Son Geyikler:

DİGER BLOGLARIM

http://marandafer.wordpress.com/ http://marandafer2.wordpress.com/

28 Şubat 2008 Perşembe

ÇITIRIMIZ,ÇEREZİMİZ BATU:)



HERGÜN BİR KAÇ REKAT SEVMEK FARZ OLAN MİNYATÜR ADAM:=))

CANIM TORUNUM 7 AYLIK OLDU:=)

TUTKU'MMMM:)





27 Şubat 2008 Çarşamba

POYRAZ KÖYÜ








Poyrazköy turistik bir köy. Denize girilebilecek bir kumsalı da olduğu için tatilciler de rağbet ediyor. Yine de köy sakinlerinin yüzde 70’i balıkçı. Sahil boyunca üç tane restoran var. Kavaktan sonra bu köylere ulaşmak için Beykoz’u geçtikten yaklaşık 4 kilometre sonra, solda Poyrazköy-Anadolu Feneri tabelasını izlemek gerekiyor. Dar asfalt yolu, sık orman içinden keskin olmayan virajlarla yükseliyor. Anadolu Feneri’ne doğru giderken solda Poyrazköy yön levhasını izleyerek boğaz kıyısına iniliyor. Buraya girmeyip düz devam ederseniz Anadolu Feneri’ne gidersiniz. çok şirin bir köy,balıklar günlük,mezeler şahane...
MANZARA NASIL?:=)

25 Şubat 2008 Pazartesi

Korkuyorum..

Yagmuru seviyorum diyorsun,
yagmur yaginca semsiyeni aciyorsun...
Gunesi seviyorum diyorsun,
gunes acinca golgeye kaciyorsun...
Ruzgari seviyorum diyorsun,
ruzgar cikinca pencereni kapatiyorsun...
Iste,bunun icin korkuyorum;
Beni de sevdigini soyluyorsun...
.
William Shakespeare

yesil içecek: uzun ve genç bir hayat için

Dr. Mehmet Öz'den bir öneri:


Günde 3-4 bardak içilmesi önerilen, doping etkisi yapan, kilo aldırmayan ve uzun bir yaşam sürmeyi sağlayan formül anti-aging ilacı olarak da kabul ediliyor. Sekiz farklı sebzeyle hazırlanan karışım, bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, içindeki anti oksidanlar uzun ve genç bir hayat sürmeye destek oluyor.
Çoluk çocuk herkes tarafından tüketilebiliyor.

Diyet yapanlara bu karışım yardım ediyor, beslenme ihtiyaçlarını sağlıyor. Prof. Dr. Mehmet Öz "Aslında amacım dünyadaki ev kadınlarını eğitmek. Çünkü, onlar çocuklarına, eşlerine bakıyor. Kadınları eğiterek toplumun geneline sağlık bilinci kazandırmak mümkün" diyor.

NASIL HAZIRLANIYOR?

* 2 kâse ıspanak (İyice yıkayıp karışımın içine çiğ olarak koyabilirsiniz) .
* 2 salatalık.
* 1 kereviz.
* Dörtte bir çay kaşığızencefil kökü.
* Maydanoz.
* İki elma.
* 1 tutam ıhlamur.
* Yarım limon
Bu sebzeleri karıştırıp,suyunu çıkardıktan sonragünde 3-4 bardak için.

21 Şubat 2008 Perşembe

BEŞ İNCELİK DÖRT KÖTÜLÜK

Konfüçyus dedi ki:

"Beş inceliği yücelt, dört kötülükten kurtul."
Öğrenci sordu:
"Bu beş incelik nedir?"

Konfüçyus dedi ki:

"İyi insanlar

müsrif olmadan eli açık olurlar;

gocunmasız çalışkan olurlar;

haris olmadan istek duyarlar;

mağrur olmadan rahat davranırlar;

ürkütücü olmadan saygın olurlar."

Öğrenci sordu:

"Dört kötülük nedir?"

Konfüçyus yanıtladı:

"Nasihatsız infaz etmek;
bu, gaddarlıktır.

Öğretmeden başarıları ölçmek;
bu kabalıktır.

Yönetimde gevşek olup sınırlar koymak;
bu kötü niyettir.

