geliyorlar. Ama şifayı doktorlarda aramalılar. Asıl ilaçlar ise, yaşadıkları topraklarda yetişen bitkilerde" demişti.
(Milliyet)
**************************************************************
2010 demiş kahin kadın,vala tırstım!Dünyanın sonu geliyormuş 3. dünya savaşı çıkyormuş.
''Ey güzel Allahım!şurda bir yıl üç ay süremiz kalmış.Lütfen senden istediklerimi hemen ver!Unuttuysan hatırlatayım;banka hesabımda 10 milyon dolar,bogazda bir yalı,son model C 200 mercedes,10 karatlık tek taş pırlanta,5 yıldızlı ultra lüx bir transatlantik ile bir aylık dünya turu...valla hepsi bu kadarcık!evreni yaratan senin için bunlar neki degilmi Allahım?Seni çok seven kulun feraye''
DİGER BLOGLARIM
30 Eylül 2008 Salı
Yaşlı kahinin son kehaneti!
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Eylül 30, 2008
0
yorum
Etiketler: 3.dünya savaşı, gazetelerden başlıklar, kahin, kehanet, milliyet, suikastlar, tanrı ile sohbet
AYI:)))
Dünyada sadece bir çift kalan nadir bir AYI türünün erkeği ölmüş.
Bu ender hayvanın üreme ihtimali sıfır. Bu yüzden soyu tükenecek.
Ne yapalım diye düşünmüşler; kurullar toplanmış, çözüm yok.
Bir Türk bilim adamı şöyle demiş:
'Bizim memlekette bir Hayati abi var. Söylemesi ayıp, aynen bu
ayıya benziyor, hatta daha kıllıdır.
Ondan rica edebiliriz. 150-200 dolar da ödül verdik mi bu iş tamam!
Ayıların soyunu ancak bu yöntemle kurtarabiliriz. '
Bakmışlar başka çare yok, Hayati abiye gitmişler ve durumun önemini,
yapacağı hizmetin büyüklüğünü
anlatmışlar, bir de 'Karşılığında 150 dolar söz konusu' demişler.
Hayati abi bir an düşündükten sonra, 'Olur ama..' demiş, 'Üç şartım var.'
Herkes büyük bir sevinç içinde ama daha çok merakla,
'Nedir şartların?' diye sormuşlar...
Hayati abi bir çırpıda sıralayıvermiş:
1. Öpüşmem.
2. Yavru erkek olursa rahmetli babamın adını koyarsınız.
3. 150 dolar çok, en fazla 50 dolar veririm.
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Eylül 30, 2008
0
yorum
Etiketler: ayı, ayı türleri, gülmekten gebereceksiniz, soyu tükenen, türk bilim adamları
26 Eylül 2008 Cuma
ASİYE HANIMMM:)
BU ŞARTLARDA OLMASINI BEKLİYORDU........
1-Boyu en ideal 1.75 olacak öyle yolda yürürken ne dev gibi durmalı ne de ufacık...
2-Renkli gözlü olmalı. Ama çok açık renk değil. Bakışı daha önemli. Çakmak çakmak bakarken ! yumuşayıp eritebilmeli
3-Hafif bi top sakal ya da kirli sakal olmalı. Tüysüz kesinlikle olmamalı. Temiz ve kısa traş tercih sebebidir.:)
4-Eller bakımlı temiz olmalı. Ne büyük nede tombul olmamalı. Kolları sert ve adaleli, koluna girince hatuna gücünü hissettirmeli
5-Kesinlikle ama kesinlikle vücut çalışmış OLMAMALI! Pek çok kız siz erkeklerin sandığının aksine şiş vücut sevmez. Sakin mütevazı ama sert ve sarkmayan bir vücut gibisi yoktur.
6-Popoya ve bacak! lara dikkat. Atletik olmasa da hantal olmayacak.
7-Sarışın kumral olabilir ama kesinlikle koyu esmer olmamalı. Dişler beyaz ve temiz olmalı, tercihen sigara içmeyecek.
