DİGER BLOGLARIM
30 Nisan 2008 Çarşamba
TOP NASIL OYNANIRMIŞ:)
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 30, 2008
0
yorum
Etiketler: futbol, süper futbol, top show
Askıda Kahve
Güzel bir olay daha önce defalarca yayınlamış ama genede paylaşmak istedim.Keyifli ve düşünceli okumalar:)
İtalya’da Venedik’in kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Bar’da, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri barmene, “iki kahve, biri askıda!” dedi; iki kahve parası verdi, bir kahve içip gitti.
Barmen de duvar üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt astı.Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlar da “Üç kahve, biri askıda” dediler; Üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler.
Barmen “askı”ya yine bir küçük kağıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu.Bir süre sonra kahveye, üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve Barmen’e “Askıdan bir kahve!” dedi.
Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu.Yoksul kişi, kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı, gitti. Barmen’se, duvardaki askıya taktığı kağıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöp kutusuna attı.
Bu günün sonunda, gözlerimizi yaşartan bir “İtalyan toplumsal terbiyesi” öğrendik: Bir Venedikli için yaşamsal olmasa da, kahve, günlük yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Kahve içecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek düzeydeki kişiler, bir kahve parası daha ödüyorlar. Yardım ettiği kişiyi görmedikleri için bu kişiler de daha mutlu oluyorlar; kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul edenler de daha huzurlu!
Yardım eden ile alan arasında, bu cafe-bar’daki garson gibi köprü görevi yapan kişilerinse, güleryüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor. İçeri giren yoksul bir kişinin “Bana askıda kahve var mı?” diye sormasına gerek bırakmamak için, askıda kahve olduğunu belirten kağıt parçalarını kolaylıkla görülebilen bir yere asmaksa, bu olgunun zarif bir bölümü...
(alıntı) www.morfikirler.com
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 30, 2008
0
yorum
Etiketler: italya, kahve, kahve keyfi, venedik, yaşanmış olay
HAYAL KIRIKLIGI
Ingiltere'nin saygin kiz kolejlerinden birinde biyoloji ogretmeni ogrencilerden Miss
Perkins'a "Soyle bakalim, insan vucudunda uyarildiginda normal buyuklugunun alti katina
ulasan organ hangisidir?"
Ogrenci yuzu kizararak "bana bu soruyu sordugunuzdan ailemi haberi olacak" demis. Ogretmen
baska bir ogrenciye donmus ve "Sen soyle Miss Sarah" demis. Sarah "los isikta gozbebegi"
yanitini vermis. Ogretmen aferin dedikten sonra Miss Perkins'a donmus ve sana uc sey
soyleyecegim demis:
1- dersine hic calismamissin bundan ailenin haberi olacak
2-aklin fikrin surekli kotu seylerde.
3- ilerde cok buyuk hayal kirikligina ugrayacaksin...
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 30, 2008
0
yorum
Etiketler: çok güleceksiniz, fıkra, kolej, yüzdeyüz komik
26 Nisan 2008 Cumartesi
KİM 500 MİLYAR İSTER?
HADİİ BAKALIM,ÖYLE BOŞ OTURMAYIP BİRAZ KÜLTÜRÜNÜZÜ GELİŞTİRİN,BANA ÇIKMAZ DEMEYİN,GÜNÜN BİRİNDE SİZDE 500 MİLYAR İÇİN YARIŞABİLİRSİNİZ:=)))
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Nisan 26, 2008
0
yorum
Etiketler: genel kültür, kim beşyüz milyar ister, yarışma
AŞK ELBİSESİ:=)
Yeni evli çiftler ana babayla aynı evde oturuyorlar.
Bir akşam gelin yatma zamanı evde anadan uryan dolaşıyor. Kayınvalde uyarıyor. "Yavrum bu ne hal.?"
Gelin cevap veriyor." Anneciğim ne var bunda . Bu benim aşk kıyafetim!" Kaynana birşey diyemiyor.
Demekki şimdi böyle oluyor diye geçiriyor içinden.
Bir müddet sonra gene bir gece bu sefer oğlunu aynı şekilde anadan uryan görüyor.
Soru aynı soru, cevap yine aynı cevap..... Demekki diye düşünüyor kadın aşk kıyafeti bu imiş.
Bir süre sonra bu sefer kaynana akşam kocasının önünden alımlı alımlı uryan geçiyor.
Koca karısına kızarak," fesuphanallah- kadın bu ne hal böyle" diye şaşkın şaşkın soruyor.
Kaynana kocasına, " Ne var bunda herif, bu benim aşk kıyafetim" diye cevap veriyor.