Başkalarının hakkını verirken cimri davranmak;
bu bürokrat olmaktır."
Konfüçyus

KÖPÜKLÜ KAHVE



Bu hafta OLİVYUM alışveriş merkezine gittik,ZEYTİNBURNU,nda..outlet magazalar var(bilmiyenler için anlatıyorum)her markanın.. İndirimlerden yararlanalım diyip takıldık,bir yukarı bir aşagı çok yorulunca bir kahve molası verelim dedik ve tavsiye üzerine KÖPÜKLÜ KAHVE adlı mekana takıldık ve sunuma bayıldık:=)

20 Şubat 2008 Çarşamba

TAKSİ:=)))))))))

Adam önündeki su birikintisinden uzaklaşmaya çalışırken hızla gelen bir taksi suyun içine dalıp adamıbaştan aşagı ıslatır.
şöförün arsız gülümsemesi hepten çılgına çevirir ve uzaklaşan taksinin plakasını alır.
Birkaç gün sonra bir taksi duragında bulur arabayı..içindeki şöförü de tanır..
taksici kuyrugun sonunda dır..
en baştaki taksiciye sorar
-havaalanına kaça götürürsün?
-20 ytl
-ben sana 250 ytl verecem ama yolda seni becerecem
-ittirgit be adam senin sülalenin ssafkdjfdsjkaks!!!
ikinici,üçüncü,dördüncü,beşinci taksiciye de aynı teklifi yaptıktan sonra onu ıslatan şöförün yanına gelir
-havalanına kaça götürürsün diye sorar
-20 ytl
-ben sana 50 ytl verecem şu öndeki beş taksinin yanından geçerken gülerek el sallıyacaksın der

:)))))))))


Profesör ve Seyis

Profesör konferans salonuna gelmiş. on sırada oturan bir seyis dışında başka kimse yokmuş. Sunuşunu aktarma konusunda bocalamış ve seyise sormuş:

Buradaki tek kişi sizsiniz. Size öore konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?"

Seyis cevap vermiş:
"Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan çok fazla anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."

Bu sözlerden pek etkilenen profesör konferansa başlamis. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş. Konferanstan sonra kendini mutlu hissetmiş. Dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylayacağını düşünerek:

"Konuşmayı nasıl buldun?" diye sormuş.

Seyis cevap vermiş: "Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."

Biri Afrikalı, biri Türk

Biri Afrikalı, biri Türk
AFRİKALI DEDİ Kİ .......
Batılılar geldiklerinde ellerinde incil, bizim elimizde topraklarımız
vardı.

Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
Gözümüzü açtığımızda ise;
bizim elimizde incil, onların elinde topraklarımız vardı.

Kenya Kurucu Devlet Başkanı

TÜRK NE DİYOR BUGÜN ?.....
AKP geldiğinde elimizde özgürlük,laiklik,cumhuriyet vardı.

Bize, kömür verdiler, aşevinde yemek verdiler, gözümüzü kapayarak tekrar oy atmamızı istediler.
Gözümüzü açtığımızda ise;
bizim başımızda türban, yüzümüzde sakal, onların elinde ise para, iktidar vardı.

T.C. Vatandaşı

35 YAŞ ÜSTÜ KADINLAR:=)

Andy Rooney der ki...
Andy Rooney der ki...
" Yaşım ilerledikce, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım."

İşte bunun sebeplerinden birkaçı:

Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp "ne düşünüyorsun?" diye sormaz. Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.

Eğer otuzunu aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV'nin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan birşeydir.

Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir... Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini, ve kimden istediğini bilir. Otuzunu aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser.

Otuz yaş üstü kadın coğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.

Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi hakettiyseniz, size vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak...

Otuzunu aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hakedilmemiş bile olsa... çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.

Otuzunu aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için. Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç sallamaz, arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.

Kadınlar yaşları ilerledikce medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza hiç gerek yoktur, onlar her bir haltınızı bilirler.

Otuz yaşını aşmış bir kadın kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genc kadınlarda böyle değildir. Otuz üstü kadınlar açıksözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir, eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız. Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.

Evet, birçok sebepten Otuz yaşını aşmış kadınları beğeniyor ve takdir ediyoruz.