8-Güzel kokacak. Sık sık duş alacak. Kendine özgü kaliteli bir parfümü olacak öyle ki hatun kısmı nerde o kokuyu alsa erkeğini hatırlayacak.
9-Çok etli ya da çizgi gibi incecik dudaklı olmaz. Alt biraz kalın üst dudak biraz ince... Kulağında küpe olabilir. Olmasa da önemli olmaz
Bunlar az çok dış görünüş huyuna suyuna gelince...
1-Eğitimli, en az 4 yıllık adam gibi bir lisans eğitimi olmalı. Öyle uluslar arası ilişkiler olmasa da su ürünleri de olmamalı.
2-Biz kı! zlar arabaya paraya bayılırız sanırsınız. Alakası yok desem. Adam gelecek vaat etsin. Eğitimli olsun, hırslı çalışkan olsun yeter. O hayatını kazanır zaten. Kaliteli hatun kaliteli adam bulunca sabreder destek olur...
3-İyi modern görüşlü ailesi olsun. Bİ KAHVE İÇMEYE BİZE GELEBİLSİN. Annemle tanışsın. Kal gelmesin!
4-Arkadaşlarımı sevsin. Benim geçmişimle çocukluk resimlerimle ilgilensin.
5-Kendi arkadaşlarıyla tanıştırsın. Halı saha maçına götürsün.
6-Çocukları sevsin... Bu çok önemli. Şefkatli erkek çocuk yanında belli olur.
7-KARAKTERLİ OLSUN. KENDİNİ KULLANDIRMASIN. GİRDİĞİ ORTAMDA ADAM SAYILSIN.
8-Sert olsun kuralları olsun. Tamam, göbeği açık vs falan giydirmesin ama her şeyin orta yolunu da bulabilsin. İkna edici olsun. Tatlı tatlı ded! iğini yaptırsın.
9-Hatununu deli gibi sevsin. BAŞKASINDA GÖZÜ OLMASIN. Sevdiğini ara sıra belli etsin
10-Hatunun sağlığıyla ilgilensin. Ayın belli günlerinde anlayışlı olun.
11-Kıskanç olsun
12-Adam olsun. Kızdı mı vursun masaya yumruğunu. Ama hatalıysa da özür dilemeyi bilsin
13-Kesinlikle çiçek göndermeyi ve hediye almayı unutmasın (yılda iki çiçek bi böcek sizi öldürmez dimi beyler?)
14-Önemli günleri unutmasın.
15-Saçımızı kestirip boyatınca dalga geçmesin iltifat etsin.
16-Eski kız arkadaşlarıyla kesinlikle görüşmesin.
17-Müzik konser kitap fuarı nedir bilsin yeri gelince evde mısır patlatıp maç DVD izleriz ama bazen de gece çıkıp hafif çakırkeyif olmayı da bilsin.
18-Asosyal olmasın.
19- Ana kuzusu olmasın…
20-Delikanlı olsun. Sevmiyorsa uzatmasın. Eğlence peşindeyse hatunun canını yakmasın. Günahını almasın...
Mis ASİYEEE
bekledi bekledi bekledi bekledi bekledi bekledi............ 
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Eylül 26, 2008
0
yorum
Etiketler: asi, asiye, beklentileri azaltmak, kadınlar nasıl bir erkek arar, kadınların beklentileri
24 Eylül 2008 Çarşamba
SARIŞIN
Adamın biri çok lüks bir restorana girmiş; yemeğini ısmarlamış. Gelmesini beklerken bir bakmış yan masada sarışın, iri göğüslü uzun bacaklı bir fıstık... Bir süre ağzı 5 karış açık vaziyette baktıktan sonra dayanamamış garsonu çağırmış:
- Yan masadaki şu nefis yaratığı görüyor musun?! Ona en pahalı şarabınızdan ısmarlamak istiyorum.
Böylece garson restorandaki en pahalı şaraptan bir şişeyi bizim fıstığa götürmüş. Kadın bir şişeye bakmış; bir adama bakmış ve çantasından bir kağıt çıkarıp bişiler yazmış, adama götürmesi için garsona vermiş.