Akıllı görmüş geçirmiş kayınbaba hemen taşı gediğine koyuyor." İyi güzelde, bari biraz ütüleseydin onu" diyor
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Nisan 26, 2008
0
yorum
Etiketler: aşk, çok güleceksiniz, fıkra, yeni evli, yüzdeyüz komik
ŞAHİKA






Şahika büyüdü,kocaman kız oldu,hatta azma dönemine bile girdi:=))bu arada çok sıska,hiperaktif bişii...dr yani veteriner,i bu fazla hareketliliğinden dolayı kilo almadıgını söyledi...gece en son benii bekliyor yatmak için ben ışıkları söndürmeye başladımmı benden önce yataga serilip beni bekliyor,sonra sarmaş dolaş uyuyoruz...Akşam eve dönünce mutlaka sandalye üstüne çıkıp boynuma atlıyor,sarılıyor,öpüyor her türlü sevgi gösterisi 10 dk sürüyor...sabahları uyandıgımızda onunla sabah oynaşı yapmassak ilgimiz çekmek için evde 140 km hızla koridorda koşturup duruyor(bazen yön hatası yapıp ayagımıza tosluyor bir kaç dakika gecici hafiza kaybı yaşıyor),eger ilgimizi çekemesse,masa sehpa üstünde ne varsa yere atıyor yine ilgi çekemesse salonun ortasında duran saksının bütün topragını salonun ortasına seriyor,tabii bu arada ilgi yerine kafasına fırlatılan bir terlikle karşı karşıya geliyor
Bide ben seyahatlere başladıgımdan berii yeni huy edindi,sanırım bana tepkii,ya benim yada oglumun yatagına mıçma gibi...ben geldikten sonrada tepkisi devam ediyor,yatak yorgan yıkamaktan perişan düştüm,atçem sokaga zilliyi sokaktaki abaza erkek mart kedileri yerle bir edecek bir daha sıcak yatak yüzü göremiyecek farkında degil..gelen öpçek giden öpçek sokak kızı şahika olacak...iki gün önce benim ve oglumun yorgan ve nevresimlerini degiştim üstüne mıçtıklarını, yeni mis gibi çarşafları serdim,arkamı döndüm ki işemiş:=(( az daha kedi katili olacaktım,bu yaştan sonra bu kıçının ayarı bozuk zillinin yüzünden vicdan azabı çekecektim:=)
neyse abazanların önüne atmadan önce tüm odaların kapılarını sürekli kapalı tutarak bu huyundan vazgeçirmeye çalışıyoruz inşallah başarırız:=)
haa bide sabah uyanınca on dk hanfendi ile oynaşıyoruz,saklambaç oynuyoruz,yatak arasından zıplıyor salonda koltuk arasından,ille onu yakalıyacaksın ebeliyeceksin yada o seni ebeliyecek ebesinin şeyini göresice karı:=)...saklambaç resimlerinden bir kaç ı...
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Nisan 26, 2008
0
yorum
Etiketler: hiperaktif, kedi, saklambaç, yavru kedi
23 Nisan 2008 Çarşamba
FIRTINADA UYUMAK
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın
haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi
çiflik sahibi. 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim' .
Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı.
Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı.
Ta ki o fırtınaya kadar:
Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu.
Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:
'Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.'
Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı:
'Boşverin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.' Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: A-aa! Saman balyaları birleştirilmiş , üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu.
Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı:
'Fırtına çıktığında uyuyabilirim'
Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen (dua-odaklanma) , maddeten (önlem)
hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz.
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 23, 2008
0
yorum
Etiketler: fırtına, hikaye, müthiş bir hikaye
İKİ KOMŞU:=)))
İki komşu kadın hafta sonu kocaları olmadan yemeğe çıkmışlar.
Yemekten sonra bara falan derken sabaha doğru iyice sarhoş eve yürümeye başlamışlar. İyice sıkıştıklarını farketmişler ama etrafta tuvalet falan bulamamışlar. Bir mezarlığın yanından geçerken biri
- Hadi şurada yapalım kimse görmeden_!
Başka çare de yok, korka korka girip bir kenarda işlerini bitirmişler.
Temizlenmek için bir şey bulamadıklarından biri külodunu çıkarıp kullanmış, diğeri eve böyle dönemem diye oradaki çelenklerden düşmüş bir bandı alıp kullanmış.
Sabah kocalardan biri uyanıp karısını donsuz olarak sızmış görünce telefona sarılıp öbürünü aramış:
- Yahu biz fena boynuzlandık galiba. Karım eve sabaha karşı ve donsuz olarak dönmüş...
- Sen gene iyisin , bizimkinin kıçına 'seni asla unutmayacağız' diye bir de kart yapıştırmışlar..