Mr. Andy Rooney

************************************************************************************
Ya bu ANDY harbiden kadından anlıyor:=)ayy vala kendime güvenim double tavan yaptı:=))))

18 Şubat 2008 Pazartesi

SARISIN :))))

Bir gun sarisinin biri erkek arkadasini arar ve soyle der ;


-Lutfen bir an once buraya gelip de bana yardim edermisin.

Bir puzzle aldim ancak bir turlu yapamiyorum ve o kadar ugrasmama ragmen henuz baslayamadim bile"

Erkek arkadasi sorar ;

-Peki tamamlandiginda ne cikmasi lazim ortaya?"

Sarisin " Kutudaki resime gore bunun bir horoz olmasi gerekiyor"

Erkek arkadasi en sonunda dayanamayip oraya gidip sarisina yardim etmeye karar verir.

Sarisin kiz erkegi iceri alir ve masanin ustunde her yere dagilmis olan parcalari gosterir ve "iste burada hepsi" der.

Erkek arkadasi parcalara bakar bir dakikaligina, sonra kutuya bakar ve doner soyle der :

" Oncelikle, ne yaparsak yapalim bu parcalari birlestirip bir horoz yapamayiz".
Sonra kizin ellerini tutar ve devam eder.

" Ikinci olarak, biraz rahatlamani istiyorum. Hadi gidip seninle guzel bir kahve icelim ve sonra.." deyip bir ic gecirir…

" ve sonra Şu Corn Flakes'leri kutusuna geri koyalim"

17 Şubat 2008 Pazar

SÜTLÜCE DE UYKULUK KEYFİ




Sütlücede,ÇINAR diye bir resturantta bunları yeme zevkini tattık.herşey çok güzeldi.Avrupa birligine girip avrupalı olana kadar yeme şansımız var yanii en az bir 50 sene:=)))))

BEN KOPTUMMM:=)))))))))




FİLİMİN SONUNDA KÜÇÜK KIZIN YÜZ İFADESİNE BAKIN:=)))))))))

KİM HAKLI?..

Bir bilgisayar ile kullanıcısı ile bilgisayar firma yetkilisi arasında geçen ilginç bir diyalog: Kim Haklı

Tüketici hakları konusunda, ‘Müşteri her zaman haklı mi?’ sorusuna cevap ararken, çeşitli ülkelerdeki mahkemelik olayları araştırmışlar ve bu da buldujkarı belgelerden birisi:

Olay gerçek…

Şimdi World Perfect (bilgisayarı elektrikli daktilo gibi yapan bir program yapımcısı) şirketinin müşteri yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız. Bu konuşma sonrası World Perfect görevlisi işinden kovulmuş. Kovulan görevli, firmayı, kendisini ‘gerekçesiz’ işten çıkardığı için mahkemeye vermiş. İşte bu konuşmanın deşifresi:

*World Perfect yardım hattı… Buyurun, size nasıl yardımcı olabilirim?

-World Perfect’te bir sorun oldu.

-Nasıl bir sorun?

-Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti.

-Gitti mi?

-Yok oldu!

-Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?

-Hiçbir şey.

Hiçbir şey mi?

-Yazdığım hiçbir şey ekrana çıkmıyor.

-Hâlâ programda mısınız, yoksa programdan çıktınız mı?

-Bunu nereden bileyim?

-Ekranda bir ‘C’ harfi görüyor musunuz?

-‘C’??? Bir ‘hece’ mi?

-Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?

-Söyledim ya hiçbir şey yazmıyor.

-Monitörün üstünde yanan bir lamba var mı?

-Monitör ne ?

-Ekranı olan yer, televizyon gibi…

-Bilmiyorum.

-Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lâzım. Görebiliyor musunuz?

-Evet.

-Harika, o kabloyu takip edin. Duvarda elektriğe bağlı mı, bana söyleyin.

-Bağlı

-Harika… Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?

-Görmedim.

-Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.

-Evet buldum.

-Tamam şimdi onu takip edin, bilgisayara bağlı mı diye bakın.

-Kabloya ulaşamıyorum.

-Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?

-Olmuyor.

-Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız…

-Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.

-Karanlık mı?

Ofisin ışıkları kapalı pencereden gelen ışık yetmiyor.

-Ofisin ışıklarını yakın.

-Yanmaz.