Garson kağıdı adama vermiş; adam bir bakmış ki şöyle yazıyor:
- Bayım; eğer garajınızda son model bir BMW, banka hesabınızda 10 milyon ve bacaklarınızın arasında da 20 cm'lik bir şeyiniz varsa gönderdiğiniz şişeyi zevkle kabul ederim.
Adam bunları okuduktan sonra bir an durmuş; o da bir kağıt çıkarıp bişiler karalamış ve garsona vermiş. "Bayana götür bunu" demiş.
Garson notu götürmüş. Sarışın afet kağıdı açmış ve aynen şöyle yazıyor:
- Sadece bilmeni istedim. Benim garajımda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir de Mercedes 560SEL var. Banka hesabımda ise tam 30 milyon dolar var, ama senin gibi muhteşem bir kadın için bile 3 cm. kestirmeye hiç niyetim yok. Onun için şişeyi geri gönder!
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Eylül 24, 2008
0
yorum
Etiketler: cok komik, fıkra, gülmekten gebereceksiniz, sarışın
14 Eylül 2008 Pazar
GİYSİLERİ KATLETMEK BENİM İŞİM
Genellikle çamaşır yıkarken nasıl beceriyorsam mutlaka beyazların içine renkli bişiler katıp tüm çamaşırlara farklı desenler yaratıyorum.Orjinal halini begenip alan çocuklar en sevdikleri giysilerin üzerinde alacalı bulacalı desenleri görünce fazla depresif,agresif davranışlar sergiliyorlar.
Beyaz çamaşırları itina ile ayırıp,en uzun proğramı seçip ''çamaşırdır kirlenir OMO ile temizlenir'' diyip start dügmesine basıyorum.Yıkanma süresi dolup çamaşırları asmak için makinadan çıkardığımda çocukların en sevdiği giysilerinin igrenç renk armonisi içinde görünce tamam diyorum ''ben bu sefer bittim!''
2 hafta önce oglum koca bir yıl hayalini kurduğu tatile çıkmak üzereydi.En sevdiği üç kot,4 gömlek,evde giydiği günlük bermuda şort,2 de tişörtünü ''anne ne olur bunları yarına akşama hazır et'' dedi.Bende en sevdiği kıyafetler diye ayrı bir özenle makinaya yerleştirdim,birde pembe bir fularımı attım,sonra astım(gece yıkanıyr genelde çamaşırlar)sabah herkes işe dagıldı,akşam iş çıkışı eve geldik ben hemen ütü masasının başına geçtim oda bavulunun...30 dakika içinde evden çıkması gerekiyordu.Ben çamaşırları toplayıp ütü masasının başına geçmeye hazırlanırken bütün kıyafetlerin çok şık(!) alacalı pembe oldugunu gördüm
-''şey oglum bişi diyecem ama kızma''
-''ne oldu anne?''
-''ya ben çok sakarım''
-''annne geç kalıyorum ne oldu''
-''ya senin kıyafetler varya,onlar pembemsi gibi olmuş''
-''ne pembesi anne yaa!ne diyorsun?''
-''ya hani şu kotların varya''
-''yaa anne!!!ne yaptın sen yaa!bitirdin beniiiiii!!!
-''yaa çiko be,pembe hoş renktir''
-''anne ben gidiyorum,dönüştede sokak çocuklarını koruma derneğine gidecğim''
-''aaa!ben seni degil çamaşırlarını koruyamıyorum oglum''
-''neyse anne yaa koca bir yıl bugünün hayali ile yaşamışken onu mahvetmene izin vermiyeceğim bu yüzden kendime hakim oluyorum''
-''istersen boyalı yerlerine bir iki çizik atalım yırtalım,çok trend olur vala''
-''allahım,böyle bir anneyi seçmek benim tercihimmiydi?''
-''ay vala çok kırıldım,zaten vicdan azabı çekiyorum,istersen aynı kotlardan arayıp bulup kargo ile yollim,arasına börek te koyarım''
''allahım son on dakika aklıma mukayet olmamama izin verirmisin?''