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 23, 2008
0
yorum
Etiketler: çok güleceksiniz, fıkra, komik, yüzdeyüz komik
FANTEZİ:=)))))
Biri nişanli, biri metres hayati yasayan, biri evli
> > > 3 kadin konusurken erkeklerine fantezi yasatmaya
> > > karar verir, 3u de ayni seyi giyecek ve ne oldugunu
> > > birbirine anlatacaktir, kiyafet siyah deri bustiyer,
> > > jartiyer ve siyah maske olarak secilmistir,
> > > 2 gun sonra bulustuklarinda once nisanli olan kadin
> > > anlatir:
> > >
> > > Deri bustiyeri giydim, jartiyeri taktim, maskeyi de
> > > takip nisanlima kapiyi oyle actim, beni gorunce "sen
> > > benim hayatimin kadiniisn " dedi ve butun gece
> > > sevistik
> > >
> > > Metres olan da "ben de giyindim, maskeyi de takip,
> > > ustume bir pardesu gecirdim, onun ofisine gittim,
> > > iceri girip kapiyi kapatip pardesuyu actigimda
> > > hicbirsey demeden beni masaya yatirdi ve butun gece
> > > sevistik"
> > >
> > > Evli olan donerler, o da anlatir "Ben de cocuklari
> > > annem yolladim, isiklari kistim, jartiyer ve deri
> > > bustiyeri giyip maskeyi taktim, kocama kapiyi oyle
> > > actigimda bana "Selam Batman, bu aksam yemekte ne
> > > var?" dedi.. :))
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 23, 2008
0
yorum
Etiketler: 35 yaşüstü kadınlar, çok güleceksiniz, fantezi, kadın dedigin, kadınlar
19 Nisan 2008 Cumartesi
Magandalara Tavsiyeler
1. Bayan, Hanımefendi, beyefendi kelimeleri kesinlikle kullanılmamalı ve dialog kurulan kişiye yaşına göre bacım, abla, yenge, dayı, veya amca kelimeleri ile hitap edilmelidir.
2. Tükürmeden önce gırtlaktan gelen şiddetli bir ses çıkartılmalı ve ondan sonra tükürülmelidir.
3. Magandalığın adını lekelememek açısından tükürülen atığın rengi sarı veya yakını bir renk tonuna sahip olmalıdır.
4. Şeffaf tükürükler karizmanın sarsılmaması açısından dışarı atılmak yerine yutulmalıdır.
5. Sümkürürken burun baş ve işaret parmakları arasına sıkıştırılıp baskı uygulanmalı ve sümüğün burundan dışarı çıkma hızı en az saatte 40 km. olmalıdır.
6. Sümkürürken Görüntünün güzelleşmesi açısından zemini toprak bölgeler seçilmeli ve fırlatılan atığın yerle birleşmesi anında yerden bir toz bulutu kalkması mutlaka sağlanmalıdır.
7. Sümkürüğün gerçekleştirilmesinden sonra yerle buluşup toz kaldıran kafileye katılamayan yani elde kalan sümükler eli elbiseye sürme yoluyla temizlenmelidir.
8. Burun karıştırılırken mevcut olan bütün el parmakları bu olaydan nasibini almalıdır. Kazı çalışmaları sonrasında burundan çıkartılan katı meloküller bulunan ortama göre müsait bir köşeye sürülmek yoluyla infaz edilmelidir.
9. Trafikte kurallara kesinlikle uyulmamalı ve bayan şöförler görüldüğünde mutlak sıkıştırma ve taciz olayı gerçekleştirilmelidir.
10. Saç uzatan ve top sakal bırakan tüm erkekler oğlan statüsüne koyularak düşman listesine eklenmeli her fırsatta bu tip insanlarla didişilmelidir.
11. Manitalara yüz verilmemeli ve ihtiyaçlar şımartmadan, gerekirse zor kullanarak giderilmelidir.
12. Evet yerine "he,ha", efendim yerine mutlaka ne, nevar kelimeleri kullanılmalıdır.
13. Seksi giyinen her kadına mutlak surette orospu, kaşar yakıştırılması yapılmalı ve bu gözle bakılmalıdır.
14. Pop, Rock tipi müzikler dinlenmemeli dinleyelenlere kötü gözle bakılmalıdır..
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Nisan 19, 2008
0
yorum
Etiketler: %100 kopacaksınız, komik yazılar, maganda
ÜNLÜLERDEN KONUŞMALAR
Normal yaşamında gayet normal iletişim kurabilen insanlar nedense televizyon programlarında, özellikle canlı yayınlarda bu yetilerini kaybedebiliyorlar. İşte örnekleri;
Ömer Çavuşoğlu: Elini vicdanına koy!..
İhsan Kalkavan: Tamam koydum...
Muhabir: How was Sergen's freekick goal?
Van Hooijdonk: It was fantastic...
Lig Tv muhabiri: Evet sayın seyirciler çok fantastikti diyor...
(Şansa Dansa'da Seray Sever, Fatih'e ipucu verir)
Seray Sever: Möööö!..
Fatih Ürek: Geyik?
Seray Sever: Ya mööööö!..
Fatih Ürek: Tamam buldum... Ceylan?
Gülben Ergen: 6 kilo verdim, toplam 5 ayda. Ayda 2 kilo kadar yani... (2X5=6)
İbrahim Tatlıses: Ben Müslüm Baba'nın terini bardağa koyup içerim!..
Emre Aşık: 90 dakika boyunca terimizi ıslattık... (Fenerbahçe-Beşiktaş maçı sonrası)
Şansal Abi: Ne kazanan memnun hakemden ne deee... Tabii kazanan yok kazanan Türk futbolu... (2-2 biten FB-BJK maçı sonrası toparlamaya çalışıyor.)