-Neden

­-Elektrikler kesik.

-Elektrikler mi kesik. Aman Allah’ım! (Kısa bir sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları her şeyi duruyor mu?

-Evet dolapta.

-Şimdi bilgisayarı sökün. Aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve iade edin.

-Durum bu kadar kötü mü?

-Korkarım öyle!

-Peki tamam, onlara ne diyeceğim.

-‘Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptal biriyim’ diyeceksiniz.
Kaynakça: 21 Mart 1999 Zaman Gazetesi, Hodri Meydan köşesi.

İSKOÇ TİYATROSU:=)

Iki iskoçyalikasabada bir tiyatro açmislar,fakat iskoçlar malum çok cimri,kimse para vermek istemediginden her gün sifir çekiyorlarmis.
bakmislar olacak gibi degil,düsünmüsler ne yapalim ne edelim diye.
en sonunda biriin aklina bir fikir gelmis.
ertesi gün her tarafa ilanlar asilmis.
"Cumartesi günü tiyatromuza giris bedavadir"diye...
kasaba halki bedavayi bulmus kaçirir mi!
Cumartesi günü tiyatro dolmus,bizimkiler mükemmel bir oyun sergiliyorlar.
herkes ayakta alkisliyor onlari.
oyun bittikten sonra kasaba halki çikisa yönelmisler,ama o da ne?kapilar kilitli ve aynen su yazar.
"çikis on sterlin

Osmanlı Donanması:=)))

Osmanlı zamanında, Bizans donanması ile Osmanlı donanması savaşacaklar. Bizans 10 gemilik muhteşem bir donanma hazırlar ve denize açılır. Donanmanın başında Andropolos vardır. Andropolos en öndeki geminin burcunda elleri göğsünde heybetli bir heykel gibi durmaktadır ve hemen arkasında yaverleri vardır. Hep birlikte Osmanlı donanmasını beklemektedirler. Yukarıdan gözcü bağırır:
"Komutanım, Osmanlı donanması 3 gemiyle göründü".
Komutan yaverine döner ve:
"Bana kırmızı gömleğimi getirin eğer savaşta yaralanırsam kanım belli olup da askerlerin morali bozulmasın."der.
Hemen kırmızı gömleği giyer ve aynı ihtişamıyle yerinde durur. Gözcü yine bağırır:
"Komutanım, o 3 geminin ardından 30 gemi daha göründü."
Andropolos tekrar yaverine döner ve hafifce mirildanir :
"Bana kahverengi pantolonumu getirin."

16 Şubat 2008 Cumartesi

PRADOKS

PRADOKS:görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki yaratması veya sezgiye karşı bir sonuç yaratmasıdır. Çoğunlukla, çelişkili gözüken sonuç veya sonuçların aslında çelişkili tarafları vardır.
Ayrıca kendi içinde çelişen veya tam tersi şekilde sonuç olarak doğru olan fakat absürd veya çelişkili gözüken bir ifadeye (veya ifadelere/ifadeler bütününe) de paradoks denmektedir.(kaynak:vikipedi sözlük)

Paradoks Nedir?


Binlerce yıllık geçmişi olan paradokslar, insanların kafasını devamlı meşgul etmiştir. Aslında doğru gibi görülen bir önerme veya fikir, tamamen yanlış olarak çıkar karşımıza. Tam tersi de mümkündür; yıllarca yanlış zannettiğimiz olayların, fikirlerin, hesaplamaların, doğru olduğunu görmek, bizi şaşkınlığa ve hayrete düşürür. İleride bolca misal vereceğimiz paradoksların, yapılmış birkaç tanımını aktaralım:

Örnekler :

'Bu cümleyi okumayın!'

Yukarıdaki cümleyi okuduğunuza göre paradoksa uğramış oldunuz.

' Tek kelime dahi Türkçe bilmiyorum!'

- Beni duyabiliyor musun?
- Hayır. Sesin gelmiyor (!)

- Niçin her soruma soru ile cevap veriyorsun?
- Niçin vermeyeyim ki !?