İşin ilginÇ yanı,en yeniler en sevdikleri alacalı olmuşken evde giydiği bermudasında tek bir leke yok!
Şimdi gelelim az önceki çamaşırlara,şimdi hepsini çöpe atmam lazım yakalanmadan
''anne,beyaz keten pantolonum,gömleklerim nerde?''
''bilmem''
''nasıl bilmem,kirliye atmıştım hepsini''
''iyi ordadır o zman''
''baktım yoklar''
''kesin bir yerlerde unuttun sen onları''
''anne!pantolondan gömlekten söz ediyoruz,kıçımdan çıkarıp oturmadımya unutayım!''
''ay bilmem vala çok dalgınsın sen herşey beklenir''
''allahım ben bu kadınla aynı genlerimi taşıyorum???''
''tabi yaa, sanatçı ruhlu bir annenin gen i''
''ne ruhlu?''
''çamaşır yıkarken sanat icra ediyorum ben''
''anne yoksa yine çamaşır yıkarken eşyalarımı mı katlettin??''
''yoo'kim?nerden çıkarıyorsun''
''anne az daha ugraşırsan Pablo Picasso nun çakması olacaksın! ''
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Eylül 14, 2008
1 yorum
Etiketler: ana kız diyoloğu, çamaşır yıkamak, desen yapmak, genetik, içine etmek, katletmek, mahvetmek
10 Eylül 2008 Çarşamba
NANKÖR KEDİLER:))
Bana sürekli sayfamda Kedilerden bahsettigimi nankör hayvan sayıldıklarındn,bu ilginin nedenini merak edenler olmuş.Nankör demek ne kadar dogru bilmiyorum,ama davranışları nankör kelimesini çagrıştıryor.Bunu Şahika zillisinden biliyorum,bir kaç aydır aramız boozuk nedeni ise
1-bir aylıkken eve geldigi günden itibaren benimle yatıp benimle kalkan,evin içinde gölge gibi peşimde dolanan Şahika ilk kez ondan 3 gün ayrı kalınca başta beraber yattıgımız sonrada sırası ile oglum ve kızımın yataklarının tam ortasına mıçtı ve benim benim gazete kagıdı ile kıçına iki şaplak indirmem le şiddete dönüştü..
2-ardından eve tadilat için gelen bir sürü yabancı adamlar,alıştıgı evin düzeninin yerle bir oluşu,travmatik şok yaşatan matkap sesleri..
3-tam ev sakinliğe bürünmüşken eve gelen Köpük adlı rakibesi ve ona gösterilen ilgi ile agresif,ürkek pençe atan bir yaratığa dönüşmesine yol açtı
4-şimdi asla elimizi uzatıp onu sevme yanlışını yapmıyoruz,o kendi gelip sürünüp öpüp koklarsa mesele yok,geceleri boynuma sarılıp sabaha kadar beni öpmesine,kulağımın dibinde mır mır mırlamısına ses çıkarmadğında sorun yok ama kazara şöyle az öteye itip te dalışa geçmeye hamle yaptıgımda saglı sollu iki pençe atıp toz oluyor,yada içimden gelip iki okşamaya kalksam iki pençe daha yiyorum
şimdi düşünüyorum ben sapıkmıyım,bu çatlak kedi ye kendimi niye çizdiriyorum?kesin mozoşist yanım var çünkü kendimi çizdirdiğim ilk kedi degil,her gelen giden kedi çizdi oramı buramı:)
Konu nankörlük tü degilmi:)evet bu kediler,ben onlara saçımı süpürge ederken,en iyi mamaları,en iyi mıçma kumlarını alırken:)))
NANKÖR KEDİLER NE OLACAK:))
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Eylül 10, 2008
0
yorum
Etiketler: iran kedileri, kediler, nankör kediler
5 Eylül 2008 Cuma
KULAK MASAJI
Kulak ceninin Ana rahmindeki duruşunun şematik olarak aynısıdır. Ve tüm akupunktur noktaları kulak üzerinde bu esasa göre yer almıştır.