Ümit Aktan: Cordoba topu kucağına alma yetkisi olan iki adamdan biri, diğeri Recep...
Şansal Abi: Olağanüstü hastayım...
Erman Hoca: Goller Ay'dan geliyor, ne Ay'ı, Merih'ten geliyor!.. (Fenerbahçe'nin yediği goller hakkında yorumu..)
İsmet Badem: Şu an tansiyonum ve kalbim durmak üzere... (Ülkerspor-Lottomatica Roma maçından sonra...)
Erman Hoca: Yav Letonya'nın defansı kalas gibi, kessen iki oturma takımı bir masa yaparsın...
Güntekin Onay: İtalyan yönetmen bu maçı şimdilik iyi yönetiyor... (2.Yarıda) Alman hakem iyi yönetiyor, yaptığımız hiçbir faulü görmüyor!.. (Lazio-Beşiktaş maçında)
Nermin Kartal Örkmez (NTV muhabiri): Letonya'da Letonlarla yaptığımız maçta...
Ahmet Çakar: Hasan koşsa anlarım ama durarak hareket ediyor...
Hakan Şükür: Benim de hiç hatam oldu demiyorum...
Güntekin Onay: Sergen 1 metre içerdeydi ve adeta Stam`ın belinden su aldı... (Lazio-Besiktaş maçında)
Güntekin Onay: Savunmada hata yapmazsak ikinci golü her an bulabiliriz, onun müjdesini vereyim buradan size...
Ahmet Çakar: Beşiktaş, Chelse`yi yarım-sıfır bile yense tur atlayacak... (Lazio-Besiktaş maçı sonrası)
Ahmet Çakar: Eğer Ali Aydın ben o ikinci sarı kartı Victoria`ya değil de yandan geçen Koray`a gönderdim deseydi bütün Türkiye ona enteresan yerleriyle gülerdi...
Show Radyo Sunucusu: Zago`nun kel kafasından kayan top hız kazanıyor... (Gençlerbirliği-Beşiktaş maçında)
Turgay Şeren: İkinci gol de Boer`un ayağının şeyinden oldu, üçüncü gol gene de Boer`un şeyinden oldu...
Güven Sazak: Ne söylentisi? Aziz Yıldırım`ın başkan adayı olacağını kör sultan bile duydu. (Aziz Yıldırım`ın tekrar aday olacağı yönündeki söylentiler hakkında fikri sorulunca)
Erman Hoca: Şu an hangi aydayız? Ramazan. Ramazan deyince insanın aklına ne gelir? Pide... Başka ne gelir başka? Fırıncı küreği. Tak altına sokarsın alırsın pideyi...
Şansal Abi: Aman hocam!
Haşmet Babaoğlu: 70. dakikada Fenerbahçeliler Yusuf Yusuf diye bağırıyorlardı...
Erman Hoca: Ben sana yandan gelir Şansal bi korum, seni kaleye sokarım!..
Şansal Abi: Aman hocam!
Erman Hoca: Kemal`e yapılacak en ufak bir itme Kemal'i iter...
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Nisan 19, 2008
0
yorum
Etiketler: çok komik, komik blog, komik olaylar
ÜRÜN TALİMATLARI
Bunlar, çeşitli ürünlerin üzerindeki kullanma talimatlarından alınmış cümleler ve espri olsun diye değil, ciddi ciddi yazılmış.
Bir saç kurutma makinesinin üzerindeki talimat:
"Uyurken kullanmayın"...
Dial sabunlarının kutusunda:
"Kullanım şekli: Normal sabun gibi"..
Donmuş yemek kutusunda:
"Öneri: Buzunu çözün"..
Hazır Tiramisu tatlısının kutusunda:
"Altüst etmeyin.." (Uyarı kutunun dibinde, tatlının altında yazılı)
Marks/ Spencer'e ait bir puding kutusunda:
"Ateşin üzerine koyarsanız ısınır."
Bir uyku ilacının üzerinde..
"Uyuklamaya sebep olabilir."
Roventa ütü kutusunda:
"Giysilerinizi üzerinizde ütülemeyin"..
İngiltere'nin ünlü eczane zinciri Boots'un çocuklar için hazırladığı öksürük şurubu kutusunda:
"Içince araba kullanmayın"..
Japon mali mutfak robotunun uzerinde:
"Baska amacla kullanilmaz."
American Airlines Sirketi'ne ait fıstık paketinin üzerinde:
"Talimat: Paketi açın, fıstıkları yiyin.."
Bir elektrikli testerenin üzerinde:
"Çalışırken elinizle durdurmaya teşebbüs etmeyin."
Gönderen
Maranda
zaman:
Cumartesi, Nisan 19, 2008
0
yorum
Etiketler: komik yazılar, komikblog, ürün
18 Nisan 2008 Cuma
GÜNÜN SÖZÜ
"Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın...