Memleketimizde bazı yer adları, kendisi ile çelişir:

Bakırköy: Adı "köy" olmasına rağmen ilçedir. Hem de yaklaşık 50 vilayetten bile büyük bir ilçe.
Viranşehir: "Şehir" değil, Ş.urfa'nın bir ilçesidir.
Kuşadası: "Ada" değildir.
Denizli: Denizli'de deniz yoktur.
Elmadağ, Kadifekale, Akdeniz, Gümüşhane...vs.

Bir otobüs ilanı:
-"Okuma-yazma öğrenmek isteyenlere müjde! Hemen aşağıdaki adrese başvurun..."
Okuma-yazma bilmeyen bir insan nasıl bu ilanı okuyacak! Okusa zaten o adrese başvurması gerekmez...

(KAYNAK:http://www.turkzeka.com)
****************************************************************************
GÜNÜMÜZDE SIKÇA KULLANILAN SÖZCÜKLERİ BURDA VERMEYE BAŞLIYORUM,AKLIMIZA YERLEŞSİN DİYE:)

15 Şubat 2008 Cuma

"Erkeği hayvan gibi eğitin"

ABD'li gazeteci ve yazar Amy Sutherland yeni kitabında kadınların mutlu bir ilişki için erkekleri hayvan gibi eğitebileceğini söyledi. Sutherland Newsweek dergisinde yayımlanan tezini hayvan terbiyecileri üzerinde yaptığı gözlemlere dayandırıyor. Ünlü yazar "Köpeklerin eğitimini gördükten sonra eşimle ilişkilerimde yaşadığım sorunlar aklıma geldi. İyi bir şey yaptığında övmeye, sevmediğim davranışlarında ise önemsememeye başladım. Böylece herşey yoluna girdi" diyor. Ünlü Rus psikolog İvan Pavlov'un köpekler üzerinde yaptığı şartlı refleks deneylerinden de ilham aldığını söyleyen feminist yazardan bazı öneriler:

* Eğer kirli çoraplarını ortalığa atmadığını görürseniz onu öven sözlerinizle ve öperek hemen ödüllendirin.

* En sinir olduğunuz davranışı karşısında dişlerinizi de sıksanız sessizliğini koruyun. Erkekler fazla eleştirilmekten hoşlanmaz.

* Sakın yapılan tartışmalarda kişiliğine saldırmayın.

MÜDÜR:=))

Kümese müdür aranıyormuş.
Tilki de müracaat etmiş...
Tilki'yi çok beğenmişler, "ne ücret istersin?" diye sormuşlar..
Tilki:
- Ben gülmekten söyleyemiyeceğ im, artık siz ne verirseniz.. demiş...

ÖLÜM İLANI

Solomon'un eşi ölmüş.
Gazeteye gitmiş.
En ucuzundan standart bir ilan vermek istemiş.
Önüne konan kağıda istediği ilanı yazmış:
"Raşel'i kaybettim. Üzgünüm"
İlan görevlisi ilanı görünce uyarmış.
"İsterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz. Üç kelime daha hakkınız var"
Solomon "Aynı paraya mı?" demiş.
Görevli "Evet aynı paraya" deyince Solomon üç kelime daha eklemiş:
"Satılık Toyota var"

11 Şubat 2008 Pazartesi

BAŞARI HİKAYESİ(Robin Sharma)


Robin Sharma: En Büyük Risk, Risk Almamaktır.
- Tanıdığın en olumlu insan kendin ol.
- İçten ve samimi ol, her zaman (sesin titrese bile) gerçekleri söyle.
- Zamanında olman gereken yerde ol, geç kalma.
- Lütfen demeyi ve teşekkür etmeyi ihmal etme.
- Yapabileceklerinin altında söz ver, fazlasını yap.
- İnsanları onları ilk gördüğünden daha iyi bir durumda bırak.
- Arkadaş canlısı ve şevkatli ol.
- Birinci sınıf bir dinleyici ol.
- Diğer insanlara karşı tutkulu bir şekilde ilgili ol.
- Yüzünde gülümse eksik olmasın.