Şimdi... Başınız, boynunuz, beliniz, sırtınız, bacaklarınız, kalçanız, ayaklarınız, omzunuz ağrıdığında yapacağınız tek şey kulaklarınıza masaj yapmak.
Kulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak, dayanabildiğiniz kadar güçlü ve sıkarak masaj yapın. İlk anda bazı noktalar acıyacaktır (bunlar bedendeki ağrıyan bölgelerin kulaktaki refleks noktalarıdır). Kısa bir süre sonra bu ağrılar kaybolacaktır. 2 - 3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olur.
İsterseniz uzatabilirsiniz de. Zaten masajin sonuna dogru bedeninize bir sicakligin yayildigini hissedeceksiniz. Bunun ardindan agrilarinizin azaldigini ve kayboldugunu DA... Hic bir yan etkisi olmayan bu uygulamayi her zaman her yerde kendinize ve agrisi olan yakinlariniza uygulayabilirsiniz. Yoruldugunuzda, uzun otobus yada araba yolculuklarinda oturmaktan agrilara maruz kaldiginizda, cok usudugunuzde ve bedeninizi dengeye kavusturmak icin mucize benzeri bu uygulamayi kullanabilirsiniz. - Dort tane agri kesici aldim. Hala agriyor diyerek bas agrisindan kivranan taksi soforunun ona yaptigim iki dakikalik kulak masajinin ardindan yasadigi mutlu saskinlikla benden ucret almadan tesekkurlerle ugurladigini hala hatirliyorum.
Onemli olan kulagin her noktasina dokunun. Kulaginiz size hemen yanit verecektir. Kulaklar bedeni hisseder, görür ve duyar. Siz de sefkatli ellerinizi esirgemeyin.
Dogal Terapiler Uzmanı
Haluk Otman
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Eylül 05, 2008
0
yorum
Etiketler: agrı giderme, baş agrısı, dogal terapi, vucut masajı
4 Eylül 2008 Perşembe
YASAK:))
Adam, avlanmanin son derece yasak oldugu, yakalaninca cok yuklu para cezalarinin kesin uygulandigi milli parkta, gol kenarinda, kucaginda
kocaman bir balik ile parkin polis mudurune yakalanmis..
'Avlanma izniniz var mi?..' diye sormus, polis muduru..
'Yok..' demis adam, 'Gerek de yok cunku bu baligi ben evimde besliyorum. Her gun buraya gelip golde bir muddet yuzduruyorum, islik caliyorum donup
geliyor, alip eve goturuyorum..'
'Tamamen palavra..!' demis polis muduru, 'Baliklar bu dediginizi yapamaz..'
'Inanin bu gercek efendim.. Isterseniz gostereyim..'
'Tamam.. Gorelim bakalim..'
Adam baligi golun derin sularina birakmis, aradan birkac dakika gecmis,
polis muduru adama donup 'Evet?' demis
'Evet ne?'
'Ne zaman geri cagiracaksin?'
'Neyi?'
'Baligi..'
'Hangi baligi?..'
Gönderen
Maranda
zaman:
Perşembe, Eylül 04, 2008
0
yorum
Etiketler: av yasağı, cok komik, gülmekten gebereceksiniz, keskin zeka, yasaklar
mantık evliliği:))
Gönderen
Maranda
zaman:
Perşembe, Eylül 04, 2008
0
yorum
Etiketler: çıkar evliliği, evlilik, evlilikte yaş farkı, mantık evliliği
2 Eylül 2008 Salı
BORÇ VERİLİR!:))

Artık insanlar selam vermeye bile korkar oldu acaba birşey istermi diye karşısındaki...Hatta bu yüzden biraz da paranoya başladı''len bu herif niye bana selam veriyor,niye böyle sırıtıyor,acaba bişimi istiyecek'' diye..
Haklı yanlarıda yok degil hanii,ekonomi kötü kollamak lazım gözü:))
Eskiden bereketli Lira mız vardı bol bol sık sık kıyak yapardık ama gördükki ''kıyakçılığın sonu ayakçılık''oluyor,beleş e konan çok oluyor...