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin...
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin...
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun...
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin..."
Çin Atasözü
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Nisan 18, 2008
0
yorum
Etiketler: atasözleri, blog, güzel sözler
17 Nisan 2008 Perşembe
Sihirli kalem diye buna denir
Aslı Arda YURTSEVEN
Hİç unutamadığım anılarımdan biri kardeşimin günlüğümü bulup okuduğu andır. O andan itibaren günlüklerimi kendi geliştirdiğim farklı bir alfabeyle tutmaya devam etmiştim. Tabii günümüzde şartlar değişti. Hatta kalemler değişti demek daha doğru olur. Çünkü, öyle bir kalem geliştirilmiş ki yazıyorsunuz ve yazdıklarınızı sadece siz görüyorsunuz. Özel kalemle yazılanlar normal ışık altında bakıldığında görünmüyor. Ancak kalemin arkasındaki UV ışığı yazı üzerine tuttuğunuz zaman yazılar okunabiliyor.
Üstelik bu kalemle sadece kağıt üzerine değil, CD ve insan teni üzerine de yazıla-biliyor. Ben de yazayım, ama sadece ben okuyayım diyorsanız adresi ziyaret edin:
www.superyaa.com
Hem ses hem görüntü var
Albümler de konuşur mu, demeyin. Geliştirilen yeni bir albümle 10 saniye süreye kadar ses kaydı da alınabiliyor. Ölümsüzleştirmek istediğimiz anlarda çektirdiğimiz fotoğrafları bu albüm sayesinde artık sesli olarak saklayabileceğiz. 24 fotoğraflık hazırlanan albüme kaydedilen ses, güzel anılara bir güzellik daha katıyor. Siz de çocuğunuzun her yaşını kendi sesiyle birlikte kaydedebilir veya dünyayı gezerken gördüklerinize artık sesli yorumunuzu da ekleyebilirsiniz.
Sesli albümün satış fiyatı 89 YTL. Detaylı bilgi için: www.superyaa.com
Gönderen
Maranda
zaman:
Perşembe, Nisan 17, 2008
0
yorum
Etiketler: blog, görünmez yazı yazan kalem, gündem, teknoloji
Kasper Sky ve Avira Anti-virüs yazılımları 6 ay ücretsiz.
Antivirüs dünyasının en önemli iki üreticisi Kaspersky ve Avira ürünlerinin ücretsiz olarak denenmesi için lisans dağıtımına başladı. Kaspersky Internet Security 6 aylık ve Avira AntiVir'i yine 6 ay süresince premium olarak kullanabilirsiniz.
Kaspersky Internet Security içerisinde antivirüs ve firewall yazılımları da barındırmakta ve internet güvenliği için birçok uzman tarafından önerilmekte. Aynı şekilde AntiVir tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan antivirüs yazılımlarından biri.
Kaspersky Internet Security için:
http://www.kaspersky.com/de/20814_72814_329.html
Avira AntiVir için:
https://license.avira.com/en/promotion-t0q1aatr 05zwftftgnqr
hackerfriend.ile.biz
Bilgi Güçtür, Paylaştıkça Büyür!
Gönderen
Maranda
zaman:
Perşembe, Nisan 17, 2008
0
yorum
Etiketler: antivirüs programı, Avira, Kaspersky
16 Nisan 2008 Çarşamba
TESETTÜRE UYGUN TIP FAKÜLTESİ:=)
TESETTÜRE UYGUN TIP FAKÜLTESİ
- Sevgili yavrularım. Cezm-i Âlem Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne hoş geldiniz.
Burada size ilm-i tababetin ve kâinatın sırlarını öğreteceğiz. Özellikle
kızlarımız için söylüyorum; tıbbiyede çekinmek olmaz. Dileyen başına hiç
çekinmeden türban takabilir. Şimdi, bu bir erkek kadavrası oluyor.
Paltonun üzerinden kolayca görülebileceği gibi, akciğerler şu bölgede bulunuyor.
Mide ise nah şu düğmenin altında.
Bu yamanın olduğu yerin tam altında ise karaciğer bulunuyor. Fakat bizim
konumuz bu değil; bugün idrar yolları ile ilgili bir çalışma yapacağız.
- Avvvv, avvvv …
- Hemen celallenmeyin. İdrar yoları ile ilgili çalışma yapacağız dediysek,
adamı soyup şeyi üzerinde çalışacağız demedik.
Şimdi nazarî olarak meseleyi ele alırsak, şu burunu 'şey' farz edelim …
- Pipisi.
- Sana sormadık fahişe kılıklı şey! Erkeklerin yanında müsaade almadan
konuşmayı sana kim öğretti?
- Ama hocam …
- Sus, sus! Hocalar götürsün seni. Maden konuşacaktın, niye geldin bizim
okula? ODTÜ'ye git, İTÜ'ye git.
Ne diyorduk? Burnu pipisi farz ediyorduk, değil mi? Şu burun deliklerinin
yer aldığı şişlik kısımları da ne oluyor o hâlde?
