TEŞEKKÜRLER..
DİGER BLOGLARIM
27 Ağustos 2007 Pazartesi
LÜTFEN DİKKAT!!!!!!
TEŞEKKÜRLER..
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Ağustos 27, 2007
İyilik Küçük Değildir
O gün günlerden Şükran Perşembe'siydi, yani görev günümüzdü. Bu haftalık geleneği iki küçük kızımla birlikte geçen yıl başlattık. Perşembe günleri bizim dışarıya çıkıp, dünyaya olumlu bir katkıda bulunma günümüz oldu. O çoközel Perşembe günü tam olarak ne yapacağımıza karar vermemiştik, ama kendiliğinden bir şey nasılsa çıkardı. Houston'ın işlek caddelerinden birinde arabamızla yol alır ve o hafta ne türbir iyilik yapacağımıza Tanrı'dan bize yol göstermesi için dua ederken, öğlevakti oldu ve iki küçük kızımın karınları acıktı. "McDonald's, McDonald's, McDonald's" diye tempo tutmaya başlamışlardı bile. Hemen yumuşadım ve en yakın McDonald's'ı aramaya başladım. O sırada geçtiğimiz her kavşakta bir dilencinin durduğunu fark ettim ve aklıma harika bir fikir geldi. Eğer iki kızımın karınları acıktıysa, bu dilencilerin de karınları acıkmış olmalıydı.Mükemmel! Yapacağımız iyilik işte kendiliğinden ortaya çıkmıştı. Bütün o dilencilere öğle yemeği ısmarlayacaktı k. Bir McDonald's bulup kızlarıma iki tane Happy Meal aldıktan sonra, 15 tane daha mönü yemek ısmarladım ve yemekleri dağıtmak üzere harekete geçtik. Çok yorucu oldu elbette. Dilenciyi kenara çekiyor, bir miktar para verdikten sonra, ona "Ah... Bu da öğle yemeğiniz." Diyorduk. Sonra da arabamızı gazlayıp, bir sonraki kavşakta duran dilenciye yaklaşıyorduk. Çok iyi bir yöntem bulmuştuk. Kendimizi tanıtmak, ne yaptığımızı açıklamak için yeterince zaman bırakmıyorduk. Üstelik, onların da bize karşılık olarakbir şey söyleyebilmesine olanak yoktu. Kendilerine iyilik yapan kişiyi tanımıyorlardı ve dikiz aynasından arkamızda olanları izlemek çok keyifliydi: Elinde öğle yemeğini şaşkınlık ve mutlulukla tutan ve arkamızdanbize bakan biri. Çok keyifliydi! Yolun sonuna gelmiştik ve son kavşakta dilenen ufak tefek bir kadın vardı. Önce biraz para verdikten sonra yemeğini verdik ve eve dönmek üzere orada bir U dönüşü yaptık. Fakat, maalesef aynı kavşaktaki kırmızı ışığa yakalandık. Kadın oradaydı ve ben çok utanmıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum. Onun bize bir şeyler söylemek zorunda kalmasına istemiyordum. Arabamıza doğru ilerledi, bu nedenle arabanın camını açmak zorunda kaldım. "Bana daha önce hiç kimse böyle bir şey yapmadı." Dedi, yüzünde mutlu bir ifadeyle. Ben de yanıt olarak, "İlk olduğumuza çok sevindim." Dedim. Kendimirahatsız hissettiğim için, bir şeyler daha söylemek gereğini duydum, "Yemeğinizi ne zaman yiyeceksiniz? " Kocaman açılmış, yorgun gözleriyle bana baktı ve "Ah canım, bu yemeği yemeyeceğim." Dedi. Şaşırmıştım, ama ben bir şeyler söylemeye vakit bulamadan o sözlerini sürdürdü. "Biliyor musun, evde küçük bir kızım var. McDonald'a bayılıyor, ama hiç param olmadığı için ona oradan hiç yemek alamıyorum. Ama... bu gece McDonald's yiyecek!" Çocuklarımın gözlerimde biriken yaşları fark edip etmediklerini bilmiyorum. Pek çok kez yaptığımız iyiliklerin çok küçük olup olmadığını, birilerinin yaşamlarında bir şeyleri değiştirip değiştirmediklerini sorgulamıştım. Ama oanda Rahibe Teresa'nın şu sözlerini anımsadım: "Büyük şeyler yapamayabiliriz- ama küçük de olsa büyük bir sevgiyle pek çok şey yapabiliriz. "
Donna Wick
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Ağustos 27, 2007
Etiketler: dilenci, donna wick, iyilik, McDonalds
En vahsi ve acimasiz yaratik:.INSAN
Eger bir Cin lokantasinin monusunde
kopekbaligi yuzgec corbasina rastlarsaniz
ismarlamadan once bir an dusunun.