Seni birimi aradı
''selam abi nasılsın?''
''iyiyim canım ya sen?''
''eh işte biraz sıkıntı filan'' hah!işte yem atıldı,hemen karşı taaruza geçip ondan önce davranmak çok önemli,bu noktada kelime ile saniye hesabını çok iyi yapıp hemen aglamaya başlıyacksın
''sorma yaa,bizde de sıkıntı diz boyu,sıkıntılar peşpeşe,maliye bindi tepemize 100 milyar ceza kesti,banka kredilerini ödüyemedim eve icra geldi,elemanların maaşını ödüyemiyoruz,çarşıya çıkamıyoruz yaa abii sende azcıkk para varmı bir kaç günlüğüne bana verecek?''diyip önünü keseceksin karşındakinin:))
Birde evinin ve iş yerinin duvarlarına bu resmi asacaksın:)))
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Eylül 02, 2008
0
yorum
Etiketler: borç para, kötü ekonomi, paranoya, recep ivedik
İLGİNÇ BULUŞLAR:))


Mangal da ateş nasıl tutuşturulur pratik fikirli mucit yeğen Ali'ş vantilatörle 2 dk bunu başarıyor:))Haftanın üç günü mangal partisi verince yaratıcılıkta kendiliğinden gelişiyor..bu arada bizede öghhh dedirtti et yemekten:))...Kış gelince kurtulma şansımızda yok çatlak herif kar altında bile mangal partisi verdi geçen sene,biz masa başında yayılmış keyif çatarken o kar montunu geçirmiş sırtına bize hizmet veriyordu:))
Diger mucit se Anadolunun bağrındaki yurdum insanının pratik zekası..Beşik te çocuk nasıl yatırılır görün:))
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Eylül 02, 2008
0
yorum
Etiketler: beşiktaş, ilginç buluşlar, ilginç fikirler, mangal keyfi, mucitler, pratik çözümler
1 Eylül 2008 Pazartesi
BAŞARININ SIRRI..
İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.
Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.
İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller' e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller' e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.
Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.
İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.
Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.
(ALINTI)
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Eylül 01, 2008
0
yorum
Etiketler: başarının sırrı, beyin gücü, deli tavşan, iş adamı, John Rockfeller, kişisel gelişim
SEVGİLİ KÖPÜK:((








4 Aylık olan sevGİLİ KÖPÜK,pencereden balkona atlamk isterken 4.kattan betona çakıldı:(( Alt komşunun gelip haber vermesi ile aşagı inip onu kanlar içinde yerde görmek dayanılmaz bir görüntü ve acıydı:( Ben o şok ile ne yapacağıma nereye götüreceğime karar vermeye çalışırken kızımın çığlık ve haykırışlarını susturmaya çalışıyordum.Hemen sevgili yeğenim ali yi aradım,oda herşeyi organize ederek biz Köpük,ü özel hayvan hastanesine yetiştirdik,hemen koluna kelebek le birlikte serum taktılar ardından kanamayı durduracak igne yapıp rontgenini sonra MR ını çektiler.Kırık çıkık yoktu ama iç ve beyin kanaması riskinin çok fazla olduğunu söylediler,%10 yaşama şansı verdiler.onun kanlar içindeki yüzü ve gözlerindeki gözyaşları unutulur gibi degil...48 saat yogun bakımda kaldı ve çok şükür ki yaşama döndü doktorları bile şaşırtacak hızla...kızımızı ordan aldık,biz çalıştıgımız için sevgili Ali,şim eve götürdü nekahat dönemini atlatması için,gündüz ona gözkulak olacak ablam ve Sonya vardı..Bir haftayı geride bıraktık ve kızımızı almaya gittgimizde Aliş,pencerelere tel yaptırmassak asla kızımızı geri vermiyeceğini söyledi,bizde ustaları bekliyoruz:)..KÖpük,n hastanedeki 3.gününün resimleri..birde eve geldikten sonra belden aşagısını yıkayıp kundakladık:))kızıma nazar değdi,memiş hocaya okutacam vala:)bir düşmeden önceki resimlerine bakınca anlarsınız haklı oldugumu:)
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Eylül 01, 2008
0
yorum
Etiketler: cinhilla, iç kanama, iran kedileri, iran kedisi, yogun bakım
ADEM'LE HAVVA:))
Küçük kız annesine 'İlk insan nasıl dünyaya geldi' diye sormuş, 'Tanrı Adem ve Havva'yı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum' diye izah etmiş annesi..
Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına sormuş.. 'Binlerce yıl önce maymunlar vardı' demiş babası, 'Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik..'
Farklı iki cevaptan aklı karışan kız annesine gidip 'Nasıl olur anne' demiş 'Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum..'
'Karıştırıcak bir şey yok' demiş annesi gülerek, 'Ben sana kendi ailemin geçmişini anlattım. Baban da kendi ailesininkini anlatmış, bir tanem..!'
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Eylül 01, 2008
0
yorum
Etiketler: ademle havva, cok komik, ilk insan, yaradılış
ÇİÇEKCİNİZ
www.milliyet.com.tr
DOST SAYFALAR
YAŞAM DERSİ
Sadece De ki ; Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder Daima seninle kalmaz...
H. Lawrence
**************************************************
**IQ’ lar eşit olmadıkça
insanlar eşit değildir''**************************************************
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
*************************************************
GÜZEL LİNKLER
Şimdi Kayıt Ol:
SEVEREK İZLEDİĞİM FİLİMLER
- BAKIŞ AÇISI(bır suikastın farklı açılarla anlatımı,bayıldım!)
- SU DÜNYASI-Waterworld-Kevin Costner(böyle bir gelecek ihtimalı çok etkilemişti beni)
- İnsanlar Yaşadıkça (1953) -From Here to Eternity (çok eski ama harika bir filim)SAVAŞ
- Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption (izlemekten bıkmadığım tek filim)
- Kapıdaki Düşman-Enemy at the Gates (zevkle izlediğim filimlerden biri)SAVAŞ
- Ölüm Kadına Yakışır-Death Becomes Her(Bruce Willis,Goldie Hawn,Meryl Streep)KOMEDİ
- Eternity and day- Eleni Karaindrou(filmin müziği harikadır)
KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI
- Tibet'in Gençlik Pınarı 2. Kitap
- Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
- Ruhsal Şifa -Dora Kunz
- Geçmiş Yaşamlar Ölümsüz Ustalar- Dr. Briane L. Weiss
- Işığa Bir Adım Kala- Dr. Melvin Morse
- Yaratıcı İmgeleme -Shakti Gawain
- Enerjilerle Pratik Şifa -Donna Eden
- Olgunluk- Osho
- Farkındalık- Osho
- Yakınlık- Osho
- Yaratıcılık -Osho
- Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu - Karla Mc Laren
- Müthiş Sır- Mike Hernacki
- Çocuğunuzla Birlikte Büyüyün - D.Corkille Briggs
- Başarı Korkusu- Martha Friedman
- Sevgi Korkudan Özgürleşmektir - Gerald Jampolsky
- Çekim yasası -Nil Gün
- Geçmişin Gölgeleri - Nil Gün
- Örselenmiş Cinsellik - Aline P.Zoldbrod
- Ruhsal Büyüme - Sanaya Roman
- Gelişen Ruhlar İyileşen Yaralar - Lise Bourbeau
- Doğru Sorular - Debbie Ford
- Gölgenin Sırrı - Debbie Ford
- Pozitif Gücün Büyüsü - Louise Hay
- Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise Hay
- Yol Ve Erdemin Kitabı - Lao Tzu
- Tüm Yönleriyle Reiki- W.Lübeck, F. A.Petter
- Reiki Esasları- Diane Stein
- . Işığın Doğuşu- Barbara A. Brennan
- Işığın Elleri -Barbara A. Brennan