- Taşşş*k …
- Kahpe! Sana soran oldu mu? Git şu köşede elli kere gül suyu diye bağır.
Şimdi ameliyata geçebiliriz. Hastanın başı kesinlikle kıbleye dönük olmalı.
- Ama oksijen maskesi ve yaşam destek cihazı diğer tarafta kalıyor.
- Sen gülsuyu demeye devam et.
Şimdi burnu hastanın dolmakalemi farz ediyorduk, burun deliklerini de
hastanın şeyleri, değil mi?
- Benim kafam iyice karıştı hocam.
- O zaman benden günah gitti. Kızlar arkanızı dönün. Hastanın şeyini şey
edecez.
- Biz de bakalım hocam. Bir şey öğrenemiyicez yoksa.
- Öğrenip de naapacaksınız karılar? Sizi fahri doktor yapıcaz zaten. Doktor
olup da hastanın orasına burasına bakmak bir ehli namus kadınına yakışır mı?
Zinaya girer vallah. Ölü de olsa göz zinasına girer. Doktor falan dinlemem.
Mesela ben karıma erkek şeyi seyrettirmem kardeşim. Ya adamınki, af buyuuurun,
eşek şeyi kadarsa? Sonra mukayese … Filan … Günah işte ulan! …
- Kadınlar kime gösterecek peki hocam?
- Kadınlar kadın doktora gösterebilir ancak.
- Ya doktor lezbiyense?
- Sen sus zilli! Ne dedi bu?
- Yani sevicilik hocam. Yani kadın kadına … Duymadınız mı hiç?
- Bunları öğrenmek iş değil. Bizim işimiz millî şeylerin ışığında vatanına,
dinine, imanına faydalı tabip yetiştirmek.
- Ama hocam, Hipokrat yemini edicez sonuçta. Bakmazsak olmaz.
- Kim demiş? Hipokrat kim oluyor yahu? Allah'ın yemini dururken Hipokrat'ın
yemini kaç para eder? Bak, ben size bir yemin metni hazırladım bile. Bundan
kelli böyle yemin edeceksiniz.
'Karşı cinsten olan hastalarıma el sürersem;
'Yanında eri olmayan hastalarıma derece sokarsam;
'Allah beni çarpsın, ağzımı burnumu ters döndürsün, zürriyetimi kurutsun.'
- Peki, ya kaba etine iğne yapmak lazım gelirse?
- İğne olmaz. Hastayı uyutmak istiyorsanız benim çoraplarımı koklatın.
- Peki, açık kalp ameliyatında ne yapacağız?
- Haa, şimdi bakınız, kalp ameliyatları uzun sürer. Sabah namazı ile öğle
namazı arasında bismillah denilip hastanın içine girilir. Sonra ne yapılır?
- Kalbe inilir.
- Hayır, kâfir! Öğle namazına gidilir. İkindiden sonra ameliyata girilir.
Yatsıya kadar hasta iyileşmezse 'Allah verdi, Allah aldı,' denilir.
Eveeet, şimdi gelelim bu kadavra üzerindeki tetkiklerimize. Kadavranın donu
var, değil mi?
- Evet hocam.
- Bakalım … Aman yarabbi, bu don da ne böyle? Üzerinde dil resmi var.
Kenarında da çıngırak.
- Bu donlar yeni moda hocam.
- Çabuk çıkartın şu donu. Kızlar türbanlarınızı ters çevirin. Rezalet bu,
rezalet! Ahhh … Ahhh kalbim …
- Hocam! Hocam kendinize geliniz. Hoca hastalandı, çabuk tedavi edelim.
- Çekilin yanımdan! Dokunmayın bana! Ben canımı sokakta bulmadım. Elini
süreni yakarım. Houston'a gidip ameliyat olmam lazım. Beni De Bakey'e
emanet ediniz.
Yazan:Gani Müjde
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 16, 2008
0
yorum
Etiketler: %100 kopacaksınız, blog, çok komik, gani müjde, tesettür, tıp fakültesi
BARDAĞI YERE BIRAKIN.
Bu kısa hikayeyi üzerinde düşünün,
Umarım ki hayatınızda büyük bir değişikliğe neden olur
Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :
"Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?"
'50gm!' .... '100gm!' .....'125gm' ..diye öğrenceler yanıtladı
"Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem," dedi profesör, "ama, benim sorum şu ki :
Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?"
'Hiçbirşey' ...diye yanıtladı öğrenciler
Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?' diye sordu profesör bu kez.
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim' diye öğrencilerden biri yanıtladı
"Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?"
"Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı & batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!"
... tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler
"Çok iyi.
Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?"
Diye sordu profesör.
'Hayır'.. Diye yanıtladı herkes
"Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?"
Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.
"Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?"diye tekrar profesör sorar
"Bardağı bırakın düşsün!" diye öğrencilerden biri yanıt verir
"Kesinlikle! " der profesör.
Hayatın problemleri de böyle birşeydir.