Finners (yuzgecci) denilen balikcilar,
kopekbaliklarini aglarla cektikten sonra
sirt ve gogus yuzgeclerini keserler ve
canli canli denize geri atarlar.
Hareket etme yetenegini kaybeden balik
denizin dibine coker ve bogularak olur.
Yuzgec ticaretini onlemek icin
uluslararasi bir kampanya yurutuluyor
ama nafile.
Her yil 100 milyon, evet yanlis okumadiniz,
100 milyon kopekbaligi bu yontemle olduruluyor.
İnsanlar sadece karadaki yaban hayati yok etmiyor,
hayatin basladigi okyanuslarda tur kirmakta.
Kristof Kolomb, Amerika'ya ikinci gidisinde
Buyuk Antiller'in aciklarinda yesil kaplumbaga
suruleriyle karsilasti.
O kadar coktular ki, buyuk kâsifin kalyonlari
neredeyse uzerlerinde karaya oturuyordu.
Bugun yesil kaplumbagalar,
nesli tukenmekte olan yaratiklar listesinde.
Yeryuzundeki en vahsi ve acimasiz yaratik
olan insan, en buyuk barbarligi dogaya karsi isliyor.
YİNE VİCDAN AZABI ÇEKMEYE BAŞLADIM,İÇTİGİM ''KÖPEKBALIGI SÜZGEÇ''İ ÇORBASI AKLIMA GELDİKÇE..BÖGHHH!
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Ağustos 27, 2007
Dünyayı sarsan 50 gerçek
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider'in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi'nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç."50 gerçek" olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yılyaşıyor.
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip.
4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.
5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazlaBilgiye sahip.
8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla.
9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,9'unda ise cezası ölüm.
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirleyaşıyor.
11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucundahayatını kaybediyor.
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.
14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.
18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biriSigara içiyor.
19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongreüyesi için 125 kişi çalışıyor.
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.
21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet veTaciz vakası yaşandı.
22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacınıtanıyanlardan fazla.
23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.
25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.
26- 150'den fazla ülkede işkence var.
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan açkalıyor
.28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.
30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir.
31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek içinyaşanıyor.
34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.
35- Her yıl 10 dil ölüyor.
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.
37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.
38- Dünyada en AZ 300 bin düşünce suçlusu var.
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.
41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilkSezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.
43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazlaAskeri harcama yapıyor.
44- Dünyada 27 milyon köle var.
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üçHaftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.
48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi,Atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.
49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.
Polis ‘Dur’ derse ne yapmalısınız?
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda yapılan düzenleme polise ne haklar sağlıyor? Eğer bir gün karşımızda bize 'dur' ihtarı yapan bir polis görürsek ne yapmamız gerekiyor?
14 Haziran 2007'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda yapılan düzenlemeye göre, polis şüphelendiği kişiyi, ortada somut bir tehlike olmasa da, olası tehlikeyi önlemek için, durdurup kimlik sorabilecek. Peki yeni yasa polise başka ne haklar sağlıyor ve bir gün karşımızda bir polis görürsek ne yapmamız gerekiyor.
GÖSTERMEM DEMEYİN
Siz siz olun, AB'ye uyum rüzgarlarından etkilenip kimlik soran polise "Ne kimliği", "Sen bana kimlik soramazsın" filan demeyin. Yasaya göre, polisin kimlik göstermeyen kişiyi yakalama yetkisi var.