İnsanlar çalıştıkları şirketlerinde pozisyonları veya ünvanları ne olursa olsun, “liderlik davranışı” sergileyebilirler. Bunun için önerdiği dört taktik var ROBİN SHARMA,nın:

1.) Kendinize ait kişisel bir felsefeniz (nasıl bir kişi olmak istediğiniz) ve net hedefleriniz olsun. Bunları yazın, haftada bir okuyun.
2.) Günün en zorlu işi, sabah yapacağınız ilk işiniz olsun.
3.) Her gün düzenli olarak en az %1′lik bir ilerleme sağlayın.
4.) Düşünmek için kendinize zaman yaratın. Sabahları bir saat erken kalkın (3 hafta sonra alışırsınız).

Kişisel felsefeniz, değerleriniz ve hedeflerinizi bulmanıza yardımcı olmak için şu soruyu cevabı tükenene kadar tekrar tekrar sorup, her defasında da ayrı cevaplar vermenizi istiyor:

- “Hayatındaki en önemli şey ne?”

Daha sonra aynı şeyi şu 2 soru için de yapmanız gerekiyor:

- “Hayatımda gelişmesi gereken şey ne?”
- “En çok neyi yapmaktan pişmanlık duyuyorsun?”

Bu üç soruluk çalışmayı yapmanın en ideal yolu başka bir kişi ile karşılıklı birer sandalyede ve diz dize, göz göze oturarak yapmak. Karşınızdaki aynı soruyu size defalarca (siz artık farklı bir cevap bulamayıncaya kadar) soracak. Gözlerinizi karşınızdaki kişinin gözlerinden kaçırmadan bunu yapabilmek o kadar kolay değil. Deneyin, işe yarar bir çalışma.

1.000 kişi ile yapılan bir araştırmada insanların en fazla “pişmanlık” duyduğu üç şey şöyle sıralanmış:

1.) Keşke daha fazla dinlenmek için vakit ayırabilseydim.
2.) Keşke kendimi (duygularımı, değerlerimi, …) daha iyi ifade edebilseydim.
3.) Keşke daha fazla sevgiyle dolu ilişkiler kurabilseydim.

Yukarıdaki diz dize, göz göze yöntemiyle olmasa dahi, cevaplarını sürekli gözden geçirmemiz gereken üç başka soru da:

- Ne olmak istiyorsun? (Öldükten sonra nasıl anılmak isterdin kapsamında)
- Hayattaki en büyük korkuların ne?
- Başarısız olmayacağını önceden bilme şansın olsaydı ne iş yapmak isterdin?

Kendi hedeflerinizi belirlerken olumlu referans noktaları belirlemek, daha önceden kendimizde göremediğimiz potansiyelin açığa çıkmasını sağlar. Eğer referans noktalarınızı dünya ölçeğinden seçerseniz de, umutsuz anlarınızda dahi bu referanslar size güç verecektir:

- Çocuklarımız: Koşulsuz sevgi ve sınırsız merak
- Lance Armstrong: Sebat etme ve direnme gücü
- Richard Branson: Hayatın her anını dolu dolu yaşamak
- Madonna: Kendini yeniden keşif etmek
- Peter Drucker: Hayat boyu öğrenmeyi sürdürmek
- Nelson Mandela: Cesaret ve insanlıkçı olabilmek

Liderlik sizle başlar. Yani kendinizle…

- Verdiğiniz sözleri tutun. Yaptığınız işte çok iyi olun ki, sizi umursamamazlık yapamasınlar. Fark yaratın.
- Günlük ufak da olsa büyük işler için aksiyon alın.
- Size ters gelen, kabul etmekte zorlandığınız işlerden kaçmayın, üzerine üzerine gidin. Gelişim ile beraber değişimi de içselleştirin. İnsanoğlunun en mutlu olduğu anlar büyüdüklerini, yani geliştiklerini gördükleri zamanlardır.
- Aç kalın. Başarı kadar başarısızlığı davet eden başka bir şey yoktur. Başarılı oldukça açlık seviyeniz de artsın.
- Yapabileceklerinizin altında söz verin, fazlasını yapın. O ekstra kilometreyi gitmekten kaçınmayın. Sonuçta insanlara beklediklerinden daha fazlasını verin.