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın & Bir sorun yokmuş gibi görünür.
Uzun bir süre düşünürsün & Başınız ağrımaya başlar
Daha uzun düşünün & Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.
Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,
Fakat DAHA ÖNEMLİSİ onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi).
Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her
konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!
Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,
Sevdiklerinize şunu hatırlatın :
"Bardağı yere bırakın bugün!"
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 16, 2008
0
yorum
Etiketler: blog, kişisel gelişim, stres yönetimi, üzüntüyü bırak yaşamaya bak
15 Nisan 2008 Salı
BABA VE OGUL
Kadın kocasına:
- Bizim oğlan büyüdü artık. Ona bazı şeyleri anlatmalısın. Bu senin görevin.
- Yahu, ben nasıl anlatayım, utanırım.
- Kolayı var, bu işin arılar ve kuşlarda da aynı olduğunu söylersin.
Adam, oğlunu yanına çağırır ve anlatmaya başlar:
- Bak oğlum, geçenlerde annenle kavga etmiştim ya.
Annen eşyalarını toplayıp annesine gitmişti.
- Evet baba, hatırladım. Baba devam eder:
- O gün bu olayı kutlamak için seninle birlikte gece klubüne gittik. İçerken iki bayanla tanıştık. İşi ilerlettik.
- Evet baba, hatırladım.
- Sonra bayanları klüpten çıkartıp bir otele götürdük.
Sen seninkini, ben benimkini alıp odalarımıza çekildik.
- Evet baba, hatırladım.
- Hah, işte bu iş arılarda ve kuşlarda da böyledir.
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Nisan 15, 2008
0
yorum
Etiketler: %100 kopacaksınız, çok komik, fıkra, komik blog, nasihat
3 sarışın:)))
Üç sarışın, dedektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Sözlü
sınavda, Komiser Kázım birinci kıza dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş
ve;
- Söyle kızım, bu bir suçlunun resmi, bu adamın ne özelliği var?
Bunu ileride nasıl tanırsın.
- Çok kolay adam tek gözlü.
Komiser Kázım resme bakmış ve;
- Kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş, tabii tek göz göreceksin.
Aynı resmi ikinci kıza gösterip sormuş ve;
'Bana bak' diye ilave etmiş, 'Doğru dürüst bir cevap ver.'
İkinci kız;
- Bu adamı tanımak çok kolay çünkü adamın tek kulağı var.
Komiser Kázım 'kızım' diye bağırmış.
- Bu resim profilden dedik ya adamın suratının öbür yanını göremiyoruz.
Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz.
Kázım üçüncü kıza;
- Kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalış, beni çıldırtma, bu adamın bariz
özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın diye sormuş.
Kız;
- Bu adam lens takıyor diye cevap vermiş.
Komiser Kázım şaşkın şaşkın resme bakmış, ama adamın lens takıp
takmadığını bir türlü anlayamamış. Merak etmiş, adamın dosyasını
açıp okumuş, dosyadaki bilgiye göre hakikaten adam lens takıyormuş.
Komiser Kázım üçüncü kıza hayranlık içinde;
- Aferin be kızım doğru bilmişsin, şimdi söyle bakalım, bu adamın lens
taktığını resimden nasıl anlayabildin?
Kız;
- Çok kolay, tek gözlü, tek kulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya...
Gönderen
Maranda
zaman:
Salı, Nisan 15, 2008
0
yorum
Etiketler: çok güleceksiniz, komik blog, sarışın, yüzdeyüz komik
13 Nisan 2008 Pazar
2.DÜNYA SAVAŞINDA YAŞANMIŞ GERÇEK BİR OLAY..
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar
içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye siperden
çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar.
Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?
'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen...
Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür
bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!
Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.
- Peki, dene bakalım!
Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının
yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış
askere döndü:·- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim?
Bu zaten ölmüş...
- Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu...
Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
'Geleceğini biliyordum!'
GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Nisan 13, 2008
0
yorum
Etiketler: 2.dünya savaşı, arkadaşlık, blog, dostluk, müthiş bir hikaye, sadakat, sevgili kızım
4 Nisan 2008 Cuma
DOKTOR KENDİ HALİNE BIRAKIN DEMİŞ:=)
Gönderen
Maranda
zaman:
Cuma, Nisan 04, 2008
0
yorum
Etiketler: çok güleceksiniz, kaza, komik blog, komik resim
2 Nisan 2008 Çarşamba
YOLUNACAK KAZ:=)
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış:
'Selamunaleykum ey pir'i fani...'
'Aleykümselam ey serdar'ı cihan...'
Padişah sormuş:
'Altılarda ne yaptın?'
'Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...'
Padişah gene sormuş:
'Geceleri kalkmadın mı?'
'Kalktık... Lakin, ellere yaradı...'
Padişah gülmüş:
'Bir kaz göndersem yolar mısın?'
'Hem de ciyaklatmadan. ..'
Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:
'Ne konuştuğumuzu anladın mı?'
'Hayır padişahım...'