KİMLİK SORUN YAZININ DEVAMI =
Ancak polis kimlik sorduğu kişilere, kendi kimliğini gösterme ve hangi görevi yerine getirdiğini anlatmakla yükümlü. Yani siz de ona kimlik sorabilirsiniz
ÇANTA ARAYABİLİR
Polis yolda durdurup, üzerinizi ya da çantanızı aramak isteyebilir. Buna hakkı var; ama önce size savcılıktan aldığı arama kararını göstermesi gerekir. Göstermezse siz sorun
ÜST ARAMA KOŞULU
Spor karşılaşmaları, miting, konser gibi yerlerde polis, savcılık emri olmadan üst araması yapabilir. Bir binayı korumakla yükümlü polis memurları, içeri girmek isteyen kişileri arayabilir. Direnenler, 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu'nun 32. maddesine göre para cezası öder
ARABADAN İNDİREBİLİR
Polis otomobilinizi şüpheli görürse durdurabilir. Kolluk amirinin emri ile sürücünün üzerini arayabilir. Savcılık kararı olmadan, kişinin elbisesini çıkarmasını, aracın torpido gözünün ya da bagajının açılmasını isteyemez, çantayı açtırıp içine bakamaz, elini sokup arama yapamaz
TUTANAK TUTTUR
Siz haklı bir neden yokken durdurulduğunuzu düşünüyorsanız, polisten kimliğini göstermesini ve durdurulma nedeni hakkında açıklama yapıp tutanak tutulmasını isteyin. Bu tutanakla hakkınızı mahkemede arayabilirsiniz.
KONUT NASIL ARANIR
Konutlarda adli karar ile sadece gündüzleri arama yapılabilir. Arama işlemine de muhakkak Cumhuriyet Savcısının katılması gerekiyor. Kanuna göre iki kişi işleme tanık olarak katılmalı
ZORLA NASIL YAKALAR
Polisin yazılı bir adli karar olmadan kimseyi yakalama ve zorla bir yere götürme yetkisi yok. Ama kişiyi bir daha bulamayacaksa, savcı ya da amirine ulaşamıyorsa yakalama yetkisi var. Vatandaşın direnme hakkı ise tartışmalı.
HIRSIZIN GİRDİĞİ EV
Polisin peşine düştüğü hırsız bir eve girerse polis de peşinden o eve giremez. Eve girmesi için mutlaka adli karar gerekiyor.
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazartesi, Ağustos 27, 2007
Etiketler: hırsızlık, polis, resmi gazete
26 Ağustos 2007 Pazar
İnterneti bekleyen kabus
İnterneti bekleyen kabus
İnternet kullanıcılarını 3 yıl içinde büyük bir problem bekliyor.
İletişim kaynağı olarak herhangi bir sınırı yokmuş gibi görünen internetin de ucu bucağı olduğu ortaya çıktı. Sayıları her geçen gün artan internet kullanıcıları, gelecekte internete bağlanabilmeleri için gereken IP adresinin ' kalmaması' tehlikesiyle karşı karşıya. Bu tehlike gerçekleşirse, internet sisteminin bir çıkmaza sürükleneceği, hatta sistemin çökeceği ya da kapanacağı düşünülüyor. İnternette her kullanıcının iletişim kurabilmesi için bir çeşit kod işlevi gören IP adreslerinin gelecek üç yıl içinde tükeneceği düşünülüyor. Bu durum, fırsatçılar için yeni bir kazanç kapısı oluşturdu. IP adreslerini ileride karaborsadan satmak için şimdiden yedekleyenler olduğu ortaya çıktı. Yetkililer 'İnternet kullanıcılarını bekleyen en büyük tehlike, internetten yararlanabilmeleri için çok yüksek meblağlar ödemek zorunda kalmaları' diye açıklama yapıyor. Amerikan İnternet Numaraları Dairesi (ARIN) ise çözüm olarak, trilyonlarca yeni adresin sağlanabileceğ i geliştirilmiş bir versiyon olan IPv6 protokolüne geçilmesini öneriyor.
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 26, 2007
10 GÜZEL ÖNERİ..
1. Kendini tanı (Sokrates) Kendi içinde yolculuk yap.
Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkarıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçiyor.
2. Olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol (Mevlana) Dürüst ol, adil ol, hakça düsün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru.
Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan, her şey seni düşürür.
3. En yukarıda aşk var (Aziz Paul) Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, özen eksikse, hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.
4. Dünyayı hayal gücü döndürür (Albert Einstein) Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat herkes için; hayalleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir.
Bobby Kennedy'nin sözü gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve "Neden?" diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve "Neden olmasın?" diye soruyorum
5. Fazla güzellik göz çıkarmaz (Mae West) Güzel hayat doya doya yaşanır. Mutluluk paylaşılır, hayatı sevme hissi coşkuyla beraber gelir. Ruhun müziğinde "Haydi bastır, göster kendini" temposu vardır. Kibir değil, coşku!
6. Fırsatlar yakalandıkça çoğalır (Sun Tzu) Başarı cesaret ister, başlangıçtaki cesaret sonradan inanca dönüşür. İnanç insanlığa daha iyi hizmet arzusuna dönüştüğünde, fırsatlar yelpazesi yukarı bir seviyede tekrar açılır.