Bunlar da “başarı” için verdiği taktikler:

- Sabahları erken kalkın. Mesela 4′de veya 5′te. İlk yarım saati kendinize ayırın. Kahve eşliğinde sessiz bir ortamda gününüzü planlayıp kişisel hedeflerinizle karşılaştırın. Kitap okuyun, düşünün. Bu yarım saat kutsal zamandır.
- Sağlığınızı birinci öncelik yapın. Düzenli spor yapın; sağlıklı yemekler (yağsız, bol sebze, bol su ve vitamin takviyesi) yiyin. Kısaca, sağlığınızı birinci öncelik yapmak için kalp krizi geçirmeyi beklemeyin.
- Sağlıktan sonra en önemli öncelik aile. Özellikle çocuklarınızla kaliteli vakit geçirin, onları tanıyın.
- Hayattaki en önemli amacınız ne ise her gün onun için mutlaka birşeyler yapın.
- Her gün sonunda o günü değerlendirin. Hedeflerinizi gözden geçirin.

Zor ve pek de keyif almadığınız bir iş yapıyorsanız (mesela bir alışkanlığınızı değiştirmek, bir korkunuzu yenmek gibi) kendinize en azından 30 günlük bir süre tanıyın. Her gün %1′lik bir aşama kaydedin. Bu bir ayda %30 demek. %1 zaman içinde mutlaka galip gelir.

Hayatta hayal ettiğimiz “değişiklikleri” yapmamıza engel olan dört faktör var:

- Korku: Bilinenin bilinmeyene olan üstünlüğü. Korktuğun şey neyse, artık korkmayana kadar onun üstüne git.
- Başarısızlık: Başarısız olmak istemediğimiz için denemeye dahi kalkışmamak. Oysa en büyük başarısızlık denemeyi başaramamak.
- Unutmak: Kitaplardan veya seminerlerden öğrenip heyecan duyduğumuz konuları günlük hayatın karmaşası içinde unutma eğiliminde olmak. Öğrendiğimiz en değerli şeyleri yazarak sürekli görebileceğimiz yerlere asmak bir çözüm olabilir.
- İnanç eksikliği: Çoğu kişide kişisel gelişim konularına karşı alaycı bir tutum var. Bu belki de çocukluk yaşlarında yaşanan bazı başarısızlıklardan kaynaklanıyor olabilir. Oysa başarıya giden yol başarısızlıklardan ve risk almaktan geçiyor.

Ve şimdi de sırada “mutlu olma” sırları var:

- Yeni bir araba sizi sadece birkaç hafta mutlu eder. Yeni bir ev bir kaç ay. Gerçek mutluluğun anahtarı “hizmetkarlıkta.” Diğer insanlara “yardım” etmekte. Aldıklarımızın değil, verdiklerimizin üzerine inşa edilen bir hayat gerçek mutluluğu getirir.
- Hayatı kendi değer ve kurallarınla yaşa. Kendi yarışını koş. Rüyalarına karşı saygılı ol.
- Ünvansız yaşamayı öğren. (Bu arada bir arkadaşının verdiği kartvizit onu çok etkilemiş, kartında isminin altında ünvan olarak “Human Being” [İnsanoğlu] yazıyormuş.)
- Para kazanmanın kötü bir yanı yok. Ancak para birinci önceliğe çıktığında, sen basamakların en üstüne çıksan bile içinde bir boşluk, eksiklik hissedersin. Kimse mezarda senin ne kadar zengin olduğunla ilgilenmez.

En büyük risk, risk almamaktır.

Harcanacak en kötü şey ise hayatın kendisi. Sen doğduğunda ağlarken, bizler gülüyorduk. Öyle bir hayat yaşa ki, öldüğünde sen gülerken dünya ağlasın.

(alıntı)

8 Şubat 2008 Cuma

BEYİN NAKLİ

Bir İngiliz doktor diyor ki:
- Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki.. Bir adamın beynini aldık, bir başkasına koyduk, 6 haftada iş arayacak hale getirdik.
Alman doktor diyor ki:
- Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarıp başkasına koyduk ve 4 haftada savaşa hazır hale getirdik.
Amerikalı doktor da
- Beyler siz cok geridesiniz' diyor:
- Biz Teksas'tan bir beyinsizi aldık Beyazsaray'a koyduk. Şimdi ulkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor!.

5 Şubat 2008 Salı

ATATÜRK

İngiliz lordu Atatürk'ün daveti üzerine İstanbul'a gelir.
İngiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.
herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk İngiliz lorduna dönerek:

"Halkım herşeyi beceriyor da bir tek uşaklığı beceremiyor."