Padişah sinirlenmiş:
'Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.'
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
'Ne konuştunuz siz padişahla?'
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
'Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.'
Baş vezir, yüz altın v ermiş.
'Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu.'
'Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.'
Vezir kafasını kaşımış.
'Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?...'
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
'Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay
da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim. (32 ise ağızdaki dişten kinaye, boğaz)'
Vezir bir soru daha sormuş...
'Geceleri kalkmadın mı ne demek?'
Adam bir yüz altın daha almış.
'Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim....'
Vezir gene kafasını sallamış.
'Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...'
Adam gülmüş.
'Onu da sen bul...
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 02, 2008
0
yorum
Etiketler: çok komik, enayi, gülmekten bayılacaksınız, kaza, padişah
HASTALIĞIM...
Şuan saat 05.20 ve ben hala acılar içinde kıvranıyorum,bir saat öncesine kadar yatakta ateşler ve ağrılar içinde debelenip durdum...
( Muğla yöresinde dört ay önce ortaya çıkan hastalık nedeniyle 50 inek telef olurken 500'e yakın inekte ise hastalık görüldü.İneklerin ölümüne Epizootic Hemorrhagic Disease'nin (Geyik Hastalığı) yol açtığı belirlendi.Hastalığın Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından Amerika ve İsrail'den suni dölleme için ithal edilen spermlerden Muğla'ya taşınmış olabileceği belirtildi. )
Ay bu yazıyı da okuyunca tırstım vala...ineklik benim genlerimde var,açık alanda çok inekle de beraberim.Bana uygun bir inek bulunmadıgından suni döllenme de olmadı,bir haftalık gezim sırasında çok çayır çimen ve tren izledim,acaba virüs ü burdan mı kapıp döllendim?şimdi benim sürekli üreyen büyüyen virüs yavrularımmı olacak?Antibiotik alsam yavrularım zarar görürmü?yavrularım zarar görmesin diye ben telef olurmuyum?
Gönderen
Maranda
zaman:
Çarşamba, Nisan 02, 2008
0
yorum
Etiketler: %100 kopacaksınız, geyik, grip, soguk algınlıgı
ÇİÇEKCİNİZ
www.milliyet.com.tr
DOST SAYFALAR
YAŞAM DERSİ
Sadece De ki ; Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder Daima seninle kalmaz...
H. Lawrence
**************************************************
**IQ’ lar eşit olmadıkça
insanlar eşit değildir''**************************************************
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
*************************************************
GÜZEL LİNKLER
Şimdi Kayıt Ol:
SEVEREK İZLEDİĞİM FİLİMLER
- BAKIŞ AÇISI(bır suikastın farklı açılarla anlatımı,bayıldım!)
- SU DÜNYASI-Waterworld-Kevin Costner(böyle bir gelecek ihtimalı çok etkilemişti beni)
- İnsanlar Yaşadıkça (1953) -From Here to Eternity (çok eski ama harika bir filim)SAVAŞ
- Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption (izlemekten bıkmadığım tek filim)
- Kapıdaki Düşman-Enemy at the Gates (zevkle izlediğim filimlerden biri)SAVAŞ
- Ölüm Kadına Yakışır-Death Becomes Her(Bruce Willis,Goldie Hawn,Meryl Streep)KOMEDİ
- Eternity and day- Eleni Karaindrou(filmin müziği harikadır)
KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI
- Tibet'in Gençlik Pınarı 2. Kitap
- Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
- Ruhsal Şifa -Dora Kunz
- Geçmiş Yaşamlar Ölümsüz Ustalar- Dr. Briane L. Weiss
- Işığa Bir Adım Kala- Dr. Melvin Morse
- Yaratıcı İmgeleme -Shakti Gawain
- Enerjilerle Pratik Şifa -Donna Eden
- Olgunluk- Osho
- Farkındalık- Osho
- Yakınlık- Osho
- Yaratıcılık -Osho
- Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu - Karla Mc Laren
- Müthiş Sır- Mike Hernacki
- Çocuğunuzla Birlikte Büyüyün - D.Corkille Briggs
- Başarı Korkusu- Martha Friedman
- Sevgi Korkudan Özgürleşmektir - Gerald Jampolsky
- Çekim yasası -Nil Gün
- Geçmişin Gölgeleri - Nil Gün
- Örselenmiş Cinsellik - Aline P.Zoldbrod
- Ruhsal Büyüme - Sanaya Roman
- Gelişen Ruhlar İyileşen Yaralar - Lise Bourbeau
- Doğru Sorular - Debbie Ford
- Gölgenin Sırrı - Debbie Ford
- Pozitif Gücün Büyüsü - Louise Hay
- Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise Hay
- Yol Ve Erdemin Kitabı - Lao Tzu
- Tüm Yönleriyle Reiki- W.Lübeck, F. A.Petter
- Reiki Esasları- Diane Stein
- . Işığın Doğuşu- Barbara A. Brennan
- Işığın Elleri -Barbara A. Brennan