7. Ya yap ya yapma. Denemek yok! (Yoda -Yıldız Savaşları) Hayat seri hareket, karar ve kararlılık gerektirir. Tereddütte kalanlar geride kalır. Hayatın üstüne gitmezseniz, hayat sizin üstünüze gelir.
8. Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığında değil, alınacak bir şey kalmadığında oluşur (Antoine de St. Exupery) Hayatınızı basitleştirin. Basite indirge, indirge, bir kere daha indirge... O zaman ne kalıyor ona bak. İstekler listenizi kısa tutun. Kısa tutun ki, odaklanabilesiniz. Güneş ışığına büyüteç tutmak gibi konsantre olmazsanız, hayatı yakamazsınız.
9. Kabiliyet yoksa sanatçı olmaz, ama çalışılmadıkça kabiliyet hiçbir işe yaramaz (Emile Zola) Ancak akıllı, bilinçli ve odağı şaşmayan çabalar sonrası, olası potansiyelin yapabilecekleri gerçekleşir. Elması yontmadıkça elinizde sadece bir taş parçası vardır.
10. Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak... Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak (Albert Einstein) Şükretmeyi unutmamak gerek!
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 26, 2007
Etiketler: albert einstain, aziz paul, emile zola, mae west, mevlana, öneri, sun tzu
HARİKA BİRSÖZ
Bizi hayattan şikayete yönelten şey,
karşılaştığımız zorlukların büyüklüğü değil,
mücadele gücümüzün azlığıdır"
Taylor
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 26, 2007
Risotto ve bulgur
Türkiye yıllarca samimiyetle Batılı bir ülke olmak için çabaladı. Batı'nın savunma ittifakında yer aldı. Batılı bir demokrasi, Batılı bir ekonomi kurmaya çalıştı. Tanıtım filmlerinde mayolu genç kızlar vardı. Çankaya'da şarap içenler...
Devlet televizyonunda lafını seçip söyleyenler.. . Okullarda Batı müziği enstrümanlarını öğrenenler...
* * *Dipte ise bir başka Türkiye vardı.O Türkiye, yer sofrasında soğanı yumruklayıp bulgur yiyordu. TRT spikerleri gibi değil, kendi lisanınca konuşuyordu. İlahi dinliyor, örtünmeyi seviyordu.Ama mayo giyene, şarap içene de ses etmiyordu.İkisi de aynı ülkenin insanlarıydı. Ama ayrı kentlerde, farklı semtlerde yaşıyorlardı.
* * *Sanayileşmeyle ucuz işgücü olarak kentlere aktı köyler...Bariyerler yıkıldı. Artık şarapçılarla bulgurcular aynı coğrafyada, bir aradaydı.Ülkenin yarısının açlık sınırında yaşadığını unutmuş, kendi yarattığı vitrine âşık olmuş lüks restoranlarda "Memleket ne hale geldi" yakınmaları başladı. Ardından "zenci muamelesi" geldi.Barlara "Rakı içen giremez" yazıldı. Risotto karşısında bulgur, cappucino karşısında Türk kahvesi aşağılandı.Kılık kıyafet yasakları dayatıldı. Yol yordam bilmeyenlere "göbeğini kaşıyan adam" yaftası takıldı. Ve ülkenin demokrat insanları onlardan yana çıktı."Kimse kimsenin siyasal tercihine karışamaz, tek bir yaşam biçimini dayatamaz"dı. Kimse "Bu ülke benim, beğenmeyen gider" tavrı alamazdı.
* * *Sonra, "zenci muamelesi"nin uygulandığı her ülkede olan oldu; "zenciler" iktidara ağırlığını koydu.Artık ekranda çoğunluğun dinlediği müzik de vardı; mayo sevmeyenler için tesettür otelleri, şarap sevmeyenler için içkisiz lokantalar.. .
"Vitrin düşkünleri"nin yüreğini burksa da çoğulcu toplumun gereğiydi bu...Lakin iş orada kalmadı. Örtünmeyenle, içenle sorunu olmayan geleneksel mütedeyyin kitleler, dışlandıkça içe kapandı, siyasallaştıkça muhafazakârlaş tı, yoksullaştıkça tahammülsüzleşti.