SULTANIN GÖGÜSLERİ:=)

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayran olurmuş..

Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin gögüslerine dokunmak.. Tüm cesaretini toplayıp harem ağasına açılmış..

- "Bana sultanın göğüslerini koklat. Ömur boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş.

Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyaci - büyücü karışımı bir kadın varmış. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceği
korseye iyice sürmüş.

Sultan çıplak tenine korseyi takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Göğüsleri yangın yeri gibi yanmaya başlamiş. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar.

Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek care, Ahmed'in dili.

Kralicemizi ancak o kurtarır, eğer siz izin verirseniz" demiş. Padişah çaresiz çağırmış Ahmet'i hareme. Ahmet bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş.

Ne var ki söz verdiği halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış. "Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze
alamazsın. Hadi bakalım, çek arabanı" demiş, harem ağasına.

Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş...

YÜZME DERSİ

Bir saatten beri suyun içindeydiler. Sarışın Kiz, kendisine yüzme ögrettigini söyleyen sevgilisine dayanamayarak sordu :

- Sevgilim... Gerçekten parmagini o delikten çekersen su alip batar miyim?

1 Şubat 2008 Cuma

BAZEN...


Myspace Graphics
followferay.spaces.live.com

Fotoğraflar'la Dünya

www.milliyet.com.tr

YAŞAM DERSİ

Hiçbir şey için benimdir deme
Sadece De ki ; Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder Daima seninle kalmaz...
H. Lawrence
**************************************************
**IQ’ lar eşit olmadıkça insanlar eşit değildir''

**************************************************
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
*************************************************

Şimdi Kayıt Ol:

SEVEREK İZLEDİĞİM FİLİMLER

  • BAKIŞ AÇISI(bır suikastın farklı açılarla anlatımı,bayıldım!)
  • SU DÜNYASI-Waterworld-Kevin Costner(böyle bir gelecek ihtimalı çok etkilemişti beni)
  • İnsanlar Yaşadıkça (1953) -From Here to Eternity (çok eski ama harika bir filim)SAVAŞ
  • Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption (izlemekten bıkmadığım tek filim)
  • Kapıdaki Düşman-Enemy at the Gates (zevkle izlediğim filimlerden biri)SAVAŞ
  • Ölüm Kadına Yakışır-Death Becomes Her(Bruce Willis,Goldie Hawn,Meryl Streep)KOMEDİ
  • Eternity and day- Eleni Karaindrou(filmin müziği harikadır)

KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI

  • Tibet'in Gençlik Pınarı 2. Kitap
  • Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
  • Ruhsal Şifa -Dora Kunz
  • Geçmiş Yaşamlar Ölümsüz Ustalar- Dr. Briane L. Weiss
  • Işığa Bir Adım Kala- Dr. Melvin Morse
  • Yaratıcı İmgeleme -Shakti Gawain
  • Enerjilerle Pratik Şifa -Donna Eden
  • Olgunluk- Osho
  • Farkındalık- Osho
  • Yakınlık- Osho
  • Yaratıcılık -Osho
  • Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu - Karla Mc Laren
  • Müthiş Sır- Mike Hernacki
  • Çocuğunuzla Birlikte Büyüyün - D.Corkille Briggs
  • Başarı Korkusu- Martha Friedman
  • Sevgi Korkudan Özgürleşmektir - Gerald Jampolsky
  • Çekim yasası -Nil Gün
  • Geçmişin Gölgeleri - Nil Gün
  • Örselenmiş Cinsellik - Aline P.Zoldbrod
  • Ruhsal Büyüme - Sanaya Roman
  • Gelişen Ruhlar İyileşen Yaralar - Lise Bourbeau
  • Doğru Sorular - Debbie Ford
  • Gölgenin Sırrı - Debbie Ford
  • Pozitif Gücün Büyüsü - Louise Hay
  • Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise Hay
  • Yol Ve Erdemin Kitabı - Lao Tzu
  • Tüm Yönleriyle Reiki- W.Lübeck, F. A.Petter
  • Reiki Esasları- Diane Stein
  • . Işığın Doğuşu- Barbara A. Brennan
  • Işığın Elleri -Barbara A. Brennan