Zamanla Ramazan'da açık lokanta bulunmaz hale geldi; içki ruhsatları iptal edildi.Mayoyu sevmeyenler "Beğenmiyorum" yerine "Mayo günahtır" demeye başladı.Okullarda din eğitimi zorunlu kılındı. Şarapçılar, sokaktan çekilip seçkin mahallelerindeki korunaklı sitelere sığınırken "bulgurun iktidarı", "Sana ne lan!", "Al ananı git!" diye dayılanmaya başladı.
Şarap içmeme tercihine saygı duyulacak İçişleri Bakanı,
"Ben kuru soğanı kırar, bulgur yerdim. Bana şarap soslu risotto yetirdiler" diye bir valiyi fırçalayabildi.
* * *Ve nihayet Başbakan tüyü dikti: Bekir Coşkun'u "Cumhurbaşkanı nı tanımıyorsan, vatandaşlıktan çek git" diye kovabildi.
Seçim gecesi yaptığı herkesi kucaklama çağrısının cilası döküldü.Her mazlumun, potansiyel zalim olduğu bir kez daha görüldü.Bu yaklaşım, AKP muhaliflerini "Türkiye'nin yeni zencileri" haline getirmiştir.
Dün bulgurcuların var olma hakkını savunanlar için şimdi "risottocular"ı n yanında saf tutma zamanıdır.
Dün şiirden mahkûm olan siyasetçilere sahip çıkanlar, bugün yazısından dolayı kovulan yazarlara sahip çıkmalıdır.
Mayoyu günah, şarabı yasak sayan zihniyete, herkesin günahının hesabını kendisinin vereceği hatırlatılmalıdı r.
Herkesin başbakanı beğenmeme, cumhurbaşkanını benimsememe hakkı olduğu unutulmamalıdı r.
Bu ülkeden birilerini kovmak, başbakan dahil, kimsenin haddi değildir.
Can Dündar
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 26, 2007
yarışma
Pam isimli bir sarisin guzel, "Kim milyoner olmak ister?" yarismasina katilmistir. Tesaduf bu ya, secilen sorularin cogu sarisinin ilgi alanindan ciktigi icin ve joker haklarini dogru kullandigindan, ikramiyesi 500.000 $ a yukselmis, sira son soruya gelmistir.
- Sunucu : Pam sira geldi son soruya. Unutma, bir telefon hakkin kaldi. Sordugum soruya eger dogru cevap verirsen milyoner olacaksin. Eger cevabin yanlis olursa odulun, 32.000 $ a dusecek. Hazir misin?
- Pam : Evet hazirim.
- Sunucu : Asagidakilerden hangi kus, kendi
yuvasini yapmaz.
a) Kizilgerdan
b)Serce
c) Guguk kusu
d)Ardiskusu
- Pam : Arkadasima telefon etmek istiyorum. Ismi; Carol ve kendisi cok guzel bir sarisindir. Arar misiniz lutfen?
- Sunucu : Merhaba Carol. Kim milyoner olmak ister yarismasindan ariyorum. Arkadasin Pam'in yardimina ihtiyaci var. Simdi lutfen dikkatle dinle ve dogru yanit ver.
Pam soruyu arkadasina okur okumaz, Carol yanitlar.
" Yapma Pam. Bu cok basit bir soru. Elbette ki guguk kusu"
-Pam : Emin misin Carol?
-Carol : Kesinlikle eminim Pam. Dedim ya cok basit bir soru bu.
-Sunucu: Evet Pam, Ne diyorsun ? Biliyorsun bu senin son sorundu. Tamam mi, devam mi?
-Pam : Elbette devam edecegim ve arkadasimin yanitini kabul ediyorum. Carol hem guzel hem de cok akildir. Gugukkusu diyorum.Cok uzun gelen birkac saniyelik beklemenin sonucunda, sunucu coskuyla bagirir.
-Tebrikler Pam. Artik bir milyonersin.
Yarisma sonrasi Pam buyuk bir mutlulukla kasabaya doner ve hemen Carol'la bulusur.
-Pam: Carol lutfen soyler misin, o sorunun cevabini nasil bildin? Ustelik kendinden cok emindin.
- Carol: Cok kolay Pam. Guguk kuslarinin yuvasi yoktur ki. Onlarin saat icinde yasadigini herkes bilir.
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 26, 2007
Etiketler: komik blog, kuş, sunucu, yarışma
TELEFON SAPIKLARI İÇİN
sürekli özel numaradan oynatılıyorum ve telf. sesini kapalı tutuyorum. savcılıga başvurdum bu konu ile ilgili dilekce verdim ama hiç bi sonuç yok , sadece oynatan kişiyi çagırıp uyarı veriyorlarmış. Benimde aklıma yönlendirme geldi, hani bazı hatlar varya açar açmaz 10-15 kontör gidiyor öyle bişe yapabilirmiyim. Lütfen yardım edermisiniz :(
Bir sitede gördüğüm bu anlatımı ben denemedim.Ama deneyen bir arkadaş işlemin doğru olduğunu söylüyor.Umarım sizin işinize de yarar.Tek yapmanız gereken 6600 bir telefon bulmak..
6600 vb telefonlar için geçerlidir.telefon posta kutusundan kullanıcı erişim noktası hat seçilir.e posta adresi girilir.giden e posta adresine telefon numaranız yazılır.kendime gönder seçeneği aktif hale getirilir.posta kutusu türü pop3 seçilerek güvenlik kapatılır. (güvenliği kapatma kısmı çok önemli) ve sonra kurbanın araması beklenir.aradığında hiç açmadan sonuna kadar bekliyorsunuz. arama bitince mail adresinize baktığınızda hangi numara olduğunu görebilirsiniz. ..
(alıntı)
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 26, 2007
5 Ağustos 2007 Pazar
SERHAT.N ŞİİRLERİ
http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp?ts23=05.08.2007%2001:52:24&sair=54950&goster=siirler&page=1&ara=&order=tarih
sevgili serhat,hiç böle şeyler ummazdım vala..boyundan posundan fazla duygusal şeylerr bu güzel şiirler:=)
Gönderen
Maranda
zaman:
Pazar, Ağustos 05, 2007
ÇİÇEKCİNİZ
www.milliyet.com.tr
DOST SAYFALAR
YAŞAM DERSİ
Sadece De ki ; Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder Daima seninle kalmaz...
H. Lawrence
**************************************************
**IQ’ lar eşit olmadıkça
insanlar eşit değildir''**************************************************
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
*************************************************
GÜZEL LİNKLER
Şimdi Kayıt Ol:
SEVEREK İZLEDİĞİM FİLİMLER
- BAKIŞ AÇISI(bır suikastın farklı açılarla anlatımı,bayıldım!)
- SU DÜNYASI-Waterworld-Kevin Costner(böyle bir gelecek ihtimalı çok etkilemişti beni)
- İnsanlar Yaşadıkça (1953) -From Here to Eternity (çok eski ama harika bir filim)SAVAŞ
- Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption (izlemekten bıkmadığım tek filim)
- Kapıdaki Düşman-Enemy at the Gates (zevkle izlediğim filimlerden biri)SAVAŞ
- Ölüm Kadına Yakışır-Death Becomes Her(Bruce Willis,Goldie Hawn,Meryl Streep)KOMEDİ
- Eternity and day- Eleni Karaindrou(filmin müziği harikadır)
KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI
- Tibet'in Gençlik Pınarı 2. Kitap
- Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
- Ruhsal Şifa -Dora Kunz
- Geçmiş Yaşamlar Ölümsüz Ustalar- Dr. Briane L. Weiss
- Işığa Bir Adım Kala- Dr. Melvin Morse
- Yaratıcı İmgeleme -Shakti Gawain
- Enerjilerle Pratik Şifa -Donna Eden
- Olgunluk- Osho
- Farkındalık- Osho
- Yakınlık- Osho
- Yaratıcılık -Osho
- Aura ve Çakra Kullanma Kılavuzu - Karla Mc Laren
- Müthiş Sır- Mike Hernacki
- Çocuğunuzla Birlikte Büyüyün - D.Corkille Briggs
- Başarı Korkusu- Martha Friedman
- Sevgi Korkudan Özgürleşmektir - Gerald Jampolsky
- Çekim yasası -Nil Gün
- Geçmişin Gölgeleri - Nil Gün
- Örselenmiş Cinsellik - Aline P.Zoldbrod
- Ruhsal Büyüme - Sanaya Roman
- Gelişen Ruhlar İyileşen Yaralar - Lise Bourbeau
- Doğru Sorular - Debbie Ford
- Gölgenin Sırrı - Debbie Ford
- Pozitif Gücün Büyüsü - Louise Hay
- Düşünce Gücüyle Tedavi - Louise Hay
- Yol Ve Erdemin Kitabı - Lao Tzu
- Tüm Yönleriyle Reiki- W.Lübeck, F. A.Petter
- Reiki Esasları- Diane Stein
- . Işığın Doğuşu- Barbara A. Brennan
- Işığın Elleri -Barbara A. Brennan